YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4442
KARAR NO : 2023/8009
KARAR TARİHİ : 05.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/495 E., 2022/626 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Katılan … vekili, katılan Bakanlık vekili, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2021 tarihli ve 2021/29 Esas, 2021/515 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri gereğince sonuç olarak 14 yıl 2 ay ve ayrıca sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca sonuç olarak 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 53 üncü madde uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/495 Esas 2022/626 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca duruşmasız yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile “Sanık bütün aşamalarda suçlamaları kabul etmemektedir. Olayın açığa çıkma tarihi 2018 yılı Ağustos ayıdır. Suçun işlendiği iddia edilen tarihlerden 8 ve 5 yıl sonrasıdır. Mağdur anksiyete bozukluğu sebebiyle tedavi görmektedir. Mağdurun öğretmeni mağdur için sınıfta durmayan bir öğrenci olduğunu söylemiştir. Mağdurun annesi ile babası boşanmıştır. Mağdurun velayeti anneye verilmiş ve annesiyle kalmaktadır. Babası ve babasının ailesi ile samimiyeti bulunmamaktadır. Zira annesinin anlatımlarına göre mağdur babasından şiddet görmüştür. Bütün bu deliller çerçevesinde sanığın mağdura karşı suçları işlediği konusunda şüphe oluşmaktadır. ”şüpheden sanık yararlanır” ceza hukuku genel prensibinden hareketle, sanığın suçları işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilerek Sanık …’ın katılan mağdur …’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi gereğince her iki suçtan ayrı ayrı beraatine ” karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 23.03.2023 tarihli ve 9-2022/110495 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.
II. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesince katılan mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümle ilgili istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sanığın atılı suçları işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği hususundaki değerlendirmenin delil takdirine ilişkin olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu husustaki değerlendirmenin aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca duruşmalı yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. Anılan nedene istinaden bozma talep eden Tebliğname görüşüne iştirak edilmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan … vekili, katılan Bakanlık vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/495 Esas 2022/626 Karar sayılı esası incelenmeyen hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye …’in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın heyet çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurulması halinde bölge adliye mahkemesi ceza dairesince duruşma açılmaksızın delil değerlendirilmesi yapılarak beraat kararı verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Türk hukuk sisteminde istinaf kanun yolu ve istinaf mahkemeleri görece yeni getirilmiş kurumlardır.
İstinaf ya da bizdeki adıyla bölge adliye mahkemeleri dünyada bazı ülkelerce kabul edilmiştir. Bazı ülkeler hukuk politikaları gereğince istinaf sistemini geniş anlamda bazı ülkeler ise ülkemizde uygulandığı gibi dar anlamda kabul etmiştir.
Geniş anlamda istinaf sisteminin kabulü halinde; ilk derece mahkemesi kararlarına karşı taraflar ya da iddia makamınca istinaf kanun yoluna başvurulması durumunda istinaf mahkemesince ikinci bir yargılama yapılması için ilk derecede aşamasındaki gibi usül işlemlerine başlanıp ilk derece mahkemesince değerlendirilen tüm deliller istinaf mahkemesi önüne getirilerek yeniden değerlendirilir. Daha doğrusu ilk derece mahkemesince yapılan tüm işlemler ilk defa yargılama yapılırcasına yenilenir.
Dar anlamda istinaf sistemini kabul eden hukuk sistemimizde ise; ilk derece mahkemesince verilen hükme karşı taraflar ya da iddia makamı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması halinde istinaf istemini inceleyen daire 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesi gereğince:
1. İstinaf isteminin esastan reddine,
2. İstinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine,
3. İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozularak dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
4. Davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığına başlanmasına,
karar verilebilir.
Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri duruşma açmaya karar verirse 5271 sayılı Kanun’un 281 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince gerekli görülen delilleri yeniden değerlendirmek için eksiklik olan delilleri tartışmaya açar, geniş anlamda istinaf kurumunun kabul edildiği hukuk sistemlerindeki gibi tüm delilleri tekrardan toplamaz. 5271 sayılı Kanun’un 282 nci maddesinin birinci fıkrasının (a, b, c, d, e, ve f) bentlerinde belirtildiği şekilde deliller sadece ana hatlarıyla anlatılır. Bahsettiğimiz bu kanun maddelerinden anlaşılacağı gibi Türk hukuk sistemi dar anlamda istinaf sistemini kabul etmiştir.
Dar anlamda istinaf sistemini kabul etmenin sonucu olarak genel ilke olan yüzyüzelik ilkesine istinaf mahkemeleri yönünden istisna getirilmiştir. Bu nedenle istinaf mahkemeleri delillerle doğrudan temasa geçmeden dosya üzerinden yaptığı incelemede değerlendirebilir.
Türk Hukuk sisteminde sadece temyiz kanun yolu öngürülmüşken 5235 sayılı Kanun ile istinaf kanun yolu da sisteme eklenmiş olup bazı suçlar ve cezalar yönünden iki dereceli kanun yolu hukuk sistemimize dahil edilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse. ……” şeklinde yer alan ifadeye göre Yargıtay’a tanınan “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate…” hükmünün işletilmemesi nedeninin ilk derece mahkemelerinin direnme hakkının elinden alınmaması olduğu kanaatindeyim.
Bölge adliye mahkemelerince inceleme duruşma açılarak yapılsa dahi tüm delillerle yüzyüzelik ilkesine getirilen istisna ve ayrıca kanun yolu olarak yaptıkları istinaf incelemesinin üst kanun yolu olan temyiz denetimine tabi olacağı gibi dosya üzerinden bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararına karşı da taraflar ya da Cumhuriyet savcılığınca temyiz kanun yoluna başvurabileceği ve denetimden geçeceği de göz önüne alındığında; bölge adliye mahkemesi dairelerinin 5271 sayılı Kanun’un 280 nci maddesinin kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak duruşma açmadan, dosya üzerinden karar verebileceğinden sanığın beraatine karar veren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.