Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/8368 E. 2023/8274 K. 11.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8368
KARAR NO : 2023/8274
KARAR TARİHİ : 11.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/263 E., 2015/162 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/263 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararı ile, suça sürüklenen çocuğun; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.03.2019 tarihli ve 14-2015/312525 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuğun kovuşturmada alınan beyanında, o tarihten 2-3 hafta önce ergen olduğunu belirtmesine rağmen gerekçeli kararda olay tarihinden 2-3 hafta ergen olduğunun yazılarak karar verildiği, suça sürüklenen çocuğa ilişkin Adlî Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporunun çelişkili olduğuna, sosyal inceleme raporu ile Adlî Tıp Kurumu raporunun suç tarihinden 8-9 ay sonra alındığından suç tarihine ilişkin somut tespitin bulunmadığına, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen sosyal inceleme raporu ve Adlî Tıp Kurumu raporunun suç tarihinden yaklaşık 8-9 ay sonra aldırılabildiği, suç tarihine veya bu tarihe yakın bir tarihe ilişkin somut tespitin bulunmadığı bu nedenle somut şüphenin sanık lehine düşünülerek güvenlik tedbirine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “…Her ne kadar SSÇ tarafından inkar yönünde savunma geliştirilmiş ise de mağdurun soruşturma ve mahkeme aşamasında kamera kaydı eşliğinde alınan beyanlarının istikrarlı olduğu, mağdurun 6 yaşında olması nedeni ile cinsellik ile ilgili hiçbir bilgiye ve cinsel dürtüye sahip olamayacağı dikkate alındığında cinsellik ile ilgili yalan konuşmasının ya da bir takım olayları kurgulamasının olağan hayat tecrübelerine göre imkansız olduğu, olay tarihi itibariyle SSÇ ile mağdurun ailesi arasında mağdurun SSÇ’ye iftira atmasını gerektirecek bir husumetinin bulunmadığı, kaldı ki 6 yaşındaki bir çocuktan iftira atmasının da beklenemeyecek bir husus olduğu, diğer yandan SSÇ’nin ‘saklambaç oynadıklarını kabul ederek saklambaç oynadıkları yerde çiş yaptığı ve mağdurun bu sırada kendi cinsel organını gördüğü’ yönündeki beyanının da mağdur anlatımlarını kısmen desteklediği, dolayısıyla tevilli ikrar niteliğinde olduğu, mahkememizce SSÇ ile ilgili aldırılan Sosyal İnceleme Raporunun Değerlendirme bölümünde ‘SSÇ’ye olayı anlatması istendiğinde SSÇ’nin annesinin sıklıkla araya girerek olayı anlatmaya çalıştığı’ yönündeki tespitin mahkememizce SSÇ’nin eyleminin gizlenmeye çalışıldığı yönünde mahkememizde sabit kanaat oluşturduğu, yine aynı raporda ‘SSÇ’nin işlediği fiilin huhuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yaşıtları seviyesinde olduğunun’ tespit edildiği, SSÇ ile ilgili duruşmada heyet tarafından gözlemde bulunulduğu, ‘olay tarihinden 2-3 hafta önce önce cinsel organından sıvı gelmesi üzerine ergen olduğunu öğrendiğini, ancak bu sıvının tuvalette ıkınma sonucu geldiğini” beyan ettiği, bunun üzerine SSÇ’nin davaya konu suç ile ilgili olarak algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olup olmadığı yönünde rapor aldırılmasına karar verildiği, aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 30/03/20015 tarih ve 2015/27143/1394 sayılı raporu ile SSÇ’nin ‘basit cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğunun ancak daha fazla güç kullanımı ile daha fazla bilgi, beceri gerektiren ve amacını merak ve cinselliği keşiften ziyade doğrudan cinsel doyuma ulaşmaya yönelik nitelikli cinsel eylemlere ve cebir, tehdit ve hile gibi başka nedenlerin eşlik ettiği basit cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğunun’ bildirildiği, dosyaya yansıyan şekli ile eylemin bizzat cinsel doyuma yönelik olduğunun anlaşıldığı, Her ne kadar SSÇ hakkında basit cinsel istismar suçundan sevk maddesi yazılarak cezalandırma istenilmiş ise de hem iddianame anlatımından hem de mağdur ve katılanların beyanlarından eylemin aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda (zincirleme şekilde) çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, bu nedenle ek savunma hakkı tanındığı, SSÇ’nin ek savunmasında önceki savunmalarını tekrar ettiği, SSÇ’nin inkara dönük savunmalarının bütünü ile suçtan ve cezadan kurtulmaya dönük olduğu ve mahkememizce bu savunmalara itibar edilmediği, İstanbul Adli Tıp Kurumunca düzenlenen rapor doğrultusunda SSÇ’nin, işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılaması nedeni ile cezai sorumluluğunun bulunduğunun görüldüğü ve cezalandırılması gerektiği anlaşılmakla;…” şeklindeki gerekçesi ile suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim edilen 01.12.2014 günlü raporuna göre, işlediği iddia edilen fiil ile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmediğinin belirtilmesinin ardından Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan alınan 30.03.2015 tarihli raporunda ise suça sürüklenen çocuğun basit cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğunun ancak daha fazla güç kullanımı ile daha fazla bilgi, beceri gerektiren ve amacını merak ve cinselliği keşiften ziyade doğrudan cinsel doyuma ulaşmaya yönelik nitelikli cinsel eylemlere ve cebir, tehdit ve hile gibi başka nedenlerin eşlik ettiği basit cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğunun belirtilmesi karşısında, anılan raporlar arasında suça sürüklenen çocuğun ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda çelişki oluştuğu gözetilip dava dosyasının Adlî Tıp Kurumu Birinci Üst Kuruluna gönderilerek rapor alınması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme nazara alınarak yapılan değerlendirmede hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu gözetildiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 01.10.2014 günlü iddianamede mağdureye cinsel istismar eyleminde bulunan suça sürüklenen çocuğun değişik tarihlerde istismar eylemini birden fazla tekrarladığına dair herhangi bir anlatım ve bu kapsamda usulüne uygun açılmış kamu davası bulunmadığı halde hakkında müsnet suçtan belirlenen cezanın zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ile artırılması, hukuka aykırı görülmüştür.
3. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/263 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.12.2023 tarihinde karar verildi.