YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4536
KARAR NO : 2023/5004
KARAR TARİHİ : 11.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/129 E., 2023/176 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı (sanıklar), çocuğun nitelikli cinsel istismarı (sanık …)
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi. Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Rize Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2021/480 Esas, 2022/449 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun ) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve aynı Kanun’un 43 üncü maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile aynı maddenin üçüncü fıkrası (c) ile aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile aynı maddenin üçüncü fıkrası (c) ile aynı Kanun’un 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.02.2023 tarihli ve 2023/129 Esas, 2023/176 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık … müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
b) Sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık … müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüyle hükümlerin kaldırılarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine,
Karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.03.2023 tarihli ve 9-2023/30263 sayılı, sanık … hakkında onama, sanık … hakkında bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafinin Temyiz İstemi
Özetle, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil bulunmadığına, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğine, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, Sanık … hakkında Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın eksik incelemeye tabi olduğuna, hukuken yetersiz olduğuna ve gerekçe içermediğine, atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna, suçun işlendiğine dair katılan mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı ve birbiriyle uyumlu beyanları olduğuna, sanık ile katılan mağdure arasında katılan mağdurenin iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa iftira atmasını gerektirir herhangi bir husumetin bulunmadığına, katılan mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınarak sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemesi gerektiğine ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen beraat kararlarının kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Özetle, sanık …’nin 2015 yılı içerisinde, mağdurenin köydeki evlerinin üst katında bulunduğu sırada katılan mağdurenin kıyafetlerinin içerisine elini sokmak suretiyle göğsüne dokunduğunu, akabinde mağdurenin cinsel organı ile oynamasını istediğini, oynama neticesinde sanığın cinsel organından sıvı geldiğini, yine 2021 yılının Şubat ayında sanığın mağdurenin cinsel bölgelerine dokunmaya başladığını, bu eylemin iki ay gibi bir süre sürdüğünü, mağdurenin yanaklarından ve dudaklarından öptüğünü, cinsel organını mağdurenin kıyafetlerinin içerisine sokarak kalçasına sürtmeye başladığını, yol kenarında ağaçlık bir alanda sanığın cinsel organını mağdure çocuğun kalçasının içeresine girecek şekilde soktuğunu, bu gerekçelerle sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçları yönünden İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen hükümde usul ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığını, delillerde ve işlemlerde eksikliğin olmadığını ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçlarından verilen mahkumiyet kararları yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi cihetine gidilmesi gerekirken, sanık hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
D. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdure ile sanıklar arasında husumet bulunmadığına, mağdurenin yaşı gereği yaşadığı eylemlerin sırasını ve mahiyetini karıştırmasının normal olduğuna, sanıkların cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; ”Sanık …’un katılan mağdure …’ya yönelik üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden; Sanık …’un mağdure …’nın şikayet tarihinden yaklaşık 3-4 ay öncesinde mağdurenin anne ve babasının çay toplamak için köye gittikleri bir zamanda mağdurenin ikamet ettiği Pazardaki evlerine gelerek mağdurenin mutfakta bulunduğu sırada mağduru dudağından öperek kıyafetinin içine elini sokmak suretiyle göğüslerini tuttuğu, mağdurenin itmesi üzerine sanığın evden çıkıp gittiği, ilk olaydan sonraki bir gün sanığın tekrar eve gelerek evin kapısını çaldığı, kapıyı mağdurenin açması sonrası mağdurenin göğüslerinden tuttuğu, mağdurenin sanığı itmesi akabinde sanığın gittiği, 15.10.2021 tarihinde ise sanığın mağdurenin anne ve babası evde olmadığı bir zamanda abisi olan Doğuş’unda evden ayrılmasını bekleyerek tekrar eve gelip girdiği, sonrasında evde bulunan televizyonu açarak “Biri gelirse cihaz bozuk cihazı yapıyoruz dersin” şeklinde söylemde bulunarak mağdurenin kolundan tutup yatak odasına götürdüğü, sanık … mağdurenin üst elbiseleri ile eşofmanını çıkardığı, sonrasında kendi pantolonunu çıkararak mağdure çocuğu yüz üstü yatağa iterek cinsel organını mağdurenin kalçasına sürtmeye başladığı, bir süre sonra sanığın cinsel organdan sıvı geldiği, sanığın boşalması sonrası elbiselerini giyinerek çıkıp gittiği, yaşanan olay üzerine mağdurenin abisi olan …’a ve arkadaşlarına olayı anlatarak karakola gidip şikayetçi olduğu anlaşılmıştır. Sanık her ne kadar soruşturma ve kovuşturma aşamalarında suçlamalardan kurtulmaya yönelik tutarsız, çelişkili ve tevil yollu savunmalarda bulunmuş ise de, mağdurenin beyanlarını destekler nitelikteki tarafsız tanık anlatımları, dosya içerisinde yer alan mesaj içerikleri, olayların ortaya çıkış şekli, dosyamız içerisinde yer alan tutanak ve rapor içerikleri, mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı ve birbiri ile uyumlu beyanları, mağdurenin sanığa karşı iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa iftira atmasını gerektirir bir husumet bulunmaması karşısında, mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınarak sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık …’nin katılan mağdure …’ya karşı 2015 yılına yönelik üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden; Dosyamız diğer sanığı …’un mağdur çocuğa yönelik eylemleri sonrası mağdurenin adli kollukta alınan beyanları ile amcası olan sanık …’nin ilk olarak mağdure çocuğa karşı mağdure 8 yaşlarında iken 2015 yılı içerisinde köydeki evlerinin üst katında bulundukları sırada mağdurenin kıyafetlerinin içerisine eline sokmak sureti ile göğsüne dokunduğu, akabinde mağdurenin cinsel organıyla oynamasını istediği, sonrasında mağdurenin, sanığın cinsel organıyla oynaması neticesinde sanığın cinsel organından sıvı geldiği olaya ilişkin sanık her ne kadar suçlamalardan kurtulmaya yönelik tutarsız, kısmı çelişkiler içeren savunmalarda bulunmuş ise de, mağdurenin beyanlarını destekler nitelikteki tanık anlatımları, dosya içerisinde yer alan mesaj içerikleri, olayların ortaya çıkış şekli, dosyamız içerisinde yer alan tutanak ve raporların içerikleri, mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı ve birbiri ile uyumlu beyanları, mağdure ile sanık arasında katılanın iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa iftira atmasını gerektirir derecede her hangi bir husumet bulunmaması karşısında, mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınarak sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında her ne kadar TCK 103/4 maddesi gereğince cinsel istismarın tehdit ile işlenmiş olduğundan bahisle verilecek cezada arttırım sebebi olarak uygulanması talep edilmiş ise de, sanık tarafından mağdureye yönelik “Kimseye söyleme, baban ikimizi de öldürür, aramızda kalsın, bizim sırrımız, ailen zarar görür” şeklindeki söylemlerinin tehdit suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığından bahisle mahkememizce arttırım sebebi olarak uygulanmamıştır.
