Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/305 E. 2023/4933 K. 07.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/305
KARAR NO : 2023/4933
KARAR TARİHİ : 07.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1585 E., 2022/103 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve 2021/305 Esas, 2021/571 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.01.2022 tarihli ve 2021/1585 Esas, 2022/103 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Olayda sanığın iki ayrı eylemi olduğundan iki kez cezalandırılması aksinin kabul edilmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında üst hadden takdiri indirim uygulanmaksızın ceza tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdure beyanlarının kendi içerisinde çelişkili olduğuna, sanığın cinsel amaçla hareket etmediğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına hükme esas alınan delillerin kanuna uygun olmadığına, beyanlar arasındaki çelişki ve beraati gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama, toplanan deliller, iddia, savunma, mağdure ve tanık beyanları, toplanan bilgi ve belgeler, mesaj kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mağdurenin amcası olduğu, mağdurenin anne babasıyla birlikte Almanya’da ikamet ettiği, yaz tatili için 2019 yılı Temmuz ayında ailesi ile …’a geldiği, olay tarihinde gece 00:30 civarı sanık ve ailesi ile mağdurenin, sanığın ikametine geldikleri, önce sanığın büyük kızı tanık …’yi ayağındaki rahatsızlık sebebiyle hastaneye götürdükleri ardından yeniden ikamete geldikleri, saat 03:00 civarında evdekilerin uyuma hazırlığı yaptığı, sanığın kızı tanık …’in odasının mağdure için hazırlandığı, mevsimin yaz olması sebebiyle sanığın uyumak için balkona geçtiği, mağdurenin de uykusunun gelmemesi sebebiyle balkona gittiği, mağdure ile sanığın saat 05-06 civarında yan yana uyumaya başladığı, bu esnada sanığın mağdurenin kıyafetleri üzerinden göğsünü, poposunu, bacağını ve karnını okşadığı, mağdurenin şoka girdiği için tepki veremediği, mağdurenin savcılık beyanına göre eylemin bir saat sürdüğü, sanığın eylemine mağdurenin rızasının olmadığı, ilerleyen saatlerde sabah ezanı okununca sanığın mağdureye “Sabah oldu yatağına git” diyerek balkondan ayrılarak …’in odasına gittiği, mağdurenin de kısa bir süre sonra uyumak için kendisi için ayrılan …’in odasına gittiği, burada yer yatağında sanık ile kızı …’i uyurken gördüğü, mağdurenin, sanığın aynı eylemi kendisine karşı yeniden yapıp yapmayacağından … olmak için … ile sanık arasına uzandığı, sanığın yeniden mağdureye yaklaşarak göğsünü, bacaklarını sonra da cinsel organını okşamaya başladığı, mağdurenin sanığın eylemlerine son vermek için sağa sola kıvrandığı ancak sanığın eylemine devam ettiği, sanığın bu sefer mağdurenin elini alarak kendi cinsel organını doğru götürdüğü, mağdurenin buna izin vermeyerek elini çektiği, odada gerçekleşen eyleminde mağdurenin beyanına göre bir saat sürdüğü, daha sonra ev halkının uyandığı, mağdurenin de yataktan kalkarak sanığın ayağına ayağı ile dokunduğu ve sanığa, “Ne yaptığını biliyorum” dediği, sanığın duymamazlıktan geldiği ve sabah işe gitmek için evden ayrıldığı, mağdurenin bu olayı hane halkından kimseye anlatmadığı, akşam saatlerinde ailesini arayarak kendisinin alınmasını istediği, mağdure ve ailesinin olaydan yaklaşık on iki gün sonra Almanya’ya gittikleri, mağdurenin babası …’in 17.09.2019 tarihinde … Çocuk Şube Müdürlüğünün …@egm.gov.tr bağlantılı e-mail hesabına, kardeşi olan sanıktan şikayetçi olduğunu belirtir mesaj attığı ve sanık hakkında soruşturma işlemlerine başlandığı anlaşılmıştır.
Sanık aşamalarda vermiş olduğu beyanında olay günü mağdure ile balkonda yan yana uyuduklarını, bir ara sol elinin yastığın altında olduğunu, sağ elinin de mağdure tarafından göğsünün üzerine konulduğunu, elini göğüsünün üzerinde gezdirdiğini, kızı …’in battaniye getirdiğini, bu esnada uyandığını, mağdure ve kızına ‘”Kalkın yatağınıza gidin” dediğini, daha sonra …’in odasına giderek uyumaya devam ettiğini, sabah uyandığında, mağdurenin ayağına vurarak “Sen beni sabaha kadar taciz ettin” dediğini, eve ekmek aldığını sonra da olayın şokuyla evden ayrılarak işe gittiğini, mağdureyi kasıtlı olarak taciz etmediğini savunmuştur.
Sanık her ne kadar savunmalarında mağdurenin elini alarak göğsü üzerine koyduğunu balkonda iken kızı …’in battaniye getirmesi ile uyandığını savunmuş ise de, mesaj kayıtlarında kendini suçlu kabul ettiği, bunun insanı bir hata olduğunu, dayanamadığını söylediği, balkondayken mağdurenin üstü açık gören sanığın mağdureye sarkıntılık boyutunu aşacak şekilde cinsel istismarda bulunduğunun anlaşıldığı, sanığın olayın şokuyla mağdureye cevap veremediğini savunmuş ise de, sanığın farkında olmadan uyurken mağdurenin elini göğsü üzerine koyduğu doğru olsaydı sanığın mağduriye yazdığı mesaj kayıtlarında, olayın farkında olmadığını ve kendisine yönelik cinsel istismar eylemini asla kabul etmemesi yönünde mesaj yazması gerektiği ancak sanığın; “Beni affet, evet benim suçum, hepimiz severiz amcam, etkilendim hata ama ne yapayım her insan hata yapar,” şekilde mesajların sanığın mağdureye yönelik cinsel amaçlı olarak temasta bulunduğunun değerlendirildiği, tüm aşamalarda sanığın mağdure ile olan yazışmaları kabul ettiği herhangi bir itirazda bulunmadığı göz önüne alındığında mağdurenin beyanlarının olayın görgüsü ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu vicdani kanaatine varılarak sanığın mağdureye yönelik cinsel istismar suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında düzenlenen “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan kurulan hükümde ‘Suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, amaç ve saiki, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı göz önüne alınarak’ şeklindeki gerekçeyle tayin edilen temel cezanın teşdiden “8 yıl 6 ay” hapis cezası olarak belirlenmesine, bir isabetsizlik görülmediğinden, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve ”Sanığın yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Her ne kadar eylemden sonra elde edilen mesaj kayıtları kanuna aykırı ise de; gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında sanığın sunulan kayıtlara karşı kaçamaklı beyanları, diğer deliller değerlendirildiğinde sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.01.2022 tarihli ve 2021/1585 Esas, 2022/103 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.09.2023 tarihinde karar verildi.