Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/10582 E. 2023/7589 K. 21.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10582
KARAR NO : 2023/7589
KARAR TARİHİ : 21.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/950 E., 2023/630 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar vermek gerekmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığının yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2020/182 Esas, 2022/36 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
b. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.04.2022 tarihli ve 2022/1018 Esas, 2022/832 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile “Kovuşturma aşamasında 09/02/2022 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenen …’ın, sanığın yiğeni olduğu, bu nedenle CMK’nın 45/1-c maddesi uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı bulunduğu, ancak tanığa CMK’nın 45/3 maddesi uyarınca tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılmadığı,
Yine tanığın kovuşturma aşamasında dinlendiği sırada 12 yaşında olduğu, CMK’nın 45/2 maddesi uyarınca yaş küçüklüğü nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanların ancak kanuni temsilcilerinin rızası ile tanık olarak dinlenebilecekleri, ancak tanığın kovuşturma aşamasında dinlendiği sırada kanuni temsilcisi olan ve velayet hakkına müstakil olarak sahip olan anne babasının rızalarının olup olmadığının sorulmadığı,
Bu nedenlerle tanık olarak dinlenen …’ın beyanının hukuka aykırı olarak alındığı, hukuka aykırı olarak alınan bu tanık beyanının da hükme esas alınması suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 45/1,2,3 ve 289/1-i maddelerine aykırı hareket edilmesi,

Kabule göre ise;
Mağdur çocuk …’in, en başından itibaren olaya ilişkin samimi, birbiri içerisinde tutarlı ve net beyanlarda bulunduğu, sanığın ısrarla anal bölgesine parmağını soktuğunu ve bu parmağın anal bölgesine girdiğine net bir şekilde ifade ettiği, sanığın vücudundaki yara ve jilet izlerini tarif eden olaydan sonra eve geldiğinde, üzerindeki kıyafetleri yırtık durumda bulunan, sanıkla arasında iftira atmayı gerektirir hiçbir husumeti bulunmayan mağdur çocuğun beyanının bölünerek dosya kapsamındaki tıbbi rapora dayanılmak suretiyle, yalnızca bir kısmına itibar edilmek suretiyle, dosya içeriğiyle uyumsuz bir şekilde, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulacağı yerde, çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması suretiyle, eksik ceza tayin edilmesi,
Sanık hakkında, çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm kurulurken, sanığa TCK’nın 103/1-1 cümlesi uyarınca, ek savunma hakkı verilmeksizin, 5271 sayılı CMK.nın 226.maddesine muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı, sanık müdafii ve sanığın istinaf başvuruları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenlerle sanık hakkında verilen hükmün 5271 sayılı CMK’nın 280/1-d ve 289/1 maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Yeniden yapılacak yargılamada 5271 sayılı CMK’nın 283. Maddesi uyarınca SANIĞIN KAZANILMIŞ HAKKININ KORUNMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE” Karar verilmiştir.

3. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.12.2022 tarihli ve 2022/296 Esas, 2022/357 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak bozma öncesi verilen mahkumiyet hükmü sadece sanık ve müdafii tarafından istinaf edildiğinden, 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi gereğince usulü müktesep hak ilkesi gereği bozma sonrası cezayı ağırlaştırma yasağı gereğince sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
b. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiştir.

