Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/16257 E. 2023/4305 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16257
KARAR NO : 2023/4305
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/188 E., 2022/597 K.
SUÇLAR : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’nun 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2011 tarihli, 2011/7162 Esas numaralı iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması talebiyle cinsel taciz suçundan kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.07.2012 tarihli ve 2011/2179 Esas, 2012/2360 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince yargılama yapılmak üzere görevsizlik kararı verilmiştir.

3. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2014 tarihli ve 2012/2097 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2014 tarihli ve 2012/2097 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararının sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 06.02.2020 tarihli ve 2017/1627 Esas, 2020/940 Karar sayılı kararı ile özetle iddianamede bedensel temas içeren eylemden bahsedilmemesi ve iddianamede yer verilmeyen eylemden dolayı görevsizlik kararı da verilemeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19.03.2020 tarihli, 2020/13433 Esas numaralı iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 105 inci maddesinin ikinci fıkrası, gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davaları açılmıştır.

6. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2020 tarihli ve 2020/185 Esas, 2020/220 Karar sayılı kararı ile davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.

7. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2020/173 Esas, 2021/229 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eylemlerinin cinsel saldırı suçunun oluşturduğu kabul edilerek cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

8. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2020/173 Esas, 2021/229 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.12.2021 tarihli ve 2021/22569 Esas, 2021/10064 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesine aykırı davranılması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

9. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/188 Esas, 2022/597 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eylemlerinin cinsel saldırı suçunun oluşturduğu kabul edilerek cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

10. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.12.2022 tarihli ve 9-2022/153187 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; mahkemece maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla yargılama yapılmadığına, katılanın beyanlarının çelişkili olduğuna, suç duyurusun geç yapıldığına ve kıdem tazminatı almak için ileri sürüldüğüne, savunma tanıklarının beyanlarının katılanı doğrulmadığına, katılan tanıklarının beyanlarının öğretilmiş ve duyuma dayalı olduğuna, katılanın iddialarının tanık beyanlarıyla doğrulandığı yönündeki gerekçenin hatalı olduğuna, sanığın savunmalarının tutarlı olduğuna, suçların unsurlarının oluşmadığına, kabul etmemekle eylemin sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığının değerlendirilmediğine, eylemin cinsel amaç güdüp gütmediğinin araştırılmadığına, sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmesi gerektiğine, kararın bozulması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”Sanığın savunması, katılanın aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları, Adli Tıp Raporu, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın direktör olduğu işyerinde katılanın da direktör yardımcısı olarak çalıştığı, buna göre sanığın katılanın amiri konumunda olduğu, işleri gereği sanık ile katılanın sürekli telefon görüşmeleri yaptıkları, katılanın evli ve çocuk sahibi olduğu, sanığın katılana yakınlaşmak istediği, istediğini yerine getirmezse sorunları çözmeyeceğini ve başarısız yapacağını belirterek cinsel yönden imalarda bulunduğu, belirli bir süre bu şekilde taleplerde bulunduktan sonra katılan ile sanığın bilgisayarda çalıştıkları sırada, sanığın katılanın ayağının üst kısmını eliyle okşadığı, katılanın tepki göstererek oradan uzaklaştığı, daha sonra sanığın yine taleplerini yinelemeye devam ettiği ve yine yalnız kaldıkları bir ortamda katılanın sol bacağını eliyle okşadığı, sonrasında katılanın iş yerinden istifa etmek zorunda kaldığı, böylece sanığın hizmet ilişikisinin sağladığı nüfuzu kullanmak suretiyle katılana yönelik olarak cinsel saldırı suçunu işlemiş olduğu, anlaşılmakla sanığın sübut bulan suçtan cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; bozma kararı sonrası yeniden dinlenen katılanın aşamalarda alınan beyanlarının kendi içinde çelişkili olmaması ve katılanın bu beyanlarının kısmen bozma kararı sonrası tekrar dinlenen tanıklar … *** ve … ***’in beyanları ile doğrulanmış olması, savunma tanıklarının doğrudan görgüye dayalı bilgilerinin bulunmaması, gerek katılanın gerekse tanıklar … ve …’nın sanığı haksız yere suçlamalarını gerektirir bir neden bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilmiştir.
Sanık müdafiileri tarafından Mahkememizce bozma sonrası yapılan işlemlerin usule aykırı olduğu belirtilerek ilk bozma kararı sonrası düzenlenen iddianamenin ve yapılan birleştirme işleminin usule aykırı olduğu gibi, birleştirme kararının kesinleştirme işlemlerininde usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiş ise de; Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin bozma ilamının usulü işlemlere yönelik olması nedeni ile fiilen Mahkememizin bozma ilamına direnme durumunun olamayacağı ve usuli eksikliklerin tarafların beyanı alınmadan da tamamlanabileceği değerlendirilmiş, bu eksikliklerin tamamlanması bakımından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gereğinin takdiri için bildirimde bulunulmuş, İddia makamının dava açmayı gerekli görmesi üzerine, düzenlenen iddianame sonrası fiili ve hukuki bağlantı nedeni ie Mahkememizin 2020/173 Esas ve 2020/185 Esas sayılı dosyalarının birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme kararlarının mahiyeti gereği CMK nunda sayılan itiraza tabi kararlardan olmadığı ve bu kararların asıl hüküm ile birlikte asıl hükmün tabi olacağı yasa yolu incelenmesi mümkün nitelikli kararlar olması itibari ile birleştirme kararı taraflara tebliğ edilmemiş, UYAP sisteminden teknik olarak dosyanın kaydının kapatılarak diğer dosya ile birleştirilme işlemlerinin yapılması için usulen kesinleştirme işleminin yapıldığı, nitekim birleştirme kararı verilmesinden sonra, sanığa bozma ilamına, yeni düzenlenen iddianameye ve birleştirme kararına karşı savunma ve beyanlarını bildirme hakkı tanındığı, buna göre Mahkememizce yapılan işlemlerde bir usulsüzlük olmadığı, sanık müdafilerinin birleştirme kararına ve bozma sonrası yapılan işlemlere karşı itirazlarının asıl karar ile birlikte Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından dikkate alınarak karar verileceği değerlendirilmiştir.
Sanık hakkında hüküm tanzimi aşamasında; suçun işleniş şekline sanığın şahsi ve sosyal durumuna göre cezası suç tarihinde yürürlükte olan ve ceza miktarı itibari ile sanık lehine olan 6545 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali ile TCK 102/1 maddesi gereğince cezası alt sınırdan uzaklaşılmaksızın belirlenmiş olup, sanık ile katılanın altlık üstlük ilişkisi içinde çalışıyor olmaları nedeni ile hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzu kötüye kullanarak atılı suçu işlediği anlaşılmakla cezası TCK 102/3-b maddesi gereğince arttırılmış, sanığın hukuki kesinti olmaksızın aynı katılana yönelik olarak aynı nitelikli eylemi farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği kabul edilmekle sanık hakkında TCK 43/1 maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanmış ve aşağıdaki şekilde sanığın cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.”
Şeklindedir.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin aşağıda belirtilen bozma ve eleştiri nedenleri dışında usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir

2. Sanığın katılana yönelik cinsel saldırı eyleminin işlendiği zaman dışında farklı tarihlerde cinsel içerikli sözler söylemesi ayrıca cinsel taciz suçunu oluşturacağı, ancak suç tarihinden karar tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden eylemlerin bir bütün olarak cinsel saldırı suçunu oluşturduğunun kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Sanığın farklı tarihlerde mağdurenin ayağının üst kısmına ve bacağına dokunma, eylemlerinin ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyini aşmadığı gözetilmeden, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde cinsel saldırı suçundan kurulan hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçenin (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/188 Esas, 2022/597 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.06.2023 tarihinde karar verildi.