Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/16869 E. 2023/8548 K. 18.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16869
KARAR NO : 2023/8548
KARAR TARİHİ : 18.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/21 E., 2016/13 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, silahla tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/21 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin; ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan ise aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle; sanığın cezaî ehliyetinin tam olup olmadığına ilişkin alınan raporların eksik olduğuna, delil yetersizliğine, alt sınırdan gerekçesiz şekilde uzaklaşıldığına ve sair nedenlere ilişkindir.

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Talebi
Özetle; eylemin nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçunu oluşturduğuna, mağdure …’ya yönelik tehditen açılmış bir dava olmadan ceza verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince; ”İddia, sanık savunması, katılan anlatımı, tanık beyanları, ATK 4. İhtisas kurulu raporu, doktor raporları, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar, cevabi yazılar ve dosya kapsamına göre; İstanbul ATK 4.İhtisas Kurulu’nun 04/11/2015 tarihli 4812 sayılı raporu ile atılı suçlar yönünden ceza ehliyetinin tam olduğu tespit edilen sanığın olay tarihinde … Mah. … Caddesi’nde bulunan evlerine kendisinden başka kimsenin olmaması nedeniyle 11 yaşlarında olan katılan … ile tanık olarak mahkememizce beyanı alınan … … ile …’ün evine davet ettiği, bir süre oturup sohbet ettikleri, çay içtikleri, film izledikleri daha sonra … ve …’i dışarı çıkararak katılan …’in boğazına bıçak dayayıp ‘çabuk pantolonunu çıkar, seni sinkaf edeceğim, yoksa pencereden aşağı atarım, başka bir çocuğu bu şekilde aşağıya atmıştım’ şeklinde tehdit ettiği, katılanın korkup başka odalara kaçtığı, sanığın mağduru kovaladığı, bu sırada evin giriş kapısı önünde bekleyen … ve …’in kapıyı tekmeleyip sanıktan açmasını istedikleri, ‘sanığın sinkaf olun gidin kapıyı açmayacağım’ diye bağırması üzerine apartmandaki komşulardan yardım istemek için uzaklaştıkları ve katılanın annesi …’ya haber verdikleri, …’nın polise haber verdiği, polisle birlikte komşularıyla toplanıp kapıyı açması için kapıya vurdukları, sanığın eline aldığı iki tane tahta saplı ekmek bıçağıyla kapı önüne çıkıp kapıyı açmasını isteyen komşuları ve katılan …’ya ‘bana kimse sokulamaz, gerekirse kendimi de keserim, sizi de keserim’ şeklinde tehdit sözleri söylediği, kapı önünde bulunanlardan tanık …’nin polis memurlarıyla birlikte sanığı ikna edip polis karakoluna götürdükleri sabit olmuştur. Sanığın katılan …’i rızası dışında evinde tutmak suretiyle hürriyetinden yoksun bıraktığı, eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği, eylemi gerçekleştirme sırasında çocuk yaştaki katılana karşı bıçak çektiği, bu nedenle hürriyeti tahdit eyleminin TCK 109/2, 109/3-a-f, 109/5 maddelerine uyduğu, birden çok ağırlatıcı neden olması nedeniyle temel cezanın asgari haddin üzerinde belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Sanığın cinsel amaçla gerçekleştirdiği katılan …’e bıçak çekip ‘pantolonunu çıkar seni sinkaf edeceğim’ şeklinde söylemesi, katılanın sanığın evinin içinde diğer odalara kaçması üzerine kovalaması biçiminde gerçekleşen eylemde organ sokmak suretiyle cinsel istismara teşebbüs hükümlerinin mi yoksa TCK 103/1-1.cümlesinde düzenlenen cinsel istismar hükümlerinin mi, yoksa TCK 103/1-2.cümlesinde düzenlenen sarkıntılık hükümlerinin mi uygulanmasının tespiti bakımından somut olay irdelendiğinde katılanın olaydan hemen sonra alınan müdafi ve uzman huzurundaki 04/11/2014 tarihli beyanında kendisinin dışarı çıkmasına sanığın engel olduğunu, kapıyı kilitlediğini, çabuk içeri geç donunu çıkar dediğini, kendisinin kabul etmeyip kaçtığını, aralarında kovalamaca olduğunu, daha sonra sanığın eline bıçak alıp kendisini yakalayıp boğazını sıktığını, ve seni bıçaklar dışarı atarım daha önce de birini böyle bıçakladım ve dışarı attım şeklinde söylediğini bunun üzerine kendisinin ağlayarak yardım istediğini arkadaşları … ve …’in kapıyı çaldıklarını, sanığın ağzını kapatarak bağırmasına engel olduğunu dışarıya gelenlerin polis çağıracağız kapıyı açın demesi üzerine sanığın kapıyı açtığını, kendilerinin ağlayarak dışarıya çıktığını, içeride kaldığı süre zarfında kendisine karşı başka bir eylemi olmadığını sanığın kendisinin kıyafetlerini çıkarmadığını, hem kendisinin hem sanığın giyinik vaziyette olduğunu ancak tecavüze yeltendiğini, karşı koymayıp direnmese tecavüz edeceğini beyan etmiş, aşamalarda bu beyanından dönmemiştir. Olay tamamen sanığın evinin içerisinde sanık ile katılan … dışında kimse yokken gerçekleşmiş olup katılanın tutarlı aşamalarda değişmeyen olay öncesi ve sonrası tanıklar tarafından doğrulanan olay sonrası müşteki ve tanıklar tarafından doğrulanan beyanına itibar etmek gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/12/2010 tarihli 5/202 esas 251 karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu kabul edilmiştir. Sanığın salt şehevi sözler söylemekten ibaret olmayan katılanın vücuduna tutmak, bıçak çekmek, ağzını kapatmak gibi kesintili süreklilik arz etmeyen fiziki temaslarının da bulunduğu