4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2023/950 Esas, 2023/620 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.08.2023 tarihli ve 9- 2023/84428 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında yalnızca mağdurenin beyanına dayanarak verilen yerel mahkeme kararının ve istinaf talebinin esastan ret kararının hukuki mesnetten yoksun olduğuna, yasal ve inandırıcı bir somut delil bulunmadığına, sanığın beyanlarının istikrarlı olduğuna, gerekçeli kararın eksik ve hatalı olduğuna, olayla ile ilgili tanık beyanı, adlî rapor, görüntülü ve sesli delil bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına, sanığın isnat edilen suçlardan beraati gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uygulanmadan indirimsiz olarak ceza verilmesini gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
“…Sokağa çıkma yasağının bulunduğu olay gününde, mağdurun bakkala gittiği, bu sırada arkasından birinin seslendiği, kimin seslendiğine bakmak üzere arkasına döndüğü ancak kimseyi göremediği, tekrar önüne döndüğünde sanığın karşısında olduğu, elinde bıçak ile tehdit ederek mağduru araca bindirdiği, ıssız bir alana götürdüğü, burada mağduru aracın arkasına götürerek üzerindeki kıyafetleri çıkarmaya başladığı, mağdurun direnmesi nedeniyle kıyafetlerin yırtıldığı, direnmeye çalıştığı sırada mağdurun kafasını demire çarptığı, bu sırada sanığın mağdurun kıyafetlerinin içinden göğüslerini ellediği, zorla öptüğü ve göğüslerini ağzına aldığı, yine parmakları ile özel bölgesine dokunduğu, bıçağı eline alarak sanığın kendi vücudunun birkaç yerini kestiği, daha mağduru yeniden araca bindirerek yol üzerinde bir yerde indirdiği, mağdurun halasının evinin önüne doğru gittiği ve tanıklara rastladığı iddiası ile açılan işbu kamu davasında; mağdurun aşamalarda istikrarlı bir şekilde olayı detayları ile anlatması, sanığın bıçak ile kendi vücudunu kestiğini, kafasını çarpması nedeniyle bitkin düştüğünü, karşı koyarken kıyafetlerinin yırtıldığını beyan etmesi, aralarında dosyamıza yansıyan bir husumet bulunmayan mağdurun, sanığa yönelik kendi iffet ve onurunu zedeleyecek şekilde iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, mağdurun detaylı beyanlarında anlattığı şekilde, sanığın vücudunda bıçak kesikleri olduğunun anlaşılması, sanığın akıl ve mantık bilimine aykırı, inkara yönelik savunmalarına mahkememizce itibar edilmemesi, kendisinden yaşça büyük, evli ve çocuklu sanığa, yaşı küçük bir kızı göndererek arkadaşlık teklif etmesi hususunun hayatın olağan akışına aykırı olması, yine dinlenen tanıkların mağdurun beyanı ile uyumlu şekilde mağdurun eve geldiğinde üstü başı yırtık ve bitkin halde olduğunu beyan etmeleri, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerle de mağdur beyanının doğrulanması, olayın resmi makamlara olayın yaşanmasının hemen ardından intikal etmesi, yine mağdurun ailesine ilk başta tanımadığı kişilerin kaçırdığını söylemesinin nedenini, ailesinin bu durumu öğrenmesinin ardından karşı tarafa bir zarar vermesinden korkması ve ayrıca sanığın da söylememesi için kendisini tehdit etmesi olarak belirtmesi, yaşı küçük mağdurun iç dünyasında yaşadığı korku nedeniyle başta sanığı söylememesi hususunun bu sebeple hayatın olağan akışına uygun olması, ancak mağdurun sanığın arka özel bölgesine parmak soktuğu şeklindeki beyanı karşısında, dosya kapsamında alınan raporda mağdurda bu şekilde bir bulgunun olmadığının tespit edilmesi, organ sokma eylemi hususunda sanık lehine şüphe olması, şüpheden sanık yararlanır ilkesi birlikte değerlendirilerek, sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığı değerlendirilmiş, buna karşılık BAM 12. Ceza Dairesi’nin, eylemin, parmak sokma iddiasını sabit görmesi ve bu nedenle nitelikli cinsel istismar olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin tespiti nedeniyle, temel cezalandırma maddesi TCK’nın 103/2 madde ve fırka olarak ele alınmış, açıklanan nedenlerle sanığın, yaşı küçük mağdura yönelik göğüslerini okşama, öpme ve BAM ilgili Dairesi’nin tespiti nedeniyle ayrıca arka özel bölgeye parmak sokma şeklindeki eylemlerini işlediği sabit görülerek, çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanığın kastının yoğunluğu, suçun işleniş şekli birlikte değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edilmiş, sanığın bu eylemini mahkememizce itibar edilen mağdur beyanlarında da istikrarlı bir şekilde dile getirildiği üzere bıçakla tehdit ile işlemesi nedeniyle TCK’nın 103/4. maddesi gereğince cezasında artırım yapılmış, sanığın cinsel istismara yönelik eylemleri dışında bu eylemlerinden önce ve sonra da mağduru ıssız alana götürerek, yine araca tekrar bindirip mahalleleri civarında bir noktaya getirerek mağdurun hürriyetini kısıtladığı anlaşıldığından, hürriyetinden yoksun kılma suçunu da işlediği sabit görülmüş ve kastının yoğunluğu, suçun işleniş şekli dikkate alınarak teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiş, bu suçu yaşı küçük mağdura karşı silahtan sayılan bıçakla işlemesi nedeniyle TCK’nın 109/3-a,f maddesi gereğince cezasında artırım yapılmış, yine bu eylemin cinsel saikle gerçekleştirmesi nedeniyle TCK’nın 109/5.maddesi gereğince artırım yapılmış, sanığın, mağduru getirmiş olduğu ıssız alanda “seni azat ediyorum” dediği ancak mağdurun güvenli bir şekilde serbest bırakılmadığı, yine evinden uzakta bir noktada indirdiği ayrıca mahkumiyetine konu eylemleri gerçekleştirdiği ve nitekim mağdurun kendisinin bitkin halde yürüyerek evi bulduğu dikkate alınarak TCK’nın 110. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
” şeklindedir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamış ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Suç tarihi itibarıyla on beş yaşından küçük mağdurenin soruşturma aşamasında sanığın parmağını poposuna sokar gibi dokunduğunu beyan etmesi, mağdureye ait raporda anal eylemden bir bulguya rastlanmamış olması, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın mağdureye karşı nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu nazara alınıp, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2023/950 Esas, 2023/630 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile
sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2023/950 Esas, 2023/630 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.11.2023 tarihinde karar verildi.