YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1897
KARAR NO : 2023/4247
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1667 Esas, 2022/1379 Karar
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2018/127 Esas, 2018/689 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Bu kararın katılan Bakanlık ve mağdure vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.07.2019 tarihli ve 2018/3057 Esas, 2019/1573 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının kabülü ile hükümlerin kaldırılmasına ve sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 62 inci maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ve müstehcenlik suçundan 226 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 inci maddesi ve 52 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Kararın sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11.05.2022 tarihli ve 2021/22756 Esas, 2022/4343 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında müstehcenlik suçundan kurulan hükmün onanmasına ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden ise olayın aynı zamanda tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin ve tanık …’in duruşmada dinlenilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma ilamı üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/1667 Esas, 2022/1379 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hükmün kaldırılmasına ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesi ve 62 inci maddesi uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafisinin Temyiz İstemi
Sanığın evlenme kastıyla hareket ettiği için suçun manevi unsurlarının oluşmadığına, dosya kapsamına göre mağdurenin iradesini etkileyen cebir, tehdit ve hile unsuru gerçekleşmediğinden buna ilişkin artırım uygulanamayacağına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında üst sınırdan ve takdiri indirim uygulanmadan ceza verilmesi gerektiğine ile kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
On beş- on sekiz yaş grubunda bulunan mağdure için eylemde kullanılan cebir ve tehdidin müsnet suçun unsuru olduğundan uygulanamayacağına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2018 tarih, 2018/127 Esas, 2018/689 Karar sayılı kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11.05.2022 tarih, 2021/22756 Esas, 2022/4343 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarih, 2022/1667 Esas, 2022/1379 Karar sayılı kararı ile kurulan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Somut olayda; mağdur ve sanığın 2016 yılı başlarında facebook sosyal paylaşım sitesi üzerinden tanışarak arkadaş oldukları, 29 şubat 2016 tarihinde ilk kez yüz yüze buluştukları, mart 2016 tarihinde ise mağdurun … İlçesi ,Taşliman Mahallesindeki evinin birkaç sokak ilerisindeki metruk binada ilk kez cinsel ilişkiye girdikleri, mağdurun bu esnada çektiği fotoğrafı ve sonradan vücudunun boyundan aşağısına ait çıplak fotoğrafını mesaj yoluyla sanığa gönderdiği,
Sanığın bir müddet sonra askere gittiği, mağdurun bu süreçte sanıktan ayrılmak istediği,ancak sanığın kabul etmediği,elindeki uygunsuz fotoğrafları ailesine göndereceğini söyleyerek şantajda bulunduğu, mağduru ilişkinin devamına zorladığı, hatta yeni erkek arkadaşı tanık … *** ile de telefon marifetiyle ve yüz yüze görüştüğü, sanığın tanık Canere mağdurdan ayrılmasını, mağduru kendisinin sevdiğini ve kendisine ait olduğunu söylediği, … mağdurdan ayrılmayacağını söylemesi üzerine de ,mağdur ile cinsel ilişkiye girdiklerini söyleyerek ve “senin sevdiğin kız bu” diyerek, sosyal medya üzerinden mağdura ait müstehcen içerikli fotoğrafları gönderdiği, … de bu fotoğrafları sosyal medya üzerinden mağdura gönderdiği, ancak ilişkisine son vermediği, bu olay sonrasında da tanık ve mağdurun bir yıl süre ile sevgili olmaya devam ettikleri,
Sanığın askerden izne geldiğinde ve terhis olduktan sonra da şantajda bulunarak mağduru cinsel ilişkiye zorladığı, mağdurun şantajdan kaynaklı korku sebebiyle sanık ile 4-5 kez cinsel ilişkiye girdiği, en son sanığın eylemlerine ısrarla devam etmesi sebebiyle olayı annesine anlattığı, şikayet tarihinden bir müddet evvel mağdurun annesi ve halasının sanığın annesi ile görüştüğü ve çocukların evlenmesini ve kızlarının namusunun temizlenmesini istediği, ancak sanığın annesinin kabul etmediği ve karşı tarafın kendilerini tehdit ettikleri iddiası ile Emniyete müracaat ile konu hakkında şikayetçi olduğu, mağdur ve tanık anlatımları ile dosya kapsamındaki delillere göre olayın bu şekilde subut bulduğu anlaşılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmasında; suçlamaları kabul etmediğini ,mağdurun boyundan aşağı çıplak fotoğrafını ve metruk evde cinsel ilişkiye girdikleri esnada çektiği fotoğrafı kendisine mesaj yoluyla gönderdiğini, boydan aşağı çıplak fotoğrafı sildiğini, elinde tek bir fotoğraf olduğunu, mağdur ile metruk binada rızasıyla bir kez cinsel ilişkiye girdiğini, başkaca ilişkiye girmediğini, mağdurun yeni erkek arkadaşı olduğunu söyleyen birisinin kendisini arayıp mağdurun peşini bırakmasını istediğini, bilakis mağdurenin kendisinden ayrılmak istemediğini, kendisinden ayrılmasını sağlamak amacıyla elindeki fotoğrafları ailesine göndereceğini söylediğini beyan etmiştir.
