Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2011/47348 E. 2013/33977 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/47348
KARAR NO : 2013/33977
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ile vergi iadesi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirketin işlettiği restorantta 18.09.2002 – 13.10.2008 tarihleri arasında önce şef garson, sonra salon şefi olarak çalıştığını, fazla mesai ücreti, genel tatil günleri çalışma ücretinin ödenmediğini, izinlerinin kullandırılmadığını, iş sözleşmesinin haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla mesai, genel tatil ve vergi iadesi alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 11.03.2003 tarihinde işe başladığını, 31.10.2007 tarihinde davacının anlaşarak Yasemin Gıda şirketine devredildiğini, davacının iş sözleşmesinin en son 13.10.2008 tarihinde sona erdiğini, davacının bir alacağının bulunmadığını savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin davalı işverenlikçe sona erdirildiği, feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı süresi içersinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, dosyadaki bazı bordrolarda davacı adına fazla mesai ve genel tatil çalışma ücreti tahakkuk ettirildiği ve bordroların imzalı olduğu gözlenmiştir. İmzaların davacıya aidiyetinin tespiti halinde bu aylar için fazla mesai ve genel tatil ücreti hesaplanma olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca olağan dışı çalışma iddiasının, işçi tarafından kanıtlanması gerekmekte olup, 2006 Eylül ayı ile davacının iş akdinin feshedildiği 13.10.2008 tarihleri arasında davacının fazla çalışma ve genel tatil çalışması iddiasını doğrulayacak tanık beyanı bulunmadığı halde, bu dönemde de fazla mesai ve genel tatil çalışması yapıldığı varsayımıyla hesap yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması hatalıdır.
3- Bazı bordrolarda davacıya 14 gün karşılığı yıllık izin ücreti tahakkuk ettirildiği ve bordroların imzalı olduğu anlaşıldığından bu kayıtlar davacıya gösterilerek bir değerlendirme yapılmadan, tüm çalışma süresine göre yıllık izin ücretinin kabulü ile hesap yapan bilirkişi raporuna itibar edilmesi de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.