YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/44394
KARAR NO : 2012/4257
KARAR TARİHİ : 15.02.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 1999 yılından beri davalı şirkette tıbbi satış mümessili olarak çalıştığını, her ay başı yatırılan aylık ücretinin davalı tarafından 02.01.2008 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeden ve açıklama yapılmadan eksik olarak yatırıldığını, bunun üzerine müvekkilinin noter ihtarnamesi göndererek iş akdini feshettiğini, ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti fazla çalışma, ücret bakiyesi ve diğer yasal yasal haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 01.02.1999 başlangıç tarihli iş sözleşmesi ile tıbbi tanıtım uzmanı olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin yeni çalışma politikası gereği davacının mevcut görevi aynı şartlarda kalmak suretiyle …’de bulunan Genel Müdürlük binasında çalışmaya devam etmesine karar verdiğini, davacının görevine kaldığı yerden devam etmesi için Genel Müdürlük binasına davet edildiğini, çağrılırken kendisine sahada görev yapması için tahsis edilen araç, laptop gibi ürünlere genel müdürlükteki çalışmasında ihtiyacı olmayacağından, bunları 14.12.2007 tarihi itibariyle hasarsız olarak tesliminin istendiğini, bunun üzerine davacının genel müdürlük bünyesinde tıbbi tanıtım uzmanı kadrosunun bulunmadığı iddiasıyla 17.12.2007 tarihinde iş değişikliğini kabul etmediğini beyan ettiğini, davacının bu bahane ile 17.12.2007- 18.12.2007- 24.12.2007- 25.12.2007 ve 26.12.2007 tarihlerinde genel müdürlük binasındaki işine gelmediğini, şirketin işe devam ve performans zafiyetine ilişkin talimatlarına da uymadığını, tüm bunların üzerine davalı şirketin noter ihtarnamesi çekerek davacıya bu davranışlara devam etmesi halinde iş akdinin haklı nedenle feshedileceğinin ihtar edildiğini, davacının iş akdine müvekkilince 08.01.2008 tarihinde son verildiğini, bu durumda haklı fesih söz konusu olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteyemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının 01.02.1999-08.01.2008 tarihleri arasında davalı şirkete ait iş yerinde çalıştığı, haftalık 45 saat olan yasal çalışma süresini aşan fazla çalışmasının
Bulunmadığı, davacının 2007 yılı Aralık ayı ücretinin eksik ödendiği, davacının iş akdine ücretlerinin eksik ödendiği gerekçesiyle 4857 sayılı yasanın 24/II-e bendi gereğince haklı nedenle feshettiği, davalı tarafın davacının iş akdine devamsızlık sebebiyle feshettiğini tutanak veya tanık beyanı ile ispatlayamadığı, davalı vekilinin son celse davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığına dair belge ibraz ettiği, söz konusu belgede 8 bend olmasına rağmen, 4 adet imza bulunduğu, davalı vekiline tüm delillerini bildirmek üzere 10.04.2008 tarihli duruşmada kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen aradan 1 yılı aşkın süre geçtikten sonra söz konusu belgeyi karar aşamasında ibraz ettiği, davalı tarafın verilen kesin süre içerisinde yıllık ücretli izinlerin kullanıldığına ilişkin yazılı belgeye itibar edilmediğinden davalının kesin süre içerisinde vermediği belgeye dayanarak karşı tarafa yemin teklif etmesine de itibar edilmediği, davacı vekilinin yemin teklifini reddetmesine rağmen yıllık ücretli izin alacağı davasının reddine karar verilmediği, iş akdini haklı nedenle dahi olsa fesheden tarafın ihbar tazminatına hak kazanamayacağı değerlendirilerek, açılan ihbar tazminatı ve fazla mesai ücreti alacağı davasının reddine, yıllık ücretli izin alacağı, kıdem tazminatı ve ücret alacağı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip, edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir.
Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalktığından ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez.
İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir.
İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur.
Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir.
Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmesi, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz.
Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27 nci madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.
Kanundaki bu düzenleme karşısında, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmemiştir.
Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir.
İzin ücreti iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte muaccel olur, ancak faiz başlangıcı açısından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008/28418 K.). Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanmalıdır.
Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması yasal değildir.
İşe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından, izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır.
İşverenin işçiyi işe başlatması durumunda, iş ilişkisi kesintisiz devam ettiğinden, kullandırılmayan izin ücretine de hak kazanılması söz konusu olmaz.
Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenen izin ücretleri de işverence geri istenebilir. 4857 sayılı Yasanın 53 üncü maddesinde işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği kurala bağlandığına göre, işçinin daha önce ödenen izin ücretinin, işe iade sonunda işçinin işe başlaması halinde işçinin kullanmadığı izin hakkına sayılması da doğru olmaz.
Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda, davalı vekili ıslah dilekçesine karşı sunduğu itiraz dilekçesi ekinde yıllık izin defteri fotokopisini ibraz etmiş, cevap dilekçesi ve delil listesinde yemin delilini de içerecek şekilde tüm yasal delillere dayanmıştır.
Ödeme defi niteliğindeki yıllık izin defteri fotokopisi gerçeği ifade etmek kaydıyla, hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte olduğundan, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Davalı taraf yargılama sırasında izin defteri fotokopisi sunmuş ise de, mahkemece yerinde olmayan gerekçe ile izin defteri değerlendirilmediği gibi, yemin teklifi de yerinde olmayan gerekçe ile yerine getirilmemiştir.
Mahkemece öncelikle izin defteri davacıya gösterilerek, sorulup değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre gerekirse yemin teklifine ilişkin usul işlemleri yerine getirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.