YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8796
KARAR NO : 2023/6781
KARAR TARİHİ : 25.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/575 E., 2023/74 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
KARAR : Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2023 tarihli ve 2022/575 Esas, 2023/74 Karar sayılı kararı ile Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2022/10904 Esas, 2022/9749 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesine, 7165 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi ile eklenen, üçüncü fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz yoluna tabi olduğu belirlenmekle;
Mahkemece verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2021/125 Esas, 2021/400 Karar sayılı kararı ile sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile aynı Kanun’un 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2022/313 Esas, 2022/362 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2022/10904 Esas, 2022/9749 Karar sayılı kararı ile “Olayın intikal şekli ve zamanı, savunma, mağdurenin aşamalardaki ifadeleri ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeni sanığın cezalandırılması için kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında mahkumiyet kararı yerinde olmadığından söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2023 tarihli ve 2022/575 Esas, 2023/74 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile aynı Kanun’un 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; mağdurenin psikolog ve tanık ifadelerinde de belirtildiği gibi doğa üstü varlıklardan korkma gibi psikolojik sorunlarının olduğuna, mağdurenin babası olan sanıktan herhangi bir kaçınma, uzaklaşma davranışının olmadığına, uzmanlık raporuna göre adli tıp raporunun tek başına mahkumiyet için yeterli delil olmadığına, mağdurenin öğrenim belgesine göre derslerinde gerileme olmadığına, 15.12.2022 tarihi doğum günü kutlama fotoğraflarına göre mağdurenin babasıyla mutlu olduğunun göründüğüne, mağdurenin gönderdiği mektup içeriklerine göre hayal dünyasının çok geniş olduğunun anlaşıldığına, katılan annenin şikayetçi olması gerekirken sanığı altın ve boşanma konusunda tehdit ettiğine, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor aldırılması gerekirken eksi araştırmayla karar verildiğine, Yargıtay kararının usul ve kanuna uygun olduğuna ve mahkumiyet için her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil elde edilemediğine, mahkumiyete esas alınan adli raporun bilimsel kaidelerden uzak olduğuna ve mahkumiyet için yeterli olmadığına, mağdurenin 9-10 yaşlarından itibaren cinsel istismar iddiasında bulunduğuna, mağdurenin beş yaşlarındayken abisinin arkadaşı tarafından istismara maruz kaldığına, bir kısım tanık ifadelerinin sanığın lehine olmasına rağmen bu durumun göz ardı edildiğine, katılan annenin sanığın hesabındaki paraları zorla kendi hesaplarına geçirttiğine ve bu konuda şikayet dosyasının dikkate alınmadığına, mağdurenin basketbol takımında üçüncülüğünün bulunduğuna, mağdurenin psikolojik ve doğa üstü güçler sebebiyle mi böyle bir isnatta bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşmadığına, mağdurenin ifadelerinin çelişkili olduğuna ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; sanık hakkında teşdiden hüküm kurulması, takdiri indirimlerin uygulanmaması ve Bakanlık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.
3. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; sanık hakkında tutuklama kararı verilmemesinin hukuka aykırı olduğuna, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince direnme kararında ”Sanık her ne kadar savunmalarında üzerine atılı suçu işlemediğini beyan etmiş ise de mağdurun olayları ÇİM’de alınan beyanında ayrıntılı bir şeklide anlattığı, yine dosya arasında bulunan kendi el yazısı ile yazdığı belgede olayı en ince ayrıntısına kadar aynı şekilde anlattığı, aralarında çelişkiler bulunmadığı, sanık ise savcılıkta alınan beyanında kızının kendisinin ağabeyini daha çok sevdiğini düşündüğünden böyle bir suçlamada bulunduğunu beyan etmesine rağmen sulh ceza Hakimliğinde alınan savunmasında kızının kendisine benimle neden ilgilenmiyorsun, bunun hesabını sana soracağım gibi sözler söylediğini beyan ettiği, yine kovuşturma aşamasında alınan beyanında savunmalarını genişleterek kızına koltuk örtülerini düzeltmesini söylediğini, onun da kendisine abim neden yapmıyor da ben yapıyorum dediğini, kendisinin de abin ders çalışıyor dediğini, hatta kızının kendisine bu evde