YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2216
KARAR NO : 2023/2636
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/540 E., 2022/331 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı (Mağdurelere karşı ayrı ayrı)
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (Mağdure sayısınca)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin
birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Amasya Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2017 tarihli ve 2017/53 Esas sayılı iddianamesiyle sanığın mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan ayrı ayrı cezalandırılması talep edilmiştir.
2. Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2018 tarihli ve 2017/40 Esas, 2018/426 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 6 kez neticeten 12 şer yıl 6’şar ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile yine çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 53 üncü maddesi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 kez neticeten 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.03.2019 tarihli ve 2018/2992 Esas, 2019/776 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.03.2019 tarihli ve 2018/2992 Esas, 2019/776 Karar sayılı kararının sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.10.2021 tarihli ve 2021/22173 Esas, 2021/8192 Karar sayılı kararı ile “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, sanığın her bir mağdureye yönelik gerçekleştirdiği sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirmelerinin ayrı ayrı ve açıkça yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurularak ulaşılan kanaatin belirtilmesi gerektiği halde hükümde bu hususların 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesine aykırı olacak şekilde bulunmaması” ve uygulamaya göre de; “Sanık hakkında mağdure …’ya yönelik müsnet suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve üçüncü fıkrasının (c) bendine göre belirlenen 12 yıl hapis cezası aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 1/6 oranında indirildiğinde 10 yıl yerine 10 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle sonuç cezanın fazla tayini,” nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 27.07.2022 tarihli ve 2021/540 Esas, 2022/331 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 6 kez neticeten 12 şer yıl 6’şar ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile yine çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 53 üncü maddesi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 kez neticeten 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Sübuta, eksik incelemeye (Savunma makamınca bildirilen şahısların tanık sıfatıyla dinlenilmemesi, dava konusu olaydan ilgili makamların haberdar olmasını sağlayan rehberlik öğretmeni tanık …’ün yine öğretmen olan eşi … *** ile sanık arasındaki husumet sebeplerinin ve vaki şikayetin tanık …’ün mağdure öğrencileri etkisi altına alıp harekete geçirmesi sonucu gerçekleştiği hususlarının yeteri kadar araştırılmaması), sanığın öğrencileri olan mağdurelerle öğretmen şefkatiyle zaman zaman fiziksel temas kurmasında cinsel amacı olmadığı için yargılama konusu olayda müsnet suçların unsurları itibarıyla oluşmadığına, mağdureler hakkında tanzim edilen sosyal inceleme raporlarında düzenleyenlerin amaç dışı görüşler ileri sürerek mahkeme nezdinde sanık aleyhine kanaat oluşmasını sağladıklarına, sonucunda da sanığın haksız yere cezalandırılmış olduğuna ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında üst hadden ceza verilip takdiri indirim maddesinin de uygulanmaması ve katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine ilişkindir.
C. Katılan Mağdureler …, … ve … vekillerinin Temyiz İstemleri
Sanık hakkında üst hadden ceza verilip takdiri indirim maddesinin de uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava konusu olayın;
Mağdureler …, …, …, …, …, … ile …’in sınıf öğretmenleri olan sanığın;
Katılan mağdure …’a yönelik; 2013 yılı Ekim ayı ila 2016 yılı Ekim ayı arasında değişik tarihlerde katılan mağdurenin okul formasının içine elini sokup eli ile bacak arasını, etek içini ve poposunu ellemesi ve dudağından öpmesi,
