Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2011/51385 E. 2013/33689 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/51385
KARAR NO : 2013/33689
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ (ÜSKÜDAR 4. İŞ)

DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, ikramiye, asgari geçim indirimi, transfer ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.12.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat Volkan Örs geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 1.9.2005-10.11.2010 tarihleri arasında aylık net 3.000 TL ücretle pazarlama ve satış şefi olarak çalıştığını, işveren tarafından iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, yılda üç maaş ikramiye ödendiğini ileri sürerek, kıdem, kötüniyet ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret, ikramiye, AGİ, transfer ücreti, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının asgari ücretle çalışan sıradan bir işçi olduğunu, satış şefi olduğu iddiasının doğru olmadığını, 10-23 Kasım 2010 tarihleri arasında devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, işyerinde ikramiye ödemesi bulunmadığını, fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışması yapılmadığını, asgari geçim indiriminin ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini feshetmekte haksız olduğu, son aydan ücret alacağı bulunduğu, fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığı, asgari geçim indirimlerinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacı aylık net 3.000 TL ücretle çalıştığını iddia etmiştir. Davacı tanıkları kendisini doğrulamıştır. Davalı işveren ise asgari ücretle çalıştığına ilişkin imzalı bordrolar ibraz etmiştir. Mahkemece yukarıda belirtildiği üzere meslek kuruluşlarından gerekli ücret araştırması yapılmak suretiyle davacının kıdemi ve yaptığı iş ile tanık beyanları nazara alınarak aldığı ücret tespit edilmek suretiyle işçilik alacakları hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
3-Davacı yılda üç maaş ikramiye ödemesi yapıldığını iddia ederek ikramiye alacağı isteğinde bulunmuştur. Davalı tarafından işyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığı savunulmuştur. Dosya içeriğine göre, davacıya ikramiye ödeneceği yolunda taraflar arasında bir sözleşme ya da ödeme yapıldığına ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Davacı tanıkları arasında dinlenen bir kişi, en son 2006 yılında üç maaş ikramiye aldıklarını, daha sonra ödenmediğini, bir davalı tanığı da geçmişte iki kez ikramiye aldığını, artık ödenmediğini ifade etmiştir. Buna göre davalı işyerinde yılda üç ikramiye ödendiği konusunda bir uygulama bulunmamaktadır. Mahkemece ikramiye isteğinin reddedilmesi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Davalı taraf temyiz aşamasında davacıya yapılan ücret ödemelerine ilişkin ücret bordroları ibraz etmiştir. Bu bordrolarda asgari geçim indirimi ödemeleri bulunmaktadır. Davacının asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğine ilişkin davalının ibraz ettiği bordrolar ödeme defi mahiyetinde olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece davalı tarafça ibraz edilen bordrolar davacı taraf gösterilerek bir diyeceği olup olmadığı sorulmalıdır. Bunun sonucuna göre bu bordrolar yeni bir değerlendirmeye tabi tutulup davacının asgari geçim indirimi alacağı konusunda yeniden bir karar verilmelidir.
5-Davalı tarafça temyiz aşamasında davacının 2010 yılında yıllık izin kullandığına ilişkin iki adet izin talep formu ibraz edilmiştir. Bu belgeler davacıya gösterilerek bir diyeceği olup olması sorulmalıdır. Mahkemece bunun sonucuna göre gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle davacının yıllık izin alacağı hususunda yeniden bir karar verilmelidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.