Bu bağlamda; sanığın suçlamayı kabul etmediği, ancak mağdurun yeni sevgilisi tanık … ile yaptığı konuşmaların ve mağdura ait fotoğrafları göndermesinin, kendi savunmasına göre “mağdurun erkek arkadaşı olan birisi beni arayıp mağdurun peşini bırakmamı istedi” içerikli anlatımının, mağdur ile ilişkisinin devamı hususundaki ısrarını açıkça ortaya koyduğu ve mağdurun şantaj iddiasının doğruluğuna da karine teşkil ettiği değerlendirilmiştir.
Keza; savunmasında mağdur ile rızası dahilinde bir kez cinsel ilişkiye girdiğini, mağdur ve ailesinin kendisini evliliğe zorlamak için suç isnadında bulunduğunu beyan ettiği, ancak mağdurun içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevrenin değer yargısını göze alarak, ilk ilişkide rızasının olduğunu söylemesinden anlatımlarında samimi olduğunu açıkça ortaya koyduğu,
Kaldı ki; mağdurun konuya ilişkin olarak doğrudan şikayetçi olmadığı, annesinin ve halasının sanığın annesi ile konuşarak olayı kendi aralarında çözümlemeye çalıştıkları, bu konuşma sonrası aile tarafından tehdit edildiklerini düşünen sanık ve annesinin konuyu adli makamlara taşıdığı ve olayın bu şekilde ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
Dosya içeriğine, yapılan yargılama sonucu toplanıp, karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere ve olayın oluş ve gelişim sürecine göre, sanığın mağdur ile şantaj zoru ile defaten cinsel ilişkiye girdiği sabittir. Bu bağlamda TCK’nun 103/1-b madde hükmü uyarınca eylem çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır.
Yapılan açıklamalar kapsamında; suçun vasıflandırılması ve ispat bakımından değerlendirilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kanuna aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda sanık hakkında mağdura yönelik reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan verilen mahkumiyet hükmünün CMK’nun 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek;
Sanığın sabit görülen çocuğun nitelikli cinsel istismar suçundan dolayı, suçu işleniş şekli, kastının yoğunluğu ve meydana gelen zarar ve neticeye göre takdiren asgari hadden ceza tertibi yoluna gidilerek cezalandırılmasına, aynı suç işleme kararının icrası cümlesinde birden fazla kez eylemde bulunduğundan teselsül sebebiyle cezasından TCK 43/1 madde uyarınca arttırım yapılmasına, ancak cezanın geleceği üzerindeki olası etkisi ve geçmiş haline göre cezasından TCK 62/1 madde uyarınca indirim yapılmasına ve ön görülen cezanın miktarına göre hakkında TCK 50, 51 ve CMK’nun 231/5 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiri ile anılan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Olay tarihlerinde on beş yaşından büyük olan mağdureye karşı işlenen istismar eyleminde kullanılan cebir ve tehdidin müsnet suçun kanuni unsuru olduğu nazara alınmadan temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile artırılması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/1667 Esas, 2022/1379 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.