YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2361
KARAR NO : 2023/4480
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 27.07.2020 tarihli ve 2019/456 Esas, 2020/247 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, dördüncü fıkrası gereğince cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı yasanın 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hakkında hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.11.2020 tarihli ve 2020/1211 Esas, 2020/1674 Karar sayılı kararı katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilerek istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dairemizin 07.04.2022 tarihli 2021/19559 Esas, 2022/3323 Karar sayılı kararı ile maddi gerçeğin aydınlatılması açısından zorunlu olduğu durumlarda mahkeme tarafından da mağdurenin tekrar dinlenebileceği nazara alınıp, aynı zamanda olayın tek tanığı konumundaki mağdurenin 5271 sayılı Kanun’un 210 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 236 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince temin edilerek ayrıntılı ifadesinin alınmasından, bunun mümkün olmaması halinde ise soruşturma evresinde alınan yazılı ve görüntülü beyanlarının duruşmada izlenip okunarak taraflara söz hakkı verilip diyeceklerinin sorulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan ve düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma ilamı sonrası yapılan kovuşturma sonunda Burdur Ağır Ceza Mahkemesi 31.10.2022 tarihli ve 2022/273 Esas, 2022/540 Karar sayılı kararı ile sanığın önceki hükümde olduğu gibi cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 01.02.2023 tarih ve 9-2023/518 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
…. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılanların kızlarında herhangi bir değişiklik fark etmediklerini beyan ettiklerini, olayın görgü tanığının bulunmadığını, mağdurenin bozma ilamından sonra alınan beyanında hiçbir şey hatırlamadığını beyan ettiğini, sanığın suçluluğunu her türlü şüpheden uzak bir şekilde kanıtlayan herhangi bir delilin mevcut olmadığını, mağdure beyanlarına göre Yargıtayın aradığı aşamalardaki değişmeyen beyan kuralının ortadan kalktığını, baba ile mağdurenin aynı gün içerisindeki anlatımlarını birbiri ile tamamen farklı olduğunu, Burdur Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan rapora itirazlarının olduğunu, raporda 11 yaşındaki hali ile verildiği anlaşılan “ Beyanlarına itibar edilebilir “ raporunun olduğunu, ancak olayın mağdur 9 yaşında iken meydana geldiğini, raporun kararda mağdurenin anlatımları açısından etkili kabul edilemeyeceğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Süre tutum dilekçesi vermiş gerekçeli kararın tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece mahkemesince bozma üzerine; “…Sanığın, 9 yaş ile 10 yaş arasında olduğu, 12 yaşını ikmal etmediği anlaşın (zira mağdur ……’in usulüne uygun olarak sosyal hizmet uzmanı eşliğinde alınan 03/08/2019 tarihli beyanında olayın bu sene olmadığına dair açıklaması ve sanığın da aynı tarihte Buca Cumhuriyet Başsavcılığınca müdafii nezdinde alınan ifadesinde geçen yıl Mayıs Haziran ayı gibi evinin önünde çalışırken şeklinde olayın anlatımına giriş yapması birlikte değerlendirildiğinde olayın olayın ihbar tarihinden yaklaşık bir yıl içerisinde gerçekleştiği kabul edilmekle), böylece rızası geçerli kabul edilemeyecek olan mağdur çocuğu, olay tarihinde okuldan eve geldiğinde anne babasının evde olmadığını anlayınca evine çağırıp “gel sana meyve suyu vereyim” diyerek hile ile evine götürdüğü, evde içecek verdiği, sonra kendisini ahıra götürdüğü, pantolonunu çıkarmasını istediği, kendisi çıkarmak istemeyince sanığın çıkar diye zorlaması üzerine pantolonunu indirdiği, daha sonra sanığın, üzerine iç çamaşırı da bulunmadığı beyanlarından anlaşılan mağdur ……’in arka ve ön özel bölgelerine dokunduğu ve bıyıklarını sürttüğü, sonra tekrar eve geldikleri ve balkonda oturdukları sırada sanığın mağdur ……’e hitaben “et dondurmasını biliyor musun?” diye sorduğu, bilmediğini söylemesi üzerine mağdur ……’i içeri götürdüğü ve pantolonunu çıkararak kendi cinsel organını gösterip dokunmasını söylediği fakat mağdur ……’in dokunmadığı yukarıda ayrıntısı ile zikredilen tüm deliller nazarında anlaşılmakla, yaşı küçük mağdurun sanığa iftira atmayı gerektirir bir durum söz konusu olmadığı gibi mağdurun yaşı itibari ile de bu şekilde bir kurgu yapmasının mümkün olmadığı da gözetildiğinde, mağdurun beyanlarının doğru olduğunun kabulüyle ve böylelikle sanığa atılı fiiller mahkeme vicdanında sübut bulmakla, sanığın On İki Yaşını Tamamlamamış Mağdura Karşı Cebir Ve Tehditle Sarkıntılık Düzeyinde Cinsel İstismar ve Cebir, Tehdit Veya Hile Kullanarak Çocuğa Karşı Cinsel Amaçla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir. (Benzer mahiyette bknz. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 27/09/2017 tarih ve 2017/1473 Esas 2017/1700 Karar sayılı kararı.)