herkes eşit diye söylediğini, sesini yükselttiğini, kendisinin de buna kızdığını, kızına bizim örf ve adetlerimizde önce baba sonra anne sonra abi sonra kız kardeş gelir diye söylediğini beyan ettiği, ancak sanığın sırf bu bahsettiği konular nedeniyle mağdurun ayrıntılı bir şekilde olayları anlatarak babasının kendisine istismarda bulunduğunu beyan etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Adli Tıp Kurumu’nun 20.08.2021 tarihli raporunda ‘Kurulumuzca 18.08.2021 tarihinde yapılan muayenesinde herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığı, ancak dava dosyasının incelenmesinde olayların başlangıç tarihinde mağdurun 12 (on iki) yaşını bitirmemiş olduğunun anlaşıldığı, çocukların 12 (on iki) yaşın bitiminden evvel (cinsel istismar) olayının hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek ve olaya ruhsal yönden mukavemet edebilecek psikoseksüel olgunluğa erişmemiş olduğu klasik tıbbi bilgiden olduğu, dolayısıyla …’in 29.01.2021 tarihinde (iddianameye göre) (mağdur ifadesine göre 4. sınıfın yazı ve 5. sınıf zamanlarında, mağdur 9-10 yaşlarındayken başlayıp yaklaşık 4 yıl devam eden süreçte) mağduru bulunduğu olayda, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, beyanlarına itibar edilebileceği’ şeklinde belirtildiği, sanığın mağduru 2016 yılının yaz aylarından başlayarak 4 yıl boyunca mağdura dokunmak suretiyle istismarda bulunduğu, kimi zaman babalar çocuklarını böyle sever diyerek yatakta mağdura sarıldığı, cinsel organıyla kalçasına dokundurduğu, mağdurun o dönemlerde sürekli alerji olduğu, sanığın mağdurun alerjisine bakmak için mağduru lavaboya götürdüğü, öne doğru eğilmesini istediği, daha sonra mağdurun poposunun arasını havluyla sildiği, cinsel organıyla poposuna dokundurduğu, sanığın yine mağdur kıyafetliyken göğüslerine ve ön bölgesine dokunduğu, sanığın mağdura masaj yapmak suretiyle dokunduğu, sanığın mağdurdan şort, iç çamaşırı veya rahat bir şeyler giymesini istediği, sanığın arkadan mağdura sarılarak ileri geri yaparak mağdurun kalçasına dokunduğu, sanığın mağduru bir kez dudağından öptüğü bu şekilde sanığın üzerine atılı zincirleme şekilde basit cinsel istismar suçunu işlediği anlaşılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “Suçsuzluk” ya da “Masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda olayın intikal şekli ve zamanı katılan mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, olayın intikalini gerçekleştiren Psikolog … tarafından 29.01.2021 tarihinde tutulan tutanakta katılan Anne …’nın şüphelerinin bulunduğunu belirtmesine rağmen katılan annenin herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığına, katılan annenin ifadesine göre kendi başına küçükken gelen bir taciz olayından bahsettikten sonra abin mi yaptı baban mı yaptı şeklinde mağdure üzerinde baskı yaratabilecek şekilde sorular sorulduğuna, olayın gerçekleştiğine ilişkin beyan ve iddia dışında herhangi bir maddi delil bulunmadığına, tanık İlkim’in olayın intikalinden önce kendi aralarında konuştuklarında katılan mağdurenin kendisine “Yanlış anladım galiba” şeklindeki beyanlarına, katılan mağdurenin doğa üstü güçlerden korktuğuna ve Adli Tıp raporuna göre beyanlarına itibar edilebilse bile dosya içeriğine göre psikolojik durumunun tam olarak tespit edilemediğine, olayların yaşandığı iddia edilen sürenin uzunca bir süreç olmasına rağmen aile fertlerinin herhangi bir şüpheli durumla karşılaşmadıklarına, savunma ve tüm dosya kapsamına göre olayın sübutuna ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi ve sanığın eylemi gerçekleştiğinin şüphede kalması nedenleriyle Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2022/10904 Esas, 2022/9749 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye …’in karşı oyu ve oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
25.10.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık tarafından yapılan savunmada anne ve mağdure ile ilgili iftira atılmasını gerektirebilecek bir husumet tarif edilmemesi, mağdurenin detay ve istikrar ihtiva eden beyanlarının tanık İlkim tarafından teyit edilmesi, yine eşi ile husumet tarif etmeyen annenin olayı öğrendikten hemen sonra sanık eşi ile ilgili uzaklaştırma kararı aldırması ve intikalin doğal olması hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece direnme kararıyla kurulan mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararının yerinde olduğundan önceki kararın düzeltilmesine yer olmadığı yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.