Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/11296 E. 2023/9011 K. 28.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11296
KARAR NO : 2023/9011
KARAR TARİHİ : 28.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1301 E., 2023/1104 K.
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, reddi hakim talebinin reddine dair ek karar
TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Hakimin reddi isteminin kabul edilmemesine ilişkin kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 28 inci maddesine göre itiraz yoluna tabi olduğu ve esasen bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan asıl kararın 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci

fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarı itibariyle 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında mağdure …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.

2. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2019/379 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6763 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2022/962 Esas, 2022/1151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle hükmün; ”Mağdura yönelik eylemler nedeniyle suç tarihinin 2013 ve 2018 yılları arası olarak belirlendiği, farklı tarihlerde birden fazla gerçekleşen cinsel davranışların, elini mağdurun cinsel organına değdirmek, göğüslerini okşamak, elbisesini soymaya çalışmak olarak kabul edilerek,Mağdur …’e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın TCK’nun 103/1-1, 103/1-3. Cümle, 43/1 ve 62 maddeleri gereğince netice olarak 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, 12 yaşından küçüklere karşı yapılan cinsel istismar suçlarındaki ceza artırımını içeren TCK’nun 103/1-3.cümle ile 103/2-2. cümledeki 6763 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerin 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği halde, Mağdur …’in 07/10/2003 doğumlu olup 08/10/2015 tarihinde 12 yaşını doldurduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi, Belirlenen suç tarihlerinde mağdurun 15 yaşından küçük olduğu ve sanığın eylemlerini tehditle gerçekleştirdiğinin anlatılması karşısında sanık hakkında TCK’nun 103/4 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususuna denetime esas olacak şekilde hükümde yer verilmemesi, Ayrıca kabule göre de; Sanık … hakkında hükmün 2-A maddesinde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm kurulmasına rağmen, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görüldüğünden ifadesine yer verilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğundan bu hususun hatırlatılmasına
” nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesince bozma üzerine verilen 10.04.2023 tarihli ve 2022/361 Esas, 2023/264 Karar sayılı karar ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, dördüncü fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/1301 Esas, 2023/1104 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine kurulan
hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/1301 Esas, 2023/1104 Karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin reddi hakim talebinin reddine karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.09.2023 tarihli ve 9-2023/84783 karar sayılı asıl ve ek karar yönünden onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verildiğine, alt sınırdan indirim uygulanmaksızın ceza verilmesi gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir

B. Sanık Müdafiinin Asıl Karara Yönelik Temyiz İstemi
Suçun sübut bulmadığına, somut delil olmadığına, dosyanın zamanaşımına uğramasına rağmen Mahkemece res’en gözetilmeyerek tevsi tahkikat taleplerinin reddi ile savunma hakkının kısıtlandığına, duruşmada hazır bulunması gereken zorunlu şikayetçi avukatının yokluğunda karara bağlandığına, hükmün gerekçe içermediğine, yasak sorgulama ile aldatma ile ifade alma yöntemi uygulandığına, cebir ya da tehditten artırım istemeyen bir iddianame olması ile 5271 sayılı Kanun’un 225 ve 226 ncı maddelerine muhalefet edildiğine, Mahkemece mutlak olarak dosyaya tesir edebilecek hususların değerlendirme dışı bırakıldığı ve delillere neden itibar edilmediğinin gerekçelendirilmediğine, Mahkeme gerekçesi ile dosya içeriğinin kesin olarak çeliştiğine, lehe delillerin toplanmadığına ve şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

C. Sanık Müdafiinin Ek Karara Yönelik Temyiz İstemi
Dosyayı geç yargılama neticesinde zamanaşımına uğrattıklarını kabullenmemek için ortada hiçbir delil yokken zamanlarla oynamış oldukları için tarafsızlıklarını yitirdiklerine dair bir reddi hakim talebi verildiğine ve haksız olarak talebin kabul edilmediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın kuzeni olan mağdure …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan davada, Mahkemece; olayın ortaya çıkış ve gelişim şekli uyarınca mağdure …’ün sanık tarafından istismara uğradığına ilişkin beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, bu beyanlara itibar edilmemesini gerektirir nitelikte bir husumetin bulunmadığı, diğer katılanlara benzer şekilde istismara uğradıklarını anlattıkları, birbiriyle örtüşür mahiyette beyanda bulundukları, bu kapsamda mağdure …’e yönelik organ sokma olmaksızın basit cinsel istismar eyleminin sabit kabul edilmesi gerektiği, sanığın, mağdure …’ün diğer katılanların beyanlarıyla örtüşen anlatımlarına, sanığın kısmî ikrarına ve dosya kapsamına göre 2013 yılından 2018 yılına kadar bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez zincirleme surette ön ve arka genital bölgelerine ellemek ve ön genital bölgesine sürtünmek suretiyle basit cinsel istismar eyleminde bulunduğunun sabit olduğu kanaatine varılmakla, 02.12.2016 tarihli değişiklik sonrası 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın mağdure …’e yaşananları anlatmakla tehditte bulunmak suretiyle eylemleri gerçekleştirdiğinin kabulü ile aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezasında yarı oranında artırım yapılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Ek Karar Yönünden
Hakimin reddi isteminin kabul edilmemesine ilişkin kararın 5271 sayılı Kanun’un 28 inci maddesine göre itirazı kabul olup ve esasen bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verildiği anlaşılmıştır.

B. Asıl Karar Yönünden
Mahkemece; sanığın kuzeni olan mağdureye karşı 2013 yılından 2018 yılına kadar bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez zincirleme şekilde poposuna, genital bölgelerine ellemek ve göğüslerini okşamak suretiyle cinsel olarak istismar ettiğinin kabul edilmesine ve mağdurenin aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre de sanığın mağdurenin kıyafetlerinin altından olacak şekilde elini mağdurenin cinsel organına, göğsüne ve poposuna dokunma, okşama şeklindeki eylemlerinin sarkıntılık düzeyini aştığı ve çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Ek Karar Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Asıl Karar Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/1301 Esas, 2023/1104 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.12.2023 tarihinde karar verildi.