YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6552
KARAR NO : 2023/7528
KARAR TARİHİ : 20.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/367 E., 2015/71 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 9. Sulh Ceza Mahkemesinin, 16.02.2010 tarihli ve 2008/2889 Esas, 2010/79 Karar sayılı kararı ile, sanığın;
a. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine,
b. Kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 28.03.2013 tarihli ve 2012/11582 Esas, 2013/3603 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma ilâmı sonrası İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.04.2015 tarihli ve 2013/367 Esas, 2015/71 Karar sayılı kararı ile, sanığın; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları ile 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 14 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.10.2018 tarihli ve 14-2015/204855 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın katılan ile rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiğinin dosya kapsamı ve ifadelerden anlaşıldığına, o yer Cumhuriyet savcısının mütalaasının da buna yönelik olduğuna, sanığın katılan ile rızası hilafına ilişkiye girdiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanığın katılanla, katılanın rızasıyla organ sokmak suretiyle birden fazla cinsel ilişkiye girdiğine, olay günü sanığın, katılanı başka bir sebepten ötürü döverek basit tıbbi müdahale ile iyileşecek nitelikte yaraladığına, dosya kapsamındaki diğer kanıtlarla birlikte, raporda fiili livata bulgusu bulunmadığı hususu da dikkate alındığında, sanığın katılanla cinsel ilişkiye girmeden önce veya girdiği esnada cebir ve tehdit kullandığına dair sanığın savunmasının aksine mahkumiyetine yeter, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak somut kanıt bulunmadığından sanığın sabit olan eylemlerine uyan reşit olmayanla cinsel ilişki ve basit yaralama suçlarından eylemlerine uyan değişiklik yapılmadan önce yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 86 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece sanığın cebir ve tehditle organ sokmak suretiyle zincirleme olarak çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkeme, “…Sanığın olay tarihinde mağdur ile ilk cinsel ilişkiye girdiğinde yaşının küçük olduğunu bildiği, aralarında evlenme aktinin bulunmadığı, mağdurun yaşı itibari ile o tarihte evlenmelerinin mümkün olmadığı, ancak mağdurun açıkca karı koca olarak yaşadıklarını ve sanığın anne ve babası ile oturduğu eve kendisini götürdüğünü beyan etmesi sebebi ile evli imiş gibi yaşadıklarının anlaşıldığı, mağdurun normal yoldan cinsel ilişkilere rıza gösterdiğinin açıkca beyan ettiği, bu ilişkiler bakımından bir sorun bulunmadığı ancak mağdurun birlikteliklerinin 1 ay sonrasında başlamak üzere sanığın kendisine sürekli normal cinsel ilişkiler sonrasında rıza hilafına anal ilişkiye girdiğini beyan ettiği, sanığında savunmalarında anal yoldan çok kere mağdur ile ilişkiye girdiğinin beyan etmesi karşısında, mağdurun sanık ile yaşadıkları en özeli sayılan bu ilişkileri açıkca anlatarak, en özel yaşamını ortaya koyduğu yargılamada beyanlarının arkasında durması, eşi gibi gördüğü sanığa bu yönde iftira atmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın eylemlerine katlanamaz boyuta geldiğinde karakola sığınması, karakolda eşi tarafından sadece darp edildiğini de söyleyebileceği ancak mağdurun tüm anlatımlarının içeriği ve anlatımları tamamlayan darp raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mağdurun anlatımlarına itibar etmek gerekmiş ve sanığın yaşı küçük olan mağduru ileride evlenecekleri ümidi ile İstanbul’dan Elazığ’a götürüp ailesi ile birlikte yaşadıkları ve buradan başlamak üzere yaklaşık bir yıl boyunca mağdur ile anal yoldan rıza hilafına cinsel ilişkiye girdiği, bu eylemlerde rıza olmaması sebebi ile zincirleme olarak nitelikli olarak yaşı küçük mağdura cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemlerin cebir ile gerçekleştirildiği ve sanığın ” bana arkadan vereceksin, yoksa seni pis döverim, elimde kalırsın” diyerek tehdit ederek dövdüğü bu nedenle zincirleme gerçekleşen eylemler sonunda mağdurun ruh sağlının bozulduğunu adli tıp kurumunun raporu ile sabit olduğu, sanığın kısmen ikrara dayalı kaçamaklı savunmalarının da bu doğrultuda olduğu ancak cezadan kurtulma amaçlı rıza ile cinsel ilişkiyi gerçekleştirdiğine yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Bu nedenle sanık …’ın suç tarihinde yürürlükte olan ve 6545 Sayılı Yasanın 59.maddesi ile değişiklik yapılmadan önce yürürlükte olan 5237 Sayılı TCK’nun 103/1-b maddeleri yollamasıyla eylemine uyan ve lehinde olan 6545 Sayılı Yasanın 59.maddesi ile değişiklik yapılmadan önce yürürlükte olan 5237 Sayılı TCK’nun 103/1-b maddesi yollaması ile 103/2.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Mağdurun olay sonrası alınan adli raporunda mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde olması nedeni ile TCK.nın 103/5 maddesinin yasal koşulları oluşmadığı anlaşılmıştır. ” şeklindeki gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
1. Katılan mağdurenin çelişkili beyanları, Adlî Tıp Şube Müdürlüğü raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın birlikte yaşadığı katılan mağdureye karşı gerçekleşen cinsel ilişki eylemlerinin cebir, tehdit veya hile ile gerçekleştirildiğine dair mahkûmiyete yeter, her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığından eylemlerin mevcut haliyle 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinde düzenlenen 7188 sayılı Kanun kapsamındaki basit yargılama usulüne tabi reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.04.2015 tarihli ve 2013/367 Esas, 2015/71 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.