YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2429
KARAR NO : 2023/2800
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/743 E., 2022/901 K.
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2018/445 Esas, 2019/321 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/2665 Esas, 2019/1921 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/2665 Esas, 2019/1921 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.02.2022 tarihli ve 2021/27474 Esas, 2022/1437 Karar sayılı kararı ile özetle Bölge Adliye Mahkemesince katılan Bakanlık vekilinin istinaf talebiyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 01.04.2022 tarihli ve 2022/743 Esas, 2022/901 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mahkeme eksik inceleme sonucunda karar verdiğine, alt sınırdan ceza ve takdiri indirim uygulamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece “İddia, sanık savunması, müşteki beyanı, dosyada mevcut adli rapor, tanık beyanları ve dosyadaki diğer delillerin değerlendirilmesinde; mağdurenin Türkmenistan uyruklu olduğu, iş aradığı, sanığa ait iş yerine işçi alınacağını internet uygulaması üzerinden öğrenmesi üzerine sanıkla iletişime geçtiği, sanığın mağdura konum attığı, daha sonra mağdur ve sanığın buluştukları, araçla sanığa ait iş yerine gittikleri, daha sonra sanığın iş yerini mağdura gezdirdiği, ücret konusunu tarafların konuştukları ve anlaştıkları, sanığın mutfağı göstereceği bahanesiyle mağdureyi mutfak bölümüne götürdüğü ve orada mağdureye aniden sarıldığı, mağdurenin sanığı ittirmesi üzerine sanığın mağdureyi tokatlamaya başladığı ve mağdurenin yere düştüğü, daha sonra sanığın mağdureyi tekmelediği ve mağdureyi bıçakla tehdit ederek üzerindeki elbiseleri çıkarttığı, cep telefonuyla mağdurenin çıplak fotoğraflarını çektiği ve mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği, cinsel ilişki esnasında mağdureye organ soktuğu, cinsel ilişkinin sona ermesi üzerine mağdurenin sanıktan su istediği, sanığın su getirmek amacıyla mağdureyi bırakması üzerine mağdurenin bu durumdan faydalanarak çıplak vaziyette iş yerinden dışarı kaçtığı ve tanık olarak beyanı alınan gece bekçisi … ***’ın yanına gittiği, daha sonra sanığın gelerek mağdure ile sevgili olduklarını belirttiği, bunun üzerine tanığın da mağdure ve sanığı aracı ile evlerine bıraktığı, mağdurenin olaydan sonra Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünde 24/09/2018 tarihinde alınan adli raporuna göre BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmayacak şekilde yaralandığı, ancak bu yaralanmanın hayati tehlikeye yol açmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık mağdure ile rızası ile cinsel ilişkiye girdiğini savunmuş ise de, dosyadaki mevcut adli rapor, mağdurenin hazırlıkta alınan ayrıntılı ve istikrarlı beyanı nazara alındığında eylemin mağdurenin rızası dışında gerçekleştiği, mağdurenin duruşma esnasında alınan beyanlarının da sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılmakla, sanığın olay tarihinde mağdureye yönelik olarak vücuda organ sokmak suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın TCK.’nun 102/2 maddesi uyarınca cezalandırılması, eylemin silahtan sayılan bıçak tehdidi ile gerçekleştirmesi nedeniyle verilen cezanın TCK.’nun 102/3-d maddesi uyarınca arttırılması, sanığın ATK raporuna göre mağdureyi BTM ile giderilemeyecek şekilde yaraladığı anlaşıldığından, yaralamanın derecesi de nazara alınarak TCK.’nun 86/1 maddesi uyarınca cezalandırılması, eylemin silahtan sayılan bıçakla gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK.’nun 86/3 maddesi uyarınca verilen cezanın arttırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar sanık hakkında yağma ve hürriyeti tahdit suçlarından dolayı cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; mağdurenin sanıkla rızası ile buluşarak sanığa ait iş yerine geldiği, kendi rızası ile iş yerinde bulunduğu, sadece cinsel istismar eyleminin süresi ile sınırlı olarak sanık tarafından hürriyetinin tahdit edildiği, alıkoyma suçunun cinsel istismar için gerekli ölçü ve süre ile sınırlı kaldığı, bunun dışındaki zamanlarda mağdurenin zorla alıkonulduğuna dair bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, yağma suçu yönünden ise sanığın mağdurenin cep telefonu içindeki fotoğrafları silmek amacıyla aldığı, sanığın herhangi bir şekilde cep telefonunu sahiplenme veya mal edinme kastıyla aldığına dair herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın yağma ve hürriyeti tahdit suçundan dolayı beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 01.04.2022 tarihli ve 2022/743 Esas, 2022/901 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.05.2023 tarihinde karar verildi.