YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/42204
KARAR NO : 2013/29559
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı, prim alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işverenin… Şubesinde 14.04.2005 – 02.04.2010 tarihleri arasında satış uzmanı olarak çalıştığını, işverence… Şubesinde görevlendirilmek istendiğini, …’nda oturduğu için çalışma koşullarının ağırlaştığını, çalışması esnasında fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, satış primi gibi haklarının ödenmediğini, sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, iş akdinin belirtilen gerekçelerle haklı nedenle kendisi tarafından sona erdirildiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile ücret,prim,fazla çalışma,ulusal bayram genel tatil ve yıllı izin alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının önceki çalışmasının işveren şirketin sözleşme ile personel ihtiyacını karşılayan Depar Ltd. Şti. nezdinde olduğunu, buradan istifa ederek ayrıldığını ve 13.10.2006 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının doğum yaptıktan sonra çocuğunun ve annesinin rahatsızlığını gerekçe göstererek çok fazla izin kullandığını, işe geç gelip erken çıktığını, iş akdinin feshedilmeyip görev yerinin değiştirildiğini, yeni görevlendirildiği işyerine de iki vasıta ile ulaşım sağlamanın mümkün olduğunu, fazla çalışma yapılmadığını, ücretlerinin gereği gibi ödendiğini, primin performansa göre hesaplanarak ödendiğini, feshin haklı nedene dayanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 14.04.2005 – 02.10.2006, 13.10.2006 – 02.04.2010 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, işyerinin eryaman olarak değiştirilmesinin iş koşullarında işçi aleyhine ağırlaşmaya yol açtığı, davacının iş akdini haklı nedenle sona erdirdiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı Davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı,bilirkişi raporuna itiraz ettiği dilekçesinin 2. sayfasında davacının yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı hakkında yemin teklifinde bulunmuştur.
Mahkemece davalının yemin teklifi değerlendirilmeden yıllık izin alacağına hükmedilmesi hatalı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.11.2013 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
İş hukukunda işçilik alacaklarından, İş Kanunu 2. madde uyarınca asıl işveren sıfatıyla birlikte sorumluluk ile doğrudan doğruya iş sözleşmesinin tarafı işveren sıfatıyla sorumluluk birbirinden ayrı kavram ve kurumlardır. Asıl işveren, iş sözleşmesinin tarafı olduğu için değil; yasanın öngördüğü kural gereğince işçilik alacaklarından ancak taşeronun sorumluluğu kadar ve işçinin asıl işveren işyerinde geçen hizmetleriyle sınırlı olarak “birlikte” sorumludur. Alt İşverenin sorumluluğu akdî, asıl işverenin sorumluluğu “kanunî” sorumluluktur.
Somut olayda, yerel mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı işçinin 14.04.2005-02.10.2006 tarihleri arasındaki çalışması taşeron nezdinde geçmiş olup davalı … AŞ., bu dönem alacaklardan işveren değil, asıl işveren sıfatıyla sorumludur. Bu dönemden sonra ise işçi bizzat davalı … AŞ. tarafından istihdam edildiğinden iş sözleşmesinin tarafı davalı … AŞ.’dir ve bu dönemde doğan alacaklardan doğrudan doğruya işveren sıfatıyla sorumluluk taşımaktadır. O itibarla yerel mahkemenin kararında ve hükme esas bilirkişi raporunda bu iki müessese arasındaki farkın göz ardı edilmesi isabetli olmamıştır. Davada…AŞ.’ye husumet yöneltildiğine göre, …AŞ.’nin, (1). asıl işveren sıfatıyla ve bu kavramın beraberinde getirdiği yasal esaslara göre sorumlu olduğu alacak tutarı, (2). işçiyi kendi nezdinde çalıştırdığı dönemden kaynaklanan işveren sıfatıyla sorumlu olduğu alacak tutarı bulunmaktadır.
Yine bir işçinin hizmetlerinin topyekün birlikte dikkate alınabilmesi için ya işçinin aynı işveren nezdindeki çalışmalarının bulunması ya da aynı işyerinde işveren değişikliğine rağmen çalışmasını sürdürmesi gerekmektedir. Dava konusu olayda işçinin “aynı işveren” nezdinde geçen iki dönem çalışmanın bulunmadığı sabittir. İşyeri devri de söz konusu değildir. Alt işverenin, asıl işverenden iş üstlendiği hallerde o mahal alt işveren bakımından işyeridir ve ihale dönemlerine göre firmalar değiştiği halde işçinin her bir alt işveren şirket nezdinde çalışmasını sürdürmesi durumu da mevcut bulunmamaktadır. Olayda, davacının ilk dönem ve son dönem çalışmaları arasındaki seyir bakımından ne işveren ne de işyeri esasına göre birlik söz konusudur. 2005-2006 döneminde iş sözleşmesinin işveren sıfatı ile tarafı dava dışı taşeron limited şirket, işyeri de hukuken bu işveren bakımından işyeri olan ve davalı … AŞ.den iş üstlenilen işyeridir. Alt işveren ilişkisinin sona ermesiyle, alt işverenin bu işyerini asıl işverene devrettiğinden bahsedilemeyeceği de açıktır. Bir asıl işverenden üstlenilen iş sona erdiğinde, alt işverenin o işyeriyle ilgili tescil kaydı da kapatılır ve o mahaldeki iş sona erer. Yoksa asıl işverenle alt işveren arasında bir hukukî işleme dayalı işyeri devri sözkonusu olamaz. Olayda dava dışı taşeron şirket ile davalı … AŞ. arasında zaten işyeri devri bulunmadığından devreden ve devralan işverenlerin sorumluluğuna dayanılmasının isabetli olmadığı görüşündeyim. Ayrıca yerel mahkeme kararında taşeron şirket ile davalı arasında hangi hukukî işleme dayalı bir devir olgusu bulunduğu da açıklanmış değildir.
Somut olayda davalı … AŞ.nin, bir dönem için asıl işveren sıfatıyla diğer dönemde ise doğrudan iş sözleşmesinin tarafı işveren sıfatıyla iki ayrı sorumluluğu bulunmakta olup, taşeron şirket nezdinde geçen çalışmalar için, burada geçen süre ve sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret seviyesine göre hesaplanacak kıdem tazminatı tutarı yerine son ücret üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda verilen hüküm tümüyle bu yasal esaslara uygun olmadığından yerel mahkeme kararının bu nedenle de bozulması gerektiği görüşündeyim. 18.11.2013