YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9630
KARAR NO : 2023/8701
KARAR TARİHİ : 20.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/210 E., 2015/160 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2015 tarihli ve 2014/210 Esas, 2015/160 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk …’ın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ile ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.05.2019 tarihli ve 14-2015/389936 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Tarafların beyanları arasında çelişki giderilmeden hüküm kurulduğuna, takdiri indirim maddesinin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde on iki – on beş yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk … hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 14.08.2015 tarihli raporunda da suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildiğinden olayda suça sürüklenen çocuğun soruşturma ve yargılama sırasında dosyaya yansıyan şahsi ve sosyal durumu, bireysel özellikleri de gözetilerek 5395 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fırkası gereğince hakkında ayrıca sosyal inceleme raporu alınmasına gerek olmadığı değerlendirilerek, olay tarihlerinde suça sürüklenen çocuğun, cinsel organının üzerine mağduru oturtturmak ve cinsel organını mağdurun arka tarafına sürtmek suretiyle teselsül halinde birden fazla olacak şekilde mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal ettiğinin Mahkemece dosya kapsamında bulunan mağdurun aşamalarda değişmeyen anlatımları, dinlenen tanıklar ve katılan beyanları ile sabit görülerek çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Suç tarihinde on iki- on beş yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usül ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre; ”Fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından sosyal inceleme yaptırılması zorunludur.” hükmü gözönüne alınarak rapor aldırılmaması,
2. Kabule Göre de;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 ve 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddelerinde belirtildiği şekilde mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve suç oluşturduğu sabit görülen fiiller ile bunların hukuki nitelendirmelerinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde İlk Derece Mahkemesince çocuğun cinsel istismarı suçunun 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki cebir unsurunun ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2015 tarihli ve 2014/210 Esas, 2015/160 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.