YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11233
KARAR NO : 2023/7931
KARAR TARİHİ : 04.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/747 E., 2023/1158 K.
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü :
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2023 tarihli ve 2022/88 Esas, 2023/32 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 25.05.2023 tarihli ve 2023/747 Esas, 2023/1158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılanın beyanlarının çelişkili olduğuna, iddia ettiği ikinci kişinin varlığı hususunda tereddütlü anlatımlarda bulunduğuna, bu kişiye ait DNA tespit edilemediğine, sanığın samimi savunmalarda bulunduğuna, yakalanma olasılığını göze alarak katılanı otogara bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın üst sınırdan cezalandırılması ve lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılanın olay günü …’ın Nazilli ilçesine çalışmak için geldiği, işyerinden ayrılıp yürürken iki erkek şahsın katılana arabaya gelmesi yönünde teklifte bulundukları, katılanın kabul ettiği, toprak ıssız bir yola girdikleri, iki erkek şahsın sırayla katılanı tutarak cinsel saldırıda bulundukları iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanığın katılanla rızası dahilinde ve para karşılığında cinsel ilişkiye girdiğine dair savunmada bulunduğu, katılanın bir gün sonra emniyete müracaatı ile intikalin gerçekleştiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın soruşturma beyanı ile sonraki beyanları arasında ciddi çelişki olduğu, DNA’sının katılanın elbiseleri üzerinde tespit edilmesinden sonra savunma değişikliğinde bulunduğu, araçta tek kişi olduğunu beyan etmesine rağmen PTS kayıtlarında iki kişi olduklarının görüldüğü, mağdurenin DNA tespiti ile de desteklenen özünde tutarlı anlatımları, BTK kayıtlarından olay gecesi Nazilli’de bulunduğu süreçte de Emniyet Müdürlüğünü aradığı, sonrasında İzmir’e ulaştıktan sonra adli mercilere bizzat başvuruda bulunduğu, vücudunda zor unsurunu doğrulayan yaralanmaların tespit edildiği dikkate alındığında kimliği belirlenemeyen şahsın katılanı tutması ve sanığın katılanın rızası dışında, yine katılanın direncinin birden fazla kişinin etkili eylemi ile kırıldığı halde, organ sokma sureti ile nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği kabul edilerek bu suçtan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Katılan mağdurenin beyanları, savunma, HTS ve PTS kayıtları, raporlar ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiş, sanık müdafiinin suçun sübutuna, katılan Bakanlık vekilinin sanığın üst sınırdan cezalandırılmasına yönelik temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığından ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 25.05.2023 tarihli ve 2023/747 Esas, 2023/1158 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2023 tarihinde karar verildi.