hususu dikkate alındığında, eyleminin süreklilik arz etmemesi bakımından TCK 103/1-2.cümlesinde düzenlenen sarkıntılık düzeyini aşmayan cinsel istismar suçunu oluşturduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Sanığın eylemlerinin süreklilik arz etmemesi katılanın vücuduna temasının kısa süreli ve kesintili olması nedeniyle TCK 103/1-1.cümlesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Sanığın eylemlerine polis ve tanık …’i ikna etmesi sonucu kendiliğinden sonlandırması, cinsel istismar eylemine devam etmemesi nedeniyle icra hareketlerinin dışarıdan gelen bir nedenle sonuçlandırılamadığının kabul edilemeyeceği, gerçekleşen eylemlerin sanık eyleminden vazgeçinceye kadarki aşamadaki icra hareketlerinin de TCK 103/1-2.cümle kapsamında kalacağı kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15/04/2014 tarihli 8-186 esas sayılı kararında ‘yiğeni olan mağdureye karşı, daha önce iki kez nitelikli olmayacak şekilde cinsel istismarda bulunan sanığın, son olayda da evde kimsenin bulunmadığı sırada kapıyı kilitleyip mağdurenin kıyafetlerini çıkartarak ellerini bağladığı, cinsel organını okşadığı, kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürttüğü, daha sonra mağdurenin cinsel organına kendi cinsel organını sokmaya çalıştığı, ancak mağdurenin sanığın iteklemesi ve yan dönmesi üzerine mağdureyi tekrar düzelterek cinsel organını okşamaya devam ettiği, sonrasında eylemini kendiliğinden sonlandırarak, mağdurenin ellerini çözüp evden aldığı sabit olup engel neden bulunmadığından eylemine devam etme imkanı varken, sanığın eylemi kendiliğinden son verdiği ve eylemin o ana kadarki gerçekleşme şekli dikkate alındığında eylemin bir bütün halinde TCK 103/1 maddesinde düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir’ denilmiştir. Somut olayda sanığın elinde bıçak varken dışarıdan gelenlere kilitli olan kapıyı açmayıp fiziken üzerinde hakimiyet kurabileceği yaşı küçük katılan …’e karşı organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunabileceği yahut vücuduna temas eden cinsel içerikli eylemlere sarkıntılık düzeyini aşacak şekilde devam etme imkanı bulunduğu halde kendiliğinden kapıyı açıp sivil polis ve apartman görevlisi tanık … tarafından katılanı bırakması konusunda ikna edilmesi şeklinde gelişen eylemde, sanığın katılanın elbiselerini çıkarmaya dahi başlamamış olması, kendi elbiselerini çıkarmamış olması, pantolon fermuarını dahi açmamış olması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın organ sokmak suretiyle cinsel istismar eyleminin icra hareketlerine başlamadığı, bu nedenle TCK 103/2 maddesinin somut olayda uygulanma yerinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Sanığın olay sırasında katılan …’e bıçak çekme eyleminin TCK 109/2 maddesinde tehditin suçun ağırlatıcı nedeni olarak olarak belirtilmiş olması, silahın ise TCK 109/3-a maddesinde ağırlatıcı neden olarak düzenlenmiş olması nedeniyle sanık hakkında katılan …’e karşı eylemi nedeniyle TCK 106/2-a maddesi uyarınca ayrıca ceza verilemeyeceği kabul edilmiştir. Sanığın tanıklar … ve …’in haber vermesi üzerine evinin kapısının önüne gelen katılan …’in annesi katılan …’ya karşı ve onunla birlikte gelen şahıslara karşı elinde bıçaklar ile çıkıp bana kimse dokunamaz, gerekirse kendimi de sizi de keserim şeklinde söylediği sabit olup sözlerin muhatapların yaşamına yönelik tehlike bildirimi içerdiği, olay yeri ve zamanı ile oluşa göre ciddi korkutucu olduğu, birden fazla mağdura yönelik söylenmiş olması nedeniyle TCK 43/2 maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturduğu, bu nedenle sanığın silahla tehdit suçundan TCK 106/2-a, 43/2 maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır. Katılan … ile müşteki ve tanıkların aşamalardaki beyanları doktor raporları ve kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar karşısında sanığın inkara yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığa verilen hapis cezalarının 2 yıldan fazla olması nedeniyle koşulları oluşmayan TCK 50,51 CMK 231/5 maddeleri uygulanmamış mahkememizin vicdani kanaati de bu yönde oluşarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.” şeklindeki gerekçeyle sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

B. Silahla Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” düzenlemesi nazara alınarak yapılan değerlendirmede, sanık hakkında hazırlanan iddianamede mağdure …’ya yönelik silahla tehdit suçundan usulüne uygun açılmış dava bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebi yerinde görülmüştür.

C. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdurun beyanları, savunma, tüm dosya içeriği ve iddianamede yer alan anlatım nazara alındığında, sanığın mağdura “çabuk pantolunu çıkar seni sinkaf edeceğim, yoksa pencereden atarım, başka bir çocuğu bu şekilde aşağı attım” demesi ve mağduru kovalaması şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu bu nedenle iddia, savunma ve dosya içeriğindeki delillerin bu kapsamda değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş, bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/21 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Silahla Tehdit ve Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/21 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.