Sanık …’nın katılan …’ya karşı 2021 yılına yönelik üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden; Sanığın mağdure çocuğa yönelik 2015 yılında gerçekleştirmiş olduğu eylemleri sonrası fiili kesinti gerçekleşmiş olup sanığın suç işleme kastını yenileyerek 2021 yılının Şubat ayında mağdure çocuğun cinsel bölgelerine dokunmalara başladığı, iki ay gibi bir süre sanığın eyleminin devam ettiği, mağdure çocuğun yanaklarından ve dudaklarından öptüğü, bu öpmelerini iki günde bir devam ettirdiği, bir süre sonra sanığın cinsel organını mağdure çocuğun kıyafetleri içerisine sokarak kalçasına sürtmeye başladığı, son olarakta mağdure çocuğun kuzeni olan Yağmur’u görmek amacıyla Artvin’e amcası olan sanık ile birlikte yola çıktıkları sırada sanığın yol kenarında ağaçlık bir alanda aracı durdurduğu ve burada cinsel organını mağdure çocuğun kalçasının içine girecek şekilde soktuğu anlaşılmakla, sanık her ne kadar suçlamalardan kurtulmaya yönelik kısmı çelişkiler içeren savunmalarda bulunmuş ise de, mağdurenin beyanlarını destekler nitelikteki tanık anlatımları, dosya içerisinde yer alan mesaj içerikleri, olayların ortaya çıkış şekli, dosyamız içerisinde yer alan ve mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğine ilişkin 19.09.2022 tarihli ATK raporu, KTÜ Trabzon Çocuk Koruma ve İzlem Merkezi’nin 19.10.2021 tarihli adli kurul raporu (….anal mukozanın doğal olduğu ancak anal yolla ırza geçme sonrası görülmesi beklenen ekimoz mukoza veya sfinkter yırtığı gibi travmatik değişimlerin olaydan kısa bir süre sonra iz bırakmaksızın kaybolabileceği…) dosyamız içerisinde yer alan diğer tutanak ve rapor içerikleri, mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı ve birbiri ile uyumlu beyanları, mağdure ile sanık arasında katılanın iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa iftira atmasını gerektirir derecede her hangi bir husumetin bulunmaması karşısında, mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınarak sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında her ne kadar TCK 103/4 maddesi gereğince cinsel istismarın tehdit ile işlenmiş olduğundan bahisle verilecek cezada arttırım sebebi olarak uygulanması talep edilmiş ise de, sanık tarafından mağdureye yönelik “Kimseye söyleme, baban ikimizi de öldürür, aramızda kalsın, bizim sırrımız, ailen zarar görür” şeklinde ki söylemlerinin tehdit suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığından bahisle mahkememizce arttırım sebebi olarak uygulanmamıştır. ” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık … hakkında, ilk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
2. Sanık … hakkında ise, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik tespit edilmekle, sanığın isnat edilen suçları işlediğine dair mağdurenin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı, mağdurenin bu sanığın eylemlerine ilişkin anlatımlarının aşamalarda farklılık gösterdiği, Çocuk İzlem Merkezindeki beyanında sanığın eylemlerini cinsel organına dokunma şeklinde anlatırken daha sonraki beyanlarında 2021 yılındaki eylemlerini organ sokmak olarak anlattığı, kovuşturma aşamasındaki beyanında sanığın organ sokmak şeklindeki eylemlerinin bir kısmının bu şekilde gerçekleşmediğini sadece kendisine cinsel organını tutturmak şeklinde beyan ettiği, organ sokma eylemini de yarım sokma şeklinde anlattığı, beyanlarının aşamalarda tutarsızlık gösterdiği, sanığın eylemlerine ilişkin doğrudan bir tanık beyanının bulunmadığı, her ne kadar yerel mahkeme gerekçeli kararında mesaj kayıtlarının bulunduğundan bahsedilmiş ise de, dosya içerisinde herhangi bir mesaj kaydının bulunmadığı mağdurenin mesajları sildiğini beyan ettiği, mağdurenin annesi olan …’nın da alınan beyanında sanığın mesajlarını görmediğini, mağdurenin kendisine anlatması dolayısıyla mesajlardan haberdar olduğunu beyan ettiği, mağdurenin kendisinin banyo yaptığı sırada sanığın banyoya girmek istediğine ancak arkadaşı olan …’un müdahale ederek sanığa engel olduğuna ve sanığın evden kovduğuna dair beyanlarının tanık … tarafından doğrulanmadığı bu olayı kendisine mağdurun anlattığını beyan ettiği, dolayısıyla atılı suçun işlendiğine dair mağdurenin beyanlarını destekleyecek başkaca delillerinin bulunmadığı, sanık hakkındaki hükümlerin kaldırılarak yerlerine beraat eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık … Hakkında kurulan Hüküm Yönünden
1.Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “Suçsuzluk” ya da “Masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.
2. Bu açıklamalar doğrultusunda yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin şüphede kaldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Tebliğnamede bozma isteyen görüşe aynı düşüncelerle iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.02.2023 tarihli ve 2023/129 Esas, 2023/176 Karar sayılı kararında sanık … müdafi, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdure vekili ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun, olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Rize 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi.