Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/5058 E. 2023/6429 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5058
KARAR NO : 2023/6429
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/358 E., 2023/14 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Suça sürüklenen çocuk hakkında İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2010 tarihli, 2009/47 Esas, 2010/179 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 25.02.2014 tarihli ve 2012/5023 Esas, 2014/2304 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün onanmasına karar verilmiştir.

3. Karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2018 tarihli ve 2018/53562 sayılı itiraznamesiyle suça sürüklenen çocuk lehine itiraz edildiği anlaşılmıştır.

4. İtiraz üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 05.11.2018 tarihli ve 2018/6727 Esas, 2018/6416 Karar sayılı kararı ile “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 25.02.2014 gün ve 2012/5023 Esas, 2014/2304 Karar sayılı onama kararının 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen iki ve üçüncü fıkraları uyarınca KALDIRILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Nüfus kaydına göre kayden 28.10.1992 doğumlu olup suç tarihlerinde on dört yaşını doldurmasına az bir süre kalan mağdurenin incelenen nüfus kaydı ile doğum tutanağına göre beyan üzerine yaklaşık üç ay sonra nüfusa tescil edildiği doğumu hususunda annesinin beyanı alınmadığı gibi mahkemece bir gözlemde de bulunulmadığı, mağdurenin yaşının tespiti için … … … Alsancak Devlet Hastanesinden alınan raporda radyoloji uzmanının yer almadığı ve raporun içerik itibarıyla suç tarihlerinde mağdurenin yaşını tespitte yetersiz olduğu gözetilerek suçun niteliğine etkisi bakımından, öncelikle mağdurenin resmi bir kurumda doğup doğmadığının araştırılıp, resmi bir kurumda doğmadığının tespiti halinde, anılan rapora esas teşkil eden kemik grafileri ve dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi suretiyle suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel olarak saptanması, şayet mağdurenin mevcut yaşı ve bilinen Adli Tıp uygulamalarına göre sağlıklı şekilde yaş tespitinin yapılmasının tıbben mümkün bulunmaması durumunda, doğumunu bilen kişilerin bu hususta tanık sıfatıyla dinlenmesi, nüfus aile kayıt tablosundaki diğer kardeşlerin durumu da gözetilerek, aşı, okul kayıtları gibi diğer belgeler ve delillerle gerekli araştırma yapılarak, gerçek yaşının saptanmasından sonra, suçun niteliği ile suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yetersiz rapora dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” gerekçesiyle bozularak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5.Bozma üzerine İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2018/452 Esas, 2022/19 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

6.Kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 07.06.2022 tarihli ve 2022/4256 Esas, 2022/5713 Karar sayılı kararı ile “Suça sürüklenen çocuğun aşamalarda mağdurenin kendisine on beş yaşını bitirdiği yönünde beyanda bulunduğuna dair savunması, mağdure ifadeleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken mağdurenin yaş raporu esas alınarak bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 230. maddesine muhalefet edilmesi,” gerekçesiyle bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

7.Bozma üzerine İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ve 2022/358 Esas, 2023/14 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin babası ve babaannesinin olay tarihinde on beş yaşından büyük olduğunu söylediklerine, bu doğrultuda ailelerin rızasıyla gayri resmî olarak evlendirildiklerine, resmî kurumda doğumun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeden adli tıp raporu aldırıldığına, diğer faktörlerin de yaşa etkisi olacağı düşünüldüğünde raporun kesin olarak yaş tespitini yapamayacağına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
2006 yılı Ekim ayı içerisinde suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin anlaşarak kaçtıkları, kendi aralarında evlendikleri, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin rızasıyla vücuduna organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin bu istismar sonucu hamile kaldığı, 30.07.2007 tarihinde canlı bir bebek dünyaya getirdiği, mağdurenin yine suça sürüklenen çocuktan ikinci bebeğini doğurduğu ancak anlaşamamaları nedeniyle sonrasında ayrılmaları şeklinde gerçekleşen kamu davasına konu olayda; mağdurenin baştan beri rızasıyla suça sürüklenen çocukla birlikte olduğu bu nedenle suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadığı, suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında alınan beyanında mağdurenin yaşına ilişkin bir iddiasının olmadığı, suça sürüklenen çocuk ve mağdurenin daha önceden tanıştıkları ve 2006 yılının son aylarına doğru anlaşarak kaçtıkları, daha sonra ailelerin bir araya geldiği ve aile arasında gayri resmî düğün yapılmak suretiyle birlikte karı koca hayatı yaşamaya başladıkları, mağdure ile suça sürüklenen çocuğun uzun süredir sevgili olmaları ve uzun süredir birlikte yaşamaları gözetildiğinde suça sürüklenen çocuğun yaşını bilmemesinin mümkün olmadığı, yine ilk Yargıtay bozması sonrasında aldırılan Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu raporuna göre özetle; mağdurenin kemik yaşının suç tarihi olarak belirtilen Ekim 2006-Aralık 2006 tarihleri arasında on dört yaşını bitirmiş, on beş yaşın içerisinde olacağı, yani on beş yaşını bitirmediğinin kesin olarak tespit edilmiş olması hususları hep birlikte nazara alındığında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin somut olayda koşullarının oluşmadığı, suça sürüklenen çocuğun suçtan kurtarılması amacıyla mağdurenin yaşına yönelik iddia ve beyanların bilimsel veriler karşısında nazara alınmasının mümkün olmadığı kanaatine varılarak hata hükümlerinin uygulanamayacağı, bu itibarla mağdure ile suça sürüklenen çocuk arasında ilk müşterek çocuklarının 30.07.2007 tarihinde doğduğu, özellikle mağdurenin soruşturma ifadesinde karı koca hayatı yaşayarak ikinci çocuklarının olduğunu da belirttiği hususu gözetilerek mağdurenin on beş yaşını tamamladığı süreye kadar aralarında cinsel ilişkinin devam ettiği ve bu şekilde suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı eylemini zincirleme olarak işlediği gerekçeleriyle suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.

IV. GEREKÇE
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ve 2022/358 Esas, 2023/14 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.10.2023 tarihinde karar verildi.