YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4282
KARAR NO : 2023/3657
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı gerçekleştirilen yargılama sonucunda, atılı suçtan mahkumiyetine dair Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.01.2016 gün ve 2015/306 Esas, 2016/20 Karar sayılı hükmün sanık müdafii ile şikayetçi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 09.11.2016 gün ve 2016/8527 Esas, 2016/7696 Karar sayılı onama yönündeki kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2023 günlü, KD-2023/10271 sayılı itiraznamesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince itiraz edilmesi üzerine dosya Daireye gönderilmekle tetkik edildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz nedenleri yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 09.11.2016 gün ve 2016/8527 Esas, 2016/7696 Karar sayılı onama kararının 6352 sayılı Kanunun 99 uncu maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesine eklenen 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca KALDIRILMASINA karar verilmesinin ardından 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Kayden 23.04.1998 doğumlu olup suç tarihi dönemde on beş yaşından küçük olan mağdurenin soruşturma evresinde çocuk izlem merkezinde alınan 27.05.2015 günlü kolluk beyanında sanığın kendisine yönelik cinsel istismar eylemlerinin 2011 yılına denk düşecek şekilde en son on üç yaşına gelene kadar devam ettiğini belirtmesi, kollukça tanzim edılen 26.05.2015 tarihli olayın intikali tutanağındaki bilgilere göre, mağdurenin kolluğa son tecavüz olayının iki yıl önce yani 2013 yılı içerisinde gerçekleştiğini söylemesi, mağdurenin babası şikayetçi …’ın aşamalardaki beyanlarında olayın intikalinin iki yıl öncesi olan 2013 yılı içerisinde amcası sanıkla ilgili kızları mağdurenin sıkıntıları olduğunu eşinden öğrenmesınden sonra aile olarak bu tarihten itibaren sanıkla görüşmeyi kestiklerini ifade etmesi ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın 2006 yılından başlayarak sonuncusu 2013 yılı içerisinde gerçekleştiği anlaşılan on beş yaşından küçük erkek kardeşinin kızı mağdureyle birden fazla kez cinsel ilişkiye girme, cinsel organını mağdurenin ağzına sokma, mağdurenin vajinal bölgesine dokunup cinsel organını sürtme eylemlerinden dolayı hakkında suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan lehine olan 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddenin ikinci, üçüncü ve altıncı fıkraları 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, lehe aleyhe kanun değerlendirmesi de yapılmaksızın kanun değişikliğinden sonraki düzenlemeye göre uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tabi hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.