Her ne kadar sanık müdafi bozma sonrası yaptığı savunmasında mağdurun babası …… …… ile mağdur …… ……’nın olaya dair anlatımlarının birbiri ile tamamen farklı olduğunu beyan etmiş ise de, genel hatları itibariyle mağdur ile mağdurun babasının anlatımlarının birbiriyle örtüştüğü, mağdurun ilk beyanını verdiği tarihte 9 yaşında olduğu, duruşma esnasında da izlenen mağdur beyanlarından da görüleceği üzere mağdurun beyanının sosyal hizmet uzmanı eşliğinde alındığı, uzmanın mağdurun beyanlarını detaylı olarak tespit etmek amacıyla ayrıntılı sorular sorduğu, bu itibarla mağdurun babasına anlatmadığı bazı detayları pedagojik uzmanlığı bulunan görevliye anlatmasının son derece olağan olduğu, ayrıca yukarıda da ifade edildiği üzere genel olay anlatımında mağdurun babasının beyanları ile mağdur beyanı arasında önemli çelişkilerin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine sanık müdafi mağdurun bozma sonrası alınan beyanında olayı hatırlamadığını söylemesinin ilk beyanlarından bir geri dönüş olduğunu ifade etmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 236/2 maddesine göre “işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan çocuk veya mağdur bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada bir defa dinlenebilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre başından geçen olay nedeniyle psikolojik olarak bu olaydan etkilenmiş olan mağdurun bu olayları anlatırken bir kez daha yaşamaması amacıyla bu düzenlemenin getirildiği anlaşılmaktadır. Mağdur da bozma sonrasında alınan beyanlarında psikolojik etkisini belli oranda atlattığı olayı bir kez daha anlatarak 4-5 yıl önce meydana gelmiş olayı yeniden yaşamamak amacıyla hatırlamadığını söylemesi son derece normaldir. Mağdurun duruşma esnasında olayı hatırlamadığını söylemesi nedeniyle Yargıtay Bozma ilamına da uygun olacak şekilde mağdurun soruşturmadaki ifadesi sanık ve müdafinin bulunduğu celsede izlenmiş ve diyecekleri sorulmuştur. Mağdurun soruşturma aşamasındaki bu beyanları tutarlı ve olayın akışına uygun bulunmakla hükme esas alınmıştır…. ” gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
…. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılan Bakanlık vekilinin yüzüne verilen karara karşı 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 01.11.2022 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen yedi günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, anılan vekilin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, açıklanan gerekçe içeriğine göre Tebliğname’ye aykırı olarak reddi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin sanığın kendisini meyve suyu ikram etmek bahanesiyle evine çağırdığına ilişkin açık bir beyanının bulunmamasına göre öncelikle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası yerine 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının tatbik edilmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunması, çocuğun cinsel istismarı suçu bakımından ise 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası tatbik edilirken gerekçede kanundaki ifadelerin somutlaştırılmadan kullanılması ile mağdurenin sanığın eylemini cebir ve tehditle gerçekleştirdiğine dair bir anlatımının olmaması nazara alındığında sanık hakkında aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası tatbiki suretiyle fazla cezaya hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
…. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (…) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/273 Esas, 2022/540 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, açıklanan gerekçe içeriğine göre Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Burdur Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verilmiştir.