YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7768
KARAR NO : 2023/8273
KARAR TARİHİ : 11.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2549 E., 2021/253 K.
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bozma üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.05.2017 tarihli ve 2016/381 Esas, 2017/158 Karar sayılı kararı ile sanıkların;
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı 13’er yıl 4’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bendi ile beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı 5’er yıl hapis cezası cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 03.10.2017 tarihli ve 2017/2415 Esas, 2017/2028 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir.
3. Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 05.07.2018 tarihli ve 2017/9707 Esas, 2018/4944 Karar sayılı kararı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükmün temyizi mümkün olmadığından temyiz istemlerinin reddi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.02.2021 tarihli ve 2018/2549 Esas, 2021/253 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve sanıklar hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Gerek kusurun yoğunluğu, gerek suçun işleniş biçimi gerek meydana gelen zararın ağırlığı göz önüne alınıp gerekli incelemeler yapılarak karar verilmesi gerekirken ihmal suretiyle usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ve mağdurenin sanığa iftira atmayı gerektirecek makul bir sebep bulunmamasının cinsel istismar suçları açısından özellikle irdelenmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme, “…her ne kadar sanık …’ın savunmasında mağdurun kendisini işe almamasından dolayı kendisine iftira attığını beyan etmiş ise bu beyanını kanıtlayamadığı, sanık … müdafiinin ısrarlı talepleri üzerine mağdur mahkemece tekrar dinlendiğinde bu kez böyle bir olayın yaşanmadığını, sanık …’ın kendisini işe almaması nedeniyle böyle bir suçlamada bulunduğunu beyan ettiği, mağdurun bu beyanının özgür iradesi ile vermediği, sanık … müdafiinin dosyada bütün delillerin toplandığı, mütalaa ve karar aşamasında ısrarla mağdurun tekrar dinlenmesini talep etmesi mağdurun sanıklar tarafından sunulan çeşitli vaad ve yönlendirmelerle ifadesinin değiştiği gerçeğini ortaya koyduğu, bu nedenle sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik kanıtlanamayan savunmalarına ve mağdurun yönlendirme sonucu değiştirdiği son beyanlarına itibar edilmediği; sanıkların aldığı uyuşturucunun tesiri ile tam olarak kendinde olmayan ve içki içirerek iyice sarhoş edip kendinden geçirdikleri mağduru vücuduna organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulundukları, işyerinde alıkoymak suretiyle hürriyetin yoksun kıldıklarının sabit olduğu anlaşıldığından sanıkların sabit olan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan eylemlerine uyan TCK 103/2 maddesi gereğince cezalandırılmalarına; unsurları oluşmadığından sanıklar hakkında TCK 103/3-a, 103/4 ve 43 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına; sanıkların sabit olan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemlerine uyan TCK 109/2 cezalandırılmalarına, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte çocuğa karşı işlenmiş olması nedeniyle sanıklara verilen cezanın 109/3-b,f maddesi gereğince artırılmasına, suçun cinsel amaçla ilenmiş olması nedeniyle sanıklara verilen cezanın TCK 109/5 maddesi gereğince artırılmasına karar verilmesi yönünde görüşe varılarak,…” şeklindeki kabul ve gerekçesiyle sanıkların mahkumiyetlerine karar vermiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince “…Mağdurenin alınan bu raporunun sonuç kısmı “Yapılan muayenesinde ve dava dosyasının incelenmesinde sınır hafif derecede zeka geriliğinin tespit edildiği, bu zeka geriliğinin mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını anlamasına ve bu olayda fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak mahiyet ve derecede olmadığı dolayısıyla … (…) …’ün 03/08/2016 tarihinde mağduru bulunduğu olayın fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabileceği fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu kendisinde mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilebileceğinin oybirliği ile mütalaa edilmiştir ” şeklindedir. Bu durumda Yargıtay 14.Ceza Dairesinin kararında da belirtildiği üzere dosyada mağdurenin cinsel ilişkiler sırasında, mağdurenin olay anında iradesini ortadan kaldıracak ve mukavemetine mani olacak düzeyde uyuşturucu madde veya alkol etkisinde olduğunu gösteren somut bir tespitin bulunmaması, yine mağdurenin alınan raporlarında darp cebir izine rastlandığına dair bir tespitin bulunmaması, mağdurenin cinsel ilişkilerin yaşandığı tarihte 15-18 yaş gurubu içerisinde bulunması, dosya kapsamına göre cinsel ilişkilerin rıza dahilinde gerçekletiği kanısının uyunması sebeplerine göre; sanıkların eylemlerinin TCK’nun 104/1 maddesinde tanımlanan Reşit Olmayanla Cinsel İlişki suçunu oluşturması, mağdurenin de kovuşturma aşamasında ilk derece mahkemesinde sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi sebebiyle;…” şeklindeki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümlerde, hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 20. Ceza Dairesinin 08.02.2021 tarihli ve 2018/2549 Esas, 2021/253 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.