YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1046
KARAR NO : 2023/3363
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2014 tarihli ve 2009/374 Esas, 2014/150 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2014 tarihli ve 2009/374 Esas, 2014/150 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2022 tarihli ve 2022/4092 Esas, 2022/7324 Karar sayılı kararı ile başka suçtan hükümlü olan sanığın duruşmaya celbiyle esas hakkındaki mütâlaaya karşı beyanları, son savunması ile son sözü sorulduktan sonra hüküm kurulması gerekirken, sanığın bulunmadığı son duruşmada karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2022/265 Esas, 2022/518 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın suçu işlediğine yeterli delil bulunmadığına, aleyhe olan hususları kabul etmediğine ve sair hususlara ilişkindir.
B. Sanığın Temyiz İsteği
Yaşını büyük bildiği, mağdureyle rıza ile ilişkisi olduğuna, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesi kapsamında kaldığına ve sair ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “…Bu bağlamda somut olay ele alındığında; Mağdurenin suç tarihi olan 2009 Ocak ayı itibariyle, aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuna göre 13 yaşını bitirdiği, 14 yaşı içinde olduğu ve 14 yaşını doldurmadığı, sanığın 15 yaşını doldurmayan mağdure ile yaklaşık bir iki ay civarında ev tutup birlikte yaşadıkları, sanıktan şikayetçi olmayan mağdurenin kendi rızası ile sanıkla bir çok kez normal yoldan cinsel ilişkiye girdiklerini beyan ettiği hususları sabit olup tüm bu hususlar mahkememizin kabulüdür.
Tüm dosya kapsamı ve yapılan yargılama neticesinde sanık savunmaları ve KMÇ beyanları değerlendirildiğinde;
Sanığın savunmalarında mağdure ile birlikte yaşadığını kabul etmekle birlikte hiç bir cinsel ilişkiye girmediğini savunduğu, sorgu beyanında ise mağdure ile seviştiğini, yaşının küçük olabileceğini düşünerek daha ilerisine kendi isteği ile gitmek istemediğini belirttiği anlaşılmaktadır. Sanığın mahkeme savunmasında ise, çevreden de başka birileriyle birlikte olduğunu öğrendim, bu yüzden de kendisine yol verdim şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Mağdurenin baştan itibaren tutarlı şekilde sanıkla bir çok kez birlikte olduklarını, kendi isteğiyle birlikte olduğundan şikayetçi olmadığını belirttiği, sanığa iftira atması için herhangi bir sebep olmadığı, keza doktor raporunda bakire olmadığı, eski yırtık bulunduğunun tespit edildiği, sanığın 15 yaşından küçük mağdureyle rızası ile bir çok kez birlikte olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık, mağdurenin yaşının büyük olduğunu beyan ettiğini ve kendisiyle cinsel ilişkiye girmediğini savunmuş ise de, sorgu beyanında dahi yaşının küçük olduğunu düşünerek şeklinde beyanda bulunarak esasen mağdurenin yaşının küçük olduğunu bildiğini ortaya koyduğu, yine sağlık kurulu raporunda yapılan yüz tespitinde açıkça mağdurenin yaşının küçük olduğunun anlaşıldığı, sanığın yaşı küçük mağdure ile birlikte bir süre birlikte yaşadığı, sanık bazı beyanlarında sadece seviştiklerini belirtmiş ise de, mağdure beyanı ve yine kendisinin mahkeme savunmasında belirttiği gibi mağdurenin çevreden de başka birileriyle birlikte olduğunu öğrendiğinden kendisine yol verdim şeklinde beyanda bulunduğundan, kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemesi gerekmiştir.
