YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8451
KARAR NO : 2023/5696
KARAR TARİHİ : 28.09.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Daires
SAYISI : 2023/263 E., 2023/298 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2023 tarihli ve 2022/273 Esas, 2023/44 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı
Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 21.03.2023 tarihli ve 2023/263 Esas, 2023/298 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile o yer Cumhuriyet savcısı, sanık … müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken ve zincirleme suça ilişkin artırırım yapılırken teşdiden uygulama yapılması gerektiğine, yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında takdiri indirim uygulandığına ve kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkemece temel ceza alt sınırdan belirlenmesine rağmen zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası tatbik edilirken alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılmasının hakkaniyetten uzak olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.İddia, sanık savunması, mağdure ve katılan beyanları, adli rapor içeriği ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak gözetildiğinde; mağdurenin sanığın öz kızı olduğu, mağdurenin annesi, kardeşleri ve babası olan sanık ile birlikte aynı evde yaşadığı, 2022 yılı Ramazan ayının üçüncü gününden son eylem tarihine kadar her gün sanığın mağdureye yönelik eylemlerine devam ettiği, buna göre sanığın farklı zamanlarda öz kızı olan mağdurenin ön cinsel bölgesine cinsel organı ile sürtündüğü, yine mağdurenin göğüslerini teni üzerinden ısırdığı, sanığın isteği üzerine mağdurenin eli ile sanığın cinsel organına dokunduğu, sanığın mağdureye karşı yaptıklarını kimseye söylememesini tembihlediği, yine 09.06.2022 tarihinde mağdurenin annesi ve kardeşleri evde iken sanığın mağdureyi yatak odasına eliyle gel gel işareti yaparak çağırdığı, sanık … mağdurenin odada iken sanığın mağdurenin alt pijamasını indirdiği, daha sonra sanığın da pijamasını indirdiği, mağdureyi kucağına alarak cinsel organı ile mağdurenin ön cinsel organına sürtündüğü, daha sonrasında mağdurenin annesi olan katılan …’in odaya girdiği, mağdurenin bu esnada pijamasını çektiği, katılanın ne olduğunu sorması üzerine, sanığın “Bir şey yok” dediği, daha sonrasında katılan …’in mağdurenin yanına giderek ne olduğunu birkaç kez sorduktan sonra mağdurenin sanığın çiş yaptığı organını kendisine sürttüğünü söylediği, katılanın kızının cinsel organını kontrol ettiğinde kızarıklık görmesi üzerine doktora gitmeye karar verdiği, sanık, mağdure ve katılanın birlikte Ulucanlar Doktor Sami Ulus Hastanesine geldikleri, katılan ile mağdurenin muayene olmak üzere hastaneye girerken sanığın olay yerinden kaçtığı Mahkemece kabul edilmiştir.
2.Sanık Mahkeme huzurundaki savunmasında özetle; atılı suçlamayı bildiğini, önceki beyanlarını tekrar ettiğini, mağdurenin öz kızı olduğunu, mağdureye karşı yaptığı eylemlerin bir ay kadar devam ettiğini, evlerinde olduğunu, olayları yaparken bilincinin yerinde olmadığını, parkinson hastası olduğunu, zihinsel engeli olmadığını, parmağını kızının kaka yaptığı ya da ön bölgesine sokmadığını beyan etmiştir.
3.Bu kapsamda, sanığın aşamalardaki ikrar içeren savunmaları, birbirleri ile uyumlu mağdure ve katılan beyanları ile adli rapor içeriği de gözetildiğinde; sanığın 30.04.2010 doğumlu olup suç tarihinde on iki yaşını tamamlamış olan mağdureye yönelik olarak cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla cinsel organını gösterdiği, mağdurenin göğüslerini teni üzerinden ısırdığı, sanığın isteği üzerine mağdurenin eli ile sanığın cinsel organına dokunduğu, mağdureyi kucağına alarak cinsel organı ile mağdurenin ön cinsel organına sürtündüğü anlaşılmakla, sanığın eyleminin gerçekleşme şekli itibariyle ani ve kısa süreli olmadığı, sarkıntılık düzeyini aştığı, eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu tüm dosya kapsamı ile sabit kabul edilerek, sanığın eylemine uyan çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.
IV. GEREKÇE
1.Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının kapsamında düzenlenen “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan tayin edilen temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde ve aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında düzenlenen zincirleme suça ilişkin artırımın eylem sayısı gözetilerek teşdiden ”1/2” oranında yapılması, hukuka aykırı bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve ”Sanığın sabıkasız oluşu, duruşmada gözlemlenen olumlu hali lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma hakkı bulunduğu, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğundan, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 21.03.2023 tarihli ve 2023/263 Esas, 2023/298 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.09.2023 tarihinde karar verildi.