Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14622 E. 2023/5520 K. 25.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14622
KARAR NO : 2023/5520
KARAR TARİHİ : 25.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1704 E., 2022/1675 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma

Sanık hakkında mağdure … …’e yönelik eylemi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında mağdure … …’a yönelik eylemi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.01.2022 tarihli ve 2020/79 Esas, 2022/12 Karar sayılı kararı ile sanığın;
a) Mağdure … …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler öncesindeki 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 53 ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Mağdure … …’a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler sonrasındaki 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Kararı verilmiştir.

2. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.06.2022 tarihli ve 2022/1704 Esas, 2022/1675 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde sanığın hakkında kurulan hükümlerde alt sınırdan orantısız uzaklaşılması hususu hukuka aykırı görülerek mağdure … …’e karşı eylemi nedeniyle sonuç olarak 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla; mağdure … …’a yönelik eyleminden ötürü de sonuç olarak 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası tayini suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.11.2022 tarihli ve 9-2022/124277 sayılı, kısmî ret, kısmî bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri; şikayetin aradan 10 yıl geçtikten sonra yapılmış olmasına, mağdureler beyanı dışında somut delilin olmamasına, mağdure beyanlarının çelişkili olmasına, olay üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra alınan psikolojik tesirlerin tespitinin bilimsel olarak yapılmasının mümkün olmamasına, mağdure … …’ın doğumdan kısa süre geçirdiği rahatsızlık nedeniyle akli ve psikolojik yapısında kalıcı etkilerin olduğuna ve bu hususun araştırılması gerekmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince “Mağdurun aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları ile olayı tam olarak anlatması, mağdurun beyanlarının tarafsız tanık … tarafından tam olarak doğrulanması, olayın diğer mağdurun annesi Sinem’in verdiği dilekçe ile ortaya çıkması, mağdurun ve ailesinin, sanık ve ailesi arasında herhangi bir husumetinin bulunmaması, mağdurun sanığa iftira atmasının gerektirir bir halin bulunmaması, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmada bulunduğunun mahkememizce anlaşılması karşısında mahkememizce mağdur …’nun beyanlarına üstünlük tanınmış, sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.

Mahkememizce üstünlük tanınan mağdur …’nun beyanları ile, sanığın 2012 yılında mağduru yatak odasına götürdüğü, dışardan birilerinin odaya girmemesi için odanın kapısını kilitlediği, kendisinin yatağa uzandığı, cinsel arzularının tatmini için mağdura masaj yaptırmaya başladığı, sanığın önce yüz üstü yattığı, mağdurun sırtına oturtarak sırtına masaj yaptırdığı, daha sonra sırtüstü uzanarak mağdura masaj yaptırmaya devam ettiği, cinsel organını çıkartarak mağdurdan cinsel organına da masaj yapmasını söylediği, mağdurun elini tutarak cinsel organına dokunmasını sağlamaya çalıştığı, mağdurun, sanığın cinsel organına dokunmayarak yanına oturması üzerine sanığın mağdurun tişörtünü yukarı doğru sıyırarak göğüslerini ellemeye çalıştığı, bunun üzerine mağdurun odadan kaçarak çay toplamakta olan annesinin yanına gidip akrabası olan tanık …’ye olayı anlattığı şeklindeki eylemleri ile sanığın üzerine atılı ‘Çocuğun Cinsel İstismarı’ suçunu işlediği ve yine ” Mahkememizce üstünlük tanınan mağdur …’nin beyanları ile, sanığın 2014 yılında ayının tam olarak belirlenemediği zamanda yaklaşık bir saat kadarki zamanda evinde bilgisayarda oyun oynayan mağdur …’yi kucağına alarak mağdurun göğsüne, beline dokunduğu, dokunurken bir yerden de salladığı, daha sonra oyun oynama sırası diğer çocuklara geçmesi nedeniyle oturma odasına geçen mağdurun yanına tekrar gelerek mağduru kucağına aldığı, ‘hava sıcak sütyenini çıkar’ diyerek mağdurun göğsünün altından tutarak salladığı ve göğüslerine dokunduğu şeklindeki eylemleri ile; 2015 yılında, ayının tam olarak belirlenemediği zamanda, sanığın evinde bilgisayar oyunu oynayan mağduru kucağına oturtarak mağdurun kıyafetin altından göğüslerine dokunarak kendisini salladığı ve elini mağdurun pantolonunun içine sokarak mağdurun cinsel organına dokunduğu şeklindeki eylemleri ile sanığın üzerine atılı ‘Zincirlemeli Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı’ suçunu işlediği ve yine mahkememizce şeklindeki kabul edilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince ”Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanık …’ya yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen eylem yönünden 2012 yılı yaz ayları, katılan …’a yönelik gerçekleştirdiği eylem yönünden ise 2015-2016 yılı yaz ayları olarak belirtilmesi gerekirken 2012-2014 olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Sanığın mağdur …’a yönelik olarak gerçekleştirdiği iddia edilen çocuğun cinsel istismarı yönünden suç tarihinin 2015-2016 yılı yaz ayları olarak kabul edildiği olayda, sanık hakkında müsnet eylemler yönünden 6545 sayılı kanun değişikliği sonrası 6763 sayılı kanun değişikliği öncesi TCK’nın ilgili hükümlerinin uygulandığının anlaşıldığı, sanığın mağdur …’ın eniştesi olması sebebi ile sanık hakkında TCK’nın 103/3-c maddesinin uygulanması gerekirken sanık hakkında söz konusu kanun maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe istinaf başvurusu olmadığından eleştiri konusu yapılmıştır.
İlk derece mahkemesinin karar gerekçesinde sanığın mağdur …’ya yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen cinsel istismar eylemleri bakımından yapılan değerlendirmede, sanığın mağdurun eniştesi olduğu hususu belirtilmiş ise de, sanık ile mağdur arasında 3. Derece kayın hısımlığı ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından bu husus dairemizce hatalı bulunmuştur.
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK’nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289. maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve takdirine göre, suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
İlk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilen eleştiriler dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı saptanmış olmakla, istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında mağdurlar … ve …’a yönelik olarak gerçekleştirdiği iddia edilen çocuğun cinsel istismarı suçları yönünden temel ceza belirlenirken alt sınırdan fazlaca uzaklaşılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı görüldüğünden, duruşma açılarak davanın yeniden görülmesini gerektirmeyen bu hususun, CMK’nun 280/1-a ve 303.maddeleri gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan…” şeklindeki gerekçeyle istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Mağdure … …’e Yönelik Eyleminden Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları” nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin anılan hükme yönelik temyiz isteminin aynı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık Hakkında Mağdure … …’a Yönelik Eyleminden Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Yargılamaya konu olayda tanık beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Tebliğnamedeki Görüş Açısından
Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca olayın daha ziyade aydınlanması gerekmediğinden aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince hukuka aykırılık giderilmek suretiyle duruşma açılmaksızın sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Mağdure … …’e Yönelik Eyleminden Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Mağdure … …’a Yönelik Eyleminden Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.06.2022 tarihli ve 2022/1704 Esas, 2022/1675 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Rize Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.09.2023 tarihinde karar verildi.