Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2011/48006 E. 2013/32780 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/48006
KARAR NO : 2013/32780
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, prim kesintisi alacağı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirketin … Bölge Müdürlüğü’nde 01.02.2006 tarihinde satış destek elemanı olarak çalışmaya başladığını, son brüt ücretinin 1.595,00 TL olduğunu ayrıca 380,00 TL yakacak yardımı ile 95,00 TL bayram harçlığı ödendiğini, 2007 yılında 3.500,00 TL prim ödendiğini ancak daha sonra bu primin haksız olarak ücretinden kesildiğini, haftanın 5 günü 08.00 – 18.00 saatleri arasında ara dinlenmesi yapmaksızın çalıştığını, her ay 1 hafta sonu da …’a toplantıya gittiğini, işverence … Bölge Müdürlüğü’nün kapatılmasına karar verilmesi üzerine kendisine bildirimin yapıldığını ancak bildirimin usulüne uygun olmadığını, iş sözleşmesinin 31.12.2008 tarihinde fesholunduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, prim kesintisi ve fazla mesai ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; ekonomik kriz nedeni ile davalı şirketin … Bölge Müdürlüğü’nün kapatılmasına karar verildiğini, bu kararın davacıya sözlü olarak birkaç ay önce bildirildiğini, …’da işine devam etmesinin teklif edildiğini, davacının kabul etmediğini, bu nedenle 17.11.2008 tarihinde yazılı bildirim yapılarak iş sözleşmesine son verildiğini, hesaplanan 5.364,04 TL kıdem tazminatı için çek verilmek isteniğini ancak davacının kabul etmediğini, davacının çalıştığı dönemde yaptığı fazla çalışma ve hafta tatili çalışmaları ücretlerinin ödendiğini savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacıya hitaben yazılan 17.11.2008 tarihli yazı örneğinde iş sözleşmesinin 31.12.2008 tarihi itibari ile bildirimli olarak feshedileceğinin belirtildiği, yazı altında davacının adı ve imzasının bulunmadığı, dinlenen tanıkların işyerinin kapatılacağının kendilerine bildirildiğini ancak bunun kesin olmadığını ifade ettikleri, bu nedenle davacının ihbar tazminatı talebinin yerinde olduğu, primlerin belirli bir iş verimi alındığı takdirde ve belirli bir kotaya ulaşıldığında ödenmesi gereken ücretler olduğu, belirli bir kotaya ulaşılmadan prim ödenmesinin söz konusu olmadığı, davacıya prim adı altında ödeme yapıldıktan sonra bunun maaşlardan kesilmesinin yerinde olmadığı, bu nedenle maaşlardan kesilen 2008 Mayıs-Aralık dönemindeki kesinti miktarının davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının isim ve imzasının bulunduğu 17.11.2008 tarihli belgede davacıya ihbar öneli verildiği, davacıya bu belgenin zorla imzalatıldığının ispat edilemediği, böylece verilen ihbar önelinin usulüne uygun olduğu anlaşıldığından, ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
3- Davacının da imzası bulunan tarihsiz belgede, davacının 2007 Ağustos ve Eylül ayları için prime hak kazanmadığı halde prim aldığını kabul ettiği anlaşılmakta olup yine aynı belgede davacının belli satış hedeflerine ulaşılmaması nedeniyle haketmediği halde kendisine ödenen bu primlerin taksitler halinde kesilmesini de kabul ettiği ve işverence bu kabul doğrultusunda ücretlerinden kesinti yapıldığı görülmektedir. Bu belgenin irade fesadı ile alınmadığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, işverenin yersiz olarak ödenen primlerin geri alınması işleminden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden prim alacağına hükmedilmesi isabetsizdir.
4- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K).
Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftalık çalışma süresinin 45 saati aşmadığı, toplantı için iki haftada bir …’a gidildiğinde 5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de bu kabul hesaplamaya elverişli nitelikte değildir. Davacının primle çalıştığı da dikkate alınarak yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda ek raporda bildirilen çalışma esaslarının karşılıklarının primle ödenip ödenmediği araştırılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile talebin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.