Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13692 E. 2023/3169 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13692
KARAR NO : 2023/3169
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2017 tarihli ve 2017/2376 Esas sayılı iddianamesiyle sanığın mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı cezalandırılması talep edilmiştir.

2. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2019 tarihli ve 2017/257 Esas, 2019/91 Karar sayılı kararı ile sanığın katılan mağdure Hasret’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2019/2342 Esas, 2019/1541 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2019/2342 Esas, 2019/1541 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.10.2021 tarihli ve 2021/22182 Esas, 2021/8687 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hükmün “Sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on altı yaşını bitirip, on yedi yaşına gireceğini söylediği yönündeki savunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince olayda 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 230. maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu kararlara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi,” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 09.05.2022 tarihli ve 2022/102 Esas, 2022/174 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdure Hasret’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın mağdure Hasret’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair mağdurenin aşamalardaki soyut ve çelişkili beyanları haricinde sanığın cezalandırılmasını gerektirir yeterli delil bulunmadığına, müsnet suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte sanığın mağdureye yönelik eyleminin onun rızası dahilinde bir kez gerçekleşmesine karşın hakkında mağdura hile uyguladığı ve suçu zincirleme şekilde işlediği kabulüne göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın olay sırasında on beş yaşını doldurmasına az bir zaman kala mağdurenin yaşında yanıldığına, bu nedenle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin uygulanarak buna göre hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin atılı suçtan dolayı uğramış olduğu manevi zararın ağırlığı, sanığın suç kastının yoğunluğu gözetilmek suretiyle sanık hakkında temel cezanın en üst hadden tayini ile neticeten belirlenecek cezada
takdiri indirim maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması gerekirken aksine uygulamayla hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava konusu olayın ve kurulan hükmün; “Sanık ile mağdurun dosyanın temyize gelmeyen diğer mağduru olan Kübra’nın vasıtasıyla tanıştıkları, mağdur ile hakkındaki hükümler aşamalarda kesinleşen dosyanın diğer sanığı … arasında yaşanan duygusal ilişki neticesinde sanık …’de mağdura ait fotoğraf ve videoların bulunduğundan bahisle mağdur …’in aynı iş yerinde çalıştığını bildiği sanık … ile iletişime geçerek kendisine yardım etmesi talebinde bulunduğu, sanığın mağdura yardım edeceğini söyleyerek mağdur ile iletişim kurmaya başladığı, ilerleyen süreçte mağdur ile yardım etme konusunda muhabbetini ilerlettiği ve mağdur ile sanık …’den fotoğraf ve videoları alma ve yok etme konusunda konuşmak üzere ilçemizde bulunan Carrefour market yakınlarında bulunan sanık …’ye ait boş bir eve 17.05.2017 tarihinde gittikleri, sanık ile mağdurun burada konuşarak ayrıldıkları, 18.05.2017 günü sanık ile mağdurun buluşarak tekrar bu eve gittikleri sanığın mağdura içerisinde güzel sözler bulunan kağıt, kolye gibi hediyeler aldığı ve mağdura verdiği, yine dosya içerisindeki mesajlaşma kayıtlarına göre …’de bulunduğu iddia edilen fotoğraf ve videolar yönüyle mağdurun iradesini etkilediğinin anlaşıldığı, bunun üzerine vajinal yoldan ilişkiye girdikleri, yine bu olaydan bir kaç gün sonra sanık ile mağdurun aynı evde vajinal yoldan tekrardan ilişkiye girdikleri;
Bu hususun dosya içerisinde yer alan mesajlaşma kayıtları ve güvenlik kamera görüntüleri ile de doğrulandığı, söz konusu ilişkilerin yaşandığına dair dosya kapsamında sanık ile mağdur arasında geçen mesajlaşma içeriklerinin bulunduğu, yine dosya içerisinde mağdurun çıplak fotoğraflarını içeren ve özellikle ‘şaheser’in’ şeklinde yazarak göğsünü gösterdiği fotoğrafın bulunması, yine mağdurun babası müşteki Cumali’nin kızının son günlerdeki farklı davranışlarından şüphelenerek kızı ile konuşmasından sonra olayın ortaya çıkması, son ilişkinin gerçekleştiği günden hemen sonra cinsel ilişkinin gerçekleştiği evde bulunan battaniye, peçete vs. üzerinden alınan leke ve sıvı örneklerindeki DNA’lar ile sanık ve mağdur DNA’larının uyuştuğu, yine mağdura ait iç beden muayenesi sonucu kızlık zarında bir haftadan eski olmayan yırtığın tespit edilmesi, mağdur ile sanığın olay yeri görüntü inceleme tutanaklarına göre ayrı ayrı gelerek ve ayrılarak olayı gizlemeye çalışmaları hususları birlikte değerlendirildiğinde;
Her ne kadar dosya kapsamında mevcut bulunan mesajlaşma içeriklerine göre mağdurenin söz konusu eve gitmede rızasının bulunduğu anlaşılsa da olay tarihi itibari ile on beş yaşından küçük mağdurenin rızasının geçerli olmayacağı, yine sanığın dosyanın diğer sanığı …’de mağdur …’e ait fotoğraf ve videolar olduğundan bahisle konuşmak üzere çağırması sonucu hile ve iradeyi etkileyecek hal ile hareket etmesi hususları dikkate alındığında mağdurenin rızasının mevcut olayda geçerli olmayacağı, bu eylemler nedeniyle sanığın mağdura karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği;
Bu kabul ve gerekçeye istinaden sanığın TCK’nın 109/2. maddesi uyarınca temel cezası belirlenmiş, sanığın eylemini çocuk yaştaki mağdura karşı gerçekleştirdiği anlaşıldığından cezasında TCK’nın 109/3.f maddesi uyarınca 1 kat artırım yapılmış, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini cinsel amaçla işlediği anlaşıldığından TCK’nın 109/5 maddesi uyarınca cezasında yarı oranda artırım yapılmış, TCK’nın 62.maddesi uyarınca sanık hakkındaki cezada 1/6 oranında indirim yapılmış;
Her ne kadar sanık aşamalarda mağdurenin kendisine 16 yaşını bitirip 17 yaşına gireceğini söylediğini savunmuş ise de mağdurenin resmi doğum kaydının bulunduğu, suç tarihinin 2017 yılı olduğu, mağdurenin doğum tarihinin 04.10.2002 olduğu, mağdurenin dosya içerisinde yer alan fotoğrafları incelendiğinde mahkemece yapılan değerlendirmede yaşının büyük göstermediğinin anlaşıldığı ve gözlemlendiği, yine mağdurenin dosya içerisinde yer alan gerek kıyafetli gerekse kıyafetsiz resimlerinden mağdurenin yaşının sanığın savunmasında belirttiği gibi 17 yaşında göstermediğinin anlaşıldığı, mağdureye ait dosya içerisinde birden fazla fotoğrafın bulunduğu, fotoğrafların genelinde mağdurenin yaşının küçük olarak göründüğü, normal dışarıdan bakıldığında mağdurenin yaşının küçük olduğunun herkes tarafından anlaşılabileceği, taraflar arasındaki mesajlaşmalarda yaşa ilişkin bir tespit bulunmadığı dikkate alındığında sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanamayacağı kanaatine varılarak bu kabul uyarınca hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.” şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre sanık hakkında mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan “HUKUKİ SÜREÇ” başlığı altındaki (5) numaralı bölümde belirtildiği biçimde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 09.05.2022 tarihli ve 2022/102 Esas, 2022/174 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.