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 14.09.2009 tarih ve 2009/9840 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında mağdura yönelik eylemleri nedeniyle TCK’nın 103/1-a,2,4,6, 43, 53 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkememizin 15.05.2014 tarih, 2009/374 Esas, 2014/150 karar sayılı gerekçeli kararı temyiz edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2021 tarih, 2021/21784 Esas, 2021/7520 karar sayılı ilamıyla onanmasına gelmiş, dosya sanık tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 04.07.2022 tarih, 2022/4092 Esas, 2022/7324 karar sayılı ilamıyla Yagıtay C. Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek itirazın kabülü ile onama kararının kaldırılmasına ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Çocuğun cinsel istismarı suçu TCK’nın 103.maddesinde düzenlenmiştir. TCK’nın 103/1 maddesinin 1.cümlesi; ‘Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ şeklinde olup, söz konusu hükümde cinsel istismar suçunun temel şekli düzenlenmiştir. Bununla birlikte TCK’nın 103/1 maddesininin a ve b bendinde cinsel istismar deyiminden ne anlaşılması gerektiği ortaya konulmuştur. Buna göre; ‘Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.’
TCK’nın 103/1 maddesinde düzenlenen cinsel istismar suçunun temel şeklinin oluşumunda failin cinsel saiklerle hareket etmiş olması aranmaktadır. Bu bakımdan cinsel istismar suçunun cinsel saiklerle olmak koşuluyla her türlü hareketle işlenmesi mümkündür. Başka bir deyişle cinsel istismar suçu serbest hareketli bir suçtur.
TCK’nın 103/2 maddesinde ise nitelikli cinsel istismar suçu düzenlenmiştir. TCK’nın 103/2 maddesi; ‘Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.’ şeklinde olup, cinsel istismar suçunun temel şeklinden farklı olarak bu hükümde cinsel saik aranmamakta olup suçun oluşumu bakımından mağdurun vücuduna cisim veya organ sokulması yeterlidir. Bu bakımdan failin vücuda cisim ve organ sokmaya iten saikin bir önemi bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayı ele alındığında; Mağdurenin suç tarihi olan 2009 Ocak ayı itibariyle, aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuna göre 13 yaşını bitirdiği, 14 yaşı içinde olduğu ve 14 yaşını doldurmadığı, yukarıda açıklanan gerekçelerle sanığın savunmasına ve kabule ters düşen beyan ve belgelere itibar edilmeyerek, sanığın olay tarihinde 15 yaşından küçük mağdure ile rızası ile bir çok kez organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu anlaşıldığından eylemine uyan TCK’nun 103/1-a maddesi yollamasıyla TCK’nun 103/2 maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
-TCK’nın 103/4. maddesinin değerlendirilmesi:
TCK’nın 103/4. Maddesi ‘Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.’ şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda mağdurun sanık ile kendi rızası ile cinsel ilişkiye girdiğini beyan ettiği anlaşıldığından TCK’nın 103/4. Maddesi tatbik edilmemiştir.
-TCK’nın 43. maddesinin (zincirleme suç) değerlendirilmesi:
TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen “zincirleme suçun” oluşabilmesi için; birden fazla suçun bulunması, bunların aynı tipte suçlar olması, suçların aynı kişiye ya da topluma karşı işlenmesi, suçların aynı kişiye veya topluma karşı değişik zamanlarda ya da aynı suçun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmiş olması ve suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi gerekir.
Somut olayda sanığın aynı suçu mağdura karşı farklı zamanlarda birden fazla kez işlediği sabit olduğundan ancak tam olarak kaç kez olduğu tespit edilemediğinden takdiren alt sınırdan olmak üzere TCK’nın 43. Maddesi tatbik edilmiştir.
-TCK’nın 103/6.maddesinin değerlendirilmesi:
6545 sayılı kanun ile yapılan değişiklik öncesi TCK’nın 103/6. maddesi uyarınca suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
Bu kapsamda somut olay ele alındığında; aldırılan rapora göre meydana gelen olay nedeniyle beden ve ruh sağlığında bozulma olmadığının tespit edildiği anlaşıldığından TCK’nın 103/6. Maddesi tatbik edilmemiştir.
-TCK’nın 62. maddesinin (takdiri indirim nedenleri) değerlendirilmesi:
TCK’nın ‘takdiri indirim nedenleri’ başlıklı 62. maddesinde; indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri örnekseme yoluyla sayılmıştır.
Bu doğrultuda mahkememizce cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak hakkında TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenleri tatbik edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..” şeklindeki gerekleyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2022/265 Esas, 2022/518 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.