Katılan mağdure …’e yönelik; 2013 yılı Ekim ayı ila 2016 yılı Ekim ayı arasında değişik tarihlerde katılan mağdurenin okul formasının içine elini sokup eli ile bacak arasını, etek içini ve poposunu ellemesi ve yine defalarca kez dudağından öpmesi,
Katılan mağdure …’e yönelik; 2013 yılı Ekim ayı ila 2016 yılı Ekim ayı arasında değişik tarihlerde ve kimsenin olmadığı zamanlarda katılan mağdureyi yanına çağırıp, okul formasının içine elini sokarak eli ile bacak arasını, etek içini ve poposunu ellemesi ve yine defalarca kez dudağından öpmesi,
Katılan mağdure …’ya yönelik; 2013 yılı Ekim ayı ila 2016 yılı Ekim ayı arasında değişik tarihlerde eliyle katılan mağdurenin bacaklarını ve poposunu ellemesi, göğüslerini okşaması ve dudağından defalarca kez öpmesi,
Katılan mağdure …’e yönelik 2013 yılı Ekim ayı ila 2016 yılı Ekim ayı arasında değişik tarihlerde ve kimsenin olmadığı zamanlarda katılan mağdureyi yanına çağırıp, okul formasının içine elini sokarak eli ile bacak arasını, etek içini ve poposunu ellemesi, yine dudağından defalarca kez öpmesi,
Katılan mağdure …’e yönelik 2013 yılı Ekim ayı ila 2016 yılı Ekim ayı arasında değişik tarihlerde katılan mağdurenin göğüslerini ve poposunu ellemesi ve dudağından öpmesi,
Katılan mağdur Hayrunisa’ya yönelik ise; bir aylık süreyle sınıf öğretmeni olan sanığın katılan mağdureyi kimsenin olmadığı bir zaman diliminde yanına çağırmasının akabinde yanına gelen katılan mağdureyi bacaklarının arasına alarak kalçasını ellemesi ve defalarca kez öpmesi,
şeklinde gerçekleştiği kabul edilmiş;
2. Mahkemenin bu kabulü ve kurulan hükme dair;
“Katılan mağdurelerin ve tanıkların beyanlarının alındığı, katılan mağdurelerin mahkeme huzurunda da önceki beyanlarını tekrar ettikleri, katılan mağdurelerin rehber öğretmen tanık … tarafından, okulda rehber öğretmenlerden oluşturulan komisyon tarafından, soruşturma aşamasında kollukça, mahkeme aşamasında heyet ile ve yine kendileri ile görüşen bilirkişilerce beyanlarına başvurulduğu ve mağdurelerin ısrarla sanığın eylemlerini gerçekleştirdiğini beyan ettikleri, katılan mağdurelerin ayrı beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu gibi her bir katılan mağdurenin beyanlarının aşamalarda da genel hatlarıyla istikrar arz ettiği, sanık ve müdafilerinin katılan mağdurelerin yönlendirildiklerine dair iddialarının mağdurelere sorulduğu, mağdurelerin kendileri ile görüşen rehber öğretmenleri tanık …’ün kendilerini yönlendirdiğine dair bir beyanlarının olmadığı, kaldı ki zaten sanık tarafından da gerek katılan mağdurelerin, gerekse de mağdurları yönlendirdiği iddia edilen rehber öğretmen …’ün sanığa iftira atmasını gerektirecek nitelikte bir gerekçe sunamadığı, katılan mağdureler ve rehber öğretmenin sanığa iftira atmaları için dosyaya yansıyan bir neden olmadığı, katılan mağdure …’nın “özel bölgen neresi” sorusuna önünü ve arkasını göstererek cevap verdiği; katılan mağdure …’un sanığın kendisini dudaklarından öptüğünü, poposuna dokunduğunu; katılan mağdur …’nin sanığın kendisini dudaklarından öptüğünü, bacaklarına ve poposuna dokunduğunu; katılan mağdure …’in sanığın göğüslerine ve poposuna dokunduğunu; katılan mağdure …’nın sanığın kendisini dudağından öptüğünü, göğüslerine dokunduğunu; katılan mağdure …’in sanığın kendisini dudaklarından öptüğünü, kucağına oturttuğunu beyan etmeleri dikkate alındığında; sanık müdafiinin katılan mağdurelerin duruşmada özel bölge olarak gösterdikleri yerin cinsel bölge olmadığına dair savunmalarının yerinde olmadığı anlaşılmış, somut olay değerlendirildiğinde, katılan mağdurelerin aşamalarda özleri itibarıyla değişmeyen istikrarlı ve birbirleriyle uyumlu olup hükme esas alınan bir kısım tanık anlatımları ile de desteklenen beyanları karşısında öğretmenleri olan sanığın mağdurelere yönelik dava konusu cinsel istismar eylemleri sabit görülmüştür.” şeklindeki gerekçesinin de usul ve kanuna, dosya kapsamına uygun olduğu yapılan temyiz incelemesi sonucunda kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdureler …, … ve … vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesince bozma üzerine verilen 27.07.2022 tarihli ve 2021/540 Esas, 2022/331 Karar sayılı kararlarında sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdureler …, … ve … vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.