Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14625 E. 2023/2928 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14625
KARAR NO : 2023/2928
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/138 E., 2022/127 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11.02.2014 tarihli ve 2013/76 Esas, 2014/13 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

2. Kararın mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.10.2021 tarihli ve 2021/1286 Esas, 2021/8671 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazlarının reddi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi nedeniyle bozma kararı verilmiştir.

3. Bozma ilamı üzerine Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/138 Esas, 2022/127 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.11.2022 tarihli ve 9-2022/123675 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın tahliye olduktan sonra mağdurenin sanıkla iletişim kurmaya çalıştığını, sanıkla yeniden birlikte olmak istediğini sanığın reddettiğini, mağdurenin sanığa olan ilgisinin saplantı niteliğinde olduğunun açık olduğunu, sanığın karşılık vermemesi nedeniyle mağdurenin sanığa iftira attığını, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı üzerine; “Mahkememizin 11.02.2014 tarih 2013/76 Esas 2014/13 karar sayılı kararı katılan mağdure vekili ve Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiş olup Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 26.10.2021 tarih ve 2021/1286 Esas, 2021/8671 Karar sayılı ilamıyla sanık … *** hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün mağdure hakkında İstanbul Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 15.11.2013 tarihli raporda mağduru bulunduğu olaylar nedeniyle sanıkların birlikte gerçekleştirdikleri eylemlere bağlı olarak ruh sağlığının kalıcı ve sürekli olarak bozulduğunun bildirilmesi karşısında, ruh sağlığının sanık …’in eyleminden dolayı müstakilen bozulup bozulmadığının tespit edilmemesi karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanamayacağı gerekçesi ile bozulmuş olmakla dosya yeniden mahkememizin 2021/138 Esas sırasına kaydedilerek mahkememizce sanık … ***nın üzerine atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden yapılan yargılama sonucunda;
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, katılan mağdur … ***’ın 03/03/1997 doğumlu olup suç tarihinde on altı yaşında olduğu, Silifke Devlet Hastanesinin 14/02/2013 tarihli ve Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu’nun 15.11.2013 tarih 4823 sayılı raporlarında “Yargılamaya konu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunduğunun, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına engel teşkil edecek mahiyet ve derecede rahatsızlığının olmadığının belirlendiği anlaşılmışır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, katılan … *** ve tanık … ***’ün anlatımları, katılan … ile sanık … arasındaki telefon görüşme kayıtlarına göre; 2012 Aralık ayının tam olarak tespit edilemeyen bir gününde katılan … ***’ın iş çıkışı sanık … *** ile rızasıyla birlikte olmak için akşam vakti motorsikletine binip Sayağzı Mahallesinin üst kısmındaki baraj kenarında bulunan ormanlık alana gittiği ancak aynı yerde mahkememizin 2013/76 Esas sayılı dosyasında SSÇ olan Beytullah ile tanık …’in de bulunduğunu görmesi üzerine, onlarda varken sanık … ile cinsel ilişkiye girmek istemediği, bu nedenle sanık …’in cinsel ilişkiye girme talebini kabul etmediği fakat sanık …’in cinsel ilişkide ısrar ettiği ve katılan …’in üzerindeki giysileri zorla çıkarmaya çalıştığı, akabinde pantolonunu zorla çıkarıp onu yere yatırdığı, bu sırada katılanın ağlayıp sanık …’e direndiği ancak, sanık …’in ısrarı ve zorlaması neticesinde katılan ile orada cinsel ilişkiye girdiği, sanık …’in katılana yönelik bu eylemleri sırasında Beytullah ve tanık …’in herhangi bir iştirak ve yardımları olmaksızın olanları uzaktan izledikleri şeklinde somut olayın gerçekleştiği bu suretle sanık …’in katılan …’e karşı TCK’nun 103/2 maddesinde düzenlenen cinsel istismar suçunu, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ile tanık …’in yeminli anlatımıyla atılı suçlar sübuta erdiğinden sanık …’in aksi yöndeki savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Yukarıda ortaya konulan oluş ve açıklamalar karşısında sanık …’in iş çıkışı motorsikletiyle gittikleri Sayağzı Mahallesi üstündeki baraj kenarında bulunan ormanlık alanda katılan …’e karşı, istememesine rağmen zorla, cebir kullanarak organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve tanık …’in anlatımıyla sabit olduğundan, sanık …’in eylemine uyan TCK’nun 103/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda katılan … ***’a karşı cinsel istismar suçunu birden fazla işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın cezasında TCK’nun 43. maddesi gereğince artırım yapılmamış, her ne kadar Mersin Üniversitesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 07.03.2013 tarihli ve Adlî Tıp 6. İhtisas Kurulu’nun 15.11.2013 tarih 4823 sayılı raporunda katılan … ***’ın ruh sağlığının kalıcı ve sürekli olarak bozulduğu tespit edilmiş ise de; ruh sağlığının sanık …’in eyleminden dolayı müstakilen bozulup bozulmadığının tespit edilmemesi karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın eyleminin organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçu olduğu, bozma öncesi yapılan yargılamada karardan sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun’un 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 13. maddesi ile TCK’nın 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinden mahkememizce yapılan lehe aleyhe değerlendirmesinde;
6545 sayılı Yasa ile değişiklik öncesi düzenleme çerçevesinde;
Sanık … ***’nın suç tarihinde katılan … ***a yönelik organ sokmak sureti ile cinsel istismar suçunu işlediği sabit olduğundan, eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın 103/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önemi ve değeri, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak mahkememizce alt sınırdan uzaklaşılmayarak 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasında TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği,
6545 sayılı Yasa ile değişiklik sonrası düzenleme çerçevesinde;
Sanık … ***’nın suç tarihinde katılan … ***’a yönelik organ sokmak sureti ile cinsel istismar suçunu işlediği sabit olduğundan, eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın 103/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önemi ve değeri, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak mahkememizce alt sınırdan uzaklaşılmayarak 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasında TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği,
Bu sonuçla, 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki hükümlerin uygulanması durumunun sanığın lehine olduğu kanaatine varılarak 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki hükümlerin uygulanması suretiyle sanığın hükümdeki gibi cezalandırılmasına, sanığa verilen hapis cezasının miktarı dikkate alınarak TCK’nın 50. maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlara çevirme, TCK’nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme ve CMK’nın 231/5 maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.” gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/138 Esas, 2022/127 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.