Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/7824 E. 2023/5694 K. 28.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7824
KARAR NO : 2023/5694
KARAR TARİHİ : 28.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/914 E., 2023/706 K.
SUÇLAR : Cinsel saldırı, nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî düzelterek onama

Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince cinsel saldırı suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafii ile katılan vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2022/284 Esas, 2022/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli yağma suçundan aynı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 150 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2023/914 Esas, 2023/706 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, Bakanlık vekili ile katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Nitelikli yağma suçunda etkin pişmanlık ve malın değerinin azlığı nedeniyle uygulanan indirimlerin yerinde olmadığına, sanık hakkında belirlenen temel cezalarda üst sınırdan uygulama yapılması gerektiğine ve sanığın ceza alması nedeniyle kendilerine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılanın aşamalardaki beyanlarının kendi içinde çelişkili olup tanık beyanları ile örtüşmediğine, katılanın darp raporunda lezyon veya ekimoza rastlanmadığına, sanığa atılı suçların sabit olmadığına, belirlenen temel cezalarda teşdiden uygulama yapılması ve takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Yapılan yargılama, katılanın aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kamera tespit tutanağında da anlaşılacağı üzere 17.06.2022 tarihinde gece 02:48 sıralarında katılanın yürüdüğü esnada sanığın bir arkadaşı ile katılanın arkasından yürüdüğü, sonrasında sanığın savunmasında da katılanın beyanındanda anlaşılacağı üzere tek olarak katılanın arkasından yürümeye devam ettiği, bir süre sonra katılanın arkasından sarılıp ağzını kapatarak yere düşürdükten sonra cebir kullanarak katılana ait 230 TL parayı aldığı, akabinde katılanın göğüslerini, cinsel organını, kalça ve bacaklarını kıyafetlerinin üstünden elleyip katılanı dudağından öptüğü Mahkemece kabul edilmiştir.
2. Sanık suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarında katılana karşı öpme, özel bölgelerine dokunma ve darp olaylarını gerçekleştirmediğini iddia etmiş ise de olayın bütünlüğü içerisinde katılanın ifadelerinin kendi içerisinde tutarlılık arz ettiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile katılanın ifadelerinin de uyuştuğu, tanık …’nun “Dokunma bana” diye katılanın seslendiğini duyduğu, tanık …’in olayın hemen sonrasında katılanın ellerinde ve ayaklarında pislikler olduğuna saçı ve üzerinin pis koktuğuna dair beyanları da dikkate alındığında sanık savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın cinsel saldırı ve nitelikli yağma suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafii ile katılan vekilinin anılan hükme yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

C. Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, eleştiri nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında düzenlenen “cinsel saldırı” suçundan tayin edilen temel cezanın teşdiden “6 YIL” hapis cezası olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve ”Sanığın adli sicil kaydının bulunması, sabıkalı geçmişinin olması, cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkilerinin gösterilmesi ve mahkemede olumlu bir kanaat oluşturmaması nedeniyle…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Mahkemece oluşa uygun şekilde sanık hakkında cinsel saldırı suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi yerine 102 nci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince yargılama sırasında kendisini vekaletnameli vekille temsil ettiren katılan yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle anılan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

C. Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C-4) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2023/914 Esas, 2023/706 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin iki ile dördüncü fıkraları gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin verdiği yetkiye istinaden İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2022/284 Esas, 2022/313 Karar sayılı hükmüne “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.400 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettiren katılan mağdureye verilmesine” ibaresinin eklenmesi ve hükümde (B-1) bendinde yer alan ”102/1” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ”102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi” ibaresinin eklenmesi eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.09.2023 tarihinde karar verildi.