Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2011/42907 E. 2013/29819 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/42907
KARAR NO : 2013/29819
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirkete bağlı olarak …Belediyesinde Temmuz 1997 tarihinden 30.09.2010 tarihine kadar işçi olarak çalıştığını, ücretleri ödenmediği için müvekkilinin 30.09.2010 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini ve iş akdini haklı nedenle feshettiğini, davacının dini bayramlarda, hafta tatilinde ve resmi tatillerde çalıştığını ve işin yoğun olduğu zamanlarda fazla mesai yaptığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalılar cevaplarında özetle:
Davalı şirket vekili; davacının istihkaklarının diğer davalı belediye tarafından zamanında ödenmediğini müvekkilin kusurunun bulunmadığını, davacının iş akdini kendisinin feshetmesi sebebi ile ihbar tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı belediye başkanlığı vekili; davacının iş akdinin davalı şirkette çalışıyorken sona erdiğini, davanın belediye açısından husumetten reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Kıdem ve ihbar tazminatının giydirilmiş ücretten, diğer işçilik alacaklarının ise çıplak ücretten hesaplanması gerekir. İşçiye ücreti dışında ödenen asgari geçim indirimi yasa ile getirilmiş olup, bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır. Bu nedenle ücretin eki değildir. Ücret olarak nitelendirilemez ve tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez.
Hükme esas bilirkişi raporunda davacının fark kıdem ve ihbar tazminatı asgari geçim indirimi de dahil edilmiş ücretten hesaplanması hatalıdır.
Davacının fark kıdem ve ihbar tazminatı asgari geçim indirimi dikkate alınmadan hesaplanıp belirlenmelidir.
3- Davacı dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmuş ise de, 14.06.2011 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmamıştır.
Mahkeme HMUK.nun 74. (HMK.nun 26.) maddesi uyarınca taleple bağlıdır.
Bu nedenlerle ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediği halde ıslah ile artırılan miktarlara faiz yürütülmesi HMUK.nun 74. (HMK.nun 26.) maddesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; davacıya ait ücret hesap pusulalarının bazılarında fazla mesai tahakkuku vardır. Ücret hesap pusulaları imzasız olsa dahi hesap pusulalarındaki miktarlar banka aracılığı ile ödenmiş ise hesap pusulalarının ait olduğu dönemlere ilişkin olarak fazla mesai ücretlerinin ödendiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle yukarıdaki ilkeler doğrultusunda banka hesap ekstreleri getirtilerek ücret hesap pusulalarındaki tahakkuk ettirilen ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılarak fazla mesai ödemesi yapılan ayların dışlanması gerekirken eksik araştırma ile fazla mesai ücreti alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.
5- Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram
günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir.
Somut olayda; davacıya ait ücret hesap pusulalarının bazılarında genel tatil ücreti tahakkuku vardır. Ücret hesap pusulaları imzasız olsa dahi hesap pusulalarındaki miktarlar banka aracılığı ile ödenmiş ise hesap pusulalarının ait olduğu dönemlere ilişkin olarak genel tatil ücretlerinin ödendiğinin kabulü gerekir.
Bu nedenle yukarıdaki ilkeler doğrultusunda banka hesap ekstreleri getirtilerek ücret hesap pusulalarındaki tahakkuk ettirilen ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılarak genel tatil ücreti ödemesi yapılan ayların dışlanması gerekirken eksik araştırma ile alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.
6- Hükme dayanak bilirkişi raporundaki hesaplamaların brüt oluşu karşısında hüküm fıkarasının 2 nolu bendi hatalıdır.
Mahkemece, hükmedilen miktarların brüt olduğunun ve yasal kesintilerin infazda dikkate alınması gerektiğinin kararda açıkça belirtilmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.