YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/34006
KARAR NO : 2012/41940
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti alacağı, fazla mesai, hafta tatili ile ulasal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalılara ait akaryakıt istasyonunda hizmet akdi ile şef olarak çalışırken, işverenin oğlu tarafından 19.07.2006 tarihinde haksız olarak işten kovulduğunu belirterek, kıdem-ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davacının istifa edip ibraname vererek işten ayrıldığını belirtip, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, ibranamenin matbu olup savunma ile çelişmesi nedeniyle geçersiz olduğu, ibranamenin kıdem ve ihbar tazminatını da içerip işverenin istifaya dayanması karşısında feshin işverence yapıldığı sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde hafta tatili ücretinin ödetilmesini istemiş, mahkemenin gerekçeli kararının gerekçe kısmında bu alacağın koşullarının oluşmadığı belirtilmiş, ancak hüküm kısmında bu alacağın kabulü veya reddi yönünde bir hüküm kurulmamıştır.
Yine davacı, dava dilekçesinde talep ettiği alacaklar için faiz istemiş, ıslah dilekçesinde ise faiz istememiştir. Mahkemce her ne kadar ıslahla artırılan miktarlar için faiz uygulanmadığı belirtilmiş ise de, kurulan hükümde kabul edilen alacaklara faizin nasıl uygulandığı, hangi miktar için dava tarihinden, hangi miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz uygulandığı veya uygulanmadığı anlaşılamamakta olup, bu eksiklik hükmün infazında tereddüt oluşturacak niteliktedir.
Mahkemece, dava dilekçesinde istenen ve gerekçe kısmında reddedildiği belirtilen hafta tatili ücreti alacağına ilişkin bir hüküm kurulmaması ve hüküm altına alınan alacaklarda faiz başlangıcının ve faize tabi olan ve olmayan miktarların kesin olarak belirtilmemesi nedeniyle kurulan hüküm hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.