Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/2457 E. 2023/8367 K. 12.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2457
KARAR NO : 2023/8367
KARAR TARİHİ : 12.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1551 E., 2019/1498 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama

Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümlere karşı; sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden Mahkemece yokluğunda verilen hükümlerin kanuni süresi içerisinde müdafi tarafından temyiz edilmesinden sonra kayden 20.07.2001 doğumlu olup dosyaya sunduğu 11.07.2023 günlü dilekçe ve yazılı ifadesinin alındığı 19.07.2023 tarihlerinde on sekiz yaşını dolduran suça sürüklenen çocuğun vaki temyiz isteminden vazgeçtiği belirlenmiş, katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden ise Bakanlık vekilinin usûlüne uygun şekilde kendisine tebliğ edilen gerekçeli hükümlere karşı vermiş olduğu temyiz dilekçesinde temyiz gerekçesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Katılan mağdure vekilinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/394 Esas, 2019/363 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdureye yönelik eylemleri sebebiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca neticeten 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddenin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddenin üçüncü fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca neticeten 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.11.2019 tarihli ve 2019/1551 Esas, 2019/1498 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden sonuç ceza 10 yıl olarak belirlenmek suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine ve diğer hüküm yönünden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.05.2020 tarihli, 9-2023/7514 sayılı ret ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde temyiz gerekçesi bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesince sonuç hapis cezasının doğru olarak hesaplandığına, bu konuda Bölge Adliye Mahkemesince yapılıp suça sürüklenen çocuk lehine sonuç doğuran düzeltmenin hatalı olduğuna ve suça surüklenen çocuğun cezası tayin edilirken 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası maddesi uyarınca yapılan indirimin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince dava konusu olayın; “Suça sürüklenen çocuk …’ın mağdure …’nın cep telefonu numarasını bulduğu, mağdurla iletişime geçerek sevgili oldukları, suça sürüklenen çocuğun mağdureden göğüslerinin fotoğrafını cep telefonu yoluyla kendisine göndermesini istediği, mağdurenin de suça sürüklenen çocuk ile aralarındaki ilişkiye güvenerek suça sürüklenen çocuğa göğüslerinin fotoğrafını attığı, bunun üzerine suça sürüklenen çocuğun kendisiyle ilişkiye girmez ise fotoğrafları ailesine göndereceğinden bahisle mağdureye baskı yaptığı, suça sürüklenen çocuğun bu baskısına dayanamayan mağdurenin okul çıkışı suça sürüklenen çocuk ile buluşarak kavaklı parkın karşısında olan küçük bir kulübede mağdure ile ters ilişki yaşadığı, ilişki sonrası suça sürüklenen çocuğun mağdurenin tekrar fotoğraflarını çektiği, bu sefer suça sürüklenen çocuğun eline mağdurenin daha etkili fotoğrafları geçtiği, bunun üzerine suça sürüklenen çocuğun mağdureyi elindeki fotoğrafları babasına göstermekle tehdit etmeye devam ederek cinsel ilişkiye girmeye devam etmesini istediği, suça sürüklenen çocuktaki fotoğraflarını babasının görmemesi için mağdurenin suça sürüklenen çocuk ile cinsel ilişkiye girmeye devam etmek zorunda kaldığı, 2. defa yine kavaklı parkın karşısında bulunan kulübede daha sonra … Mahallesinde bulunan yıkık bir evde anal yoldan ilişkiye girdikleri, anal yoldan organ sokmanın dışında suça sürüklenen çocuğun mağdurenin dudağından öptüğü,
Suça sürüklenen çocuk aşamalardaki tüm savunmalarında mağdure ile anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini ikrar etmiş, ancak bunu mağdurenin rızasıyla gerçekleştirdiğini iddia etmiştir. suça sürüklenen çocuğun ve mağdurenin telefon kayıtları ve aralarındaki yazışmaların incelenmesinde suça sürüklenen çocuğun mağdureye “Benim ol, Yarın buluşam. Valla naparsan yap kuran çarpsın arabanıza bırakçam fotoları, Korkmuyorum … bi benle değil herşey var fotoların ardında yazılar var, Kimle ne olduysan tek tek, Yarın geliverecektin ……Napan …, herşeyi yüz yüze konuşacaz son defa s..şecez gidecem..” şeklinde mesaj gönderdiği anlaşılması karşısında suça sürüklenen çocuğun bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Ayrıca suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin aralarındaki yazışmalarla birlikte, anal yoldan organ sokma şeklindeki ilişkiye girme biçimleri de nazara alındığında, ilişkinin karşılıklı rızaya dayalı değil, tamamen suça sürüklenen çocuğun şantaj niteliğindeki eylemleri ile gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.” Şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre suça sürüklenen çocuk hakkında mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından yukarıda I.”HUKUKİ SÜREÇ” başlığı altındaki (1) numaralı bölümde belirtildiği biçimde hükümler tesis edildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından kurulan hükümle ilgili vaki istinaf taleplerinin esastan reddine ancak çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm bakımından suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15-18 yaş grubu içinde olduğu, öncesinde hesaplanan hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 12 yıla indirilerek daha sonra 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılacak 1/6 indirimle neticeten sanığın 10 yıl hapis ile cezalandırılması gerekirken suça sürüklenen çocuk hakkında sonuç hapis cezasının 11 yıl 1 ay 10 gun şeklinde fazla tayini usul ve yasaya aykırı olup, hükümdeki ilgili yerlerde gerekli çıkarma ve eklemeler yapılmak suretiyle suça sürüklenen çocuk hakkındaki sonuç cezanın 10 yıl hapis olarak belirlenmesi suretiyle vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Mağdure Vekilinin Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.11.2019 tarihli ve 2019/1551 Esas, 2019/1498 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.12.2023 tarihinde karar verildi.