YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/29972
KARAR NO : 2012/37593
KARAR TARİHİ : 13.11.2012
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait gemide gemi sörveyörü ve … baş tetikçisi olarak çalışmakta iken 02.05.2005 tarihinde istifa dilekçesi verdiği, dilekçesinde 30 Haziran 2005 tarihi itibari ile işten ayrılmak istediğini bildirdiği, davalı şirketin ise 31.05.2005 tarihinde ayrılabileceğini bildirdiği, 31.05.2005 tarihinde işten ayrıldığı, bel fıtığı rahatsızlığı olduğu, görevi gereği boru şeklindeki yerlere girip kontroller yapması gerektiği, aldığı rapor ile şirketten ayrılma isteğini belirttiği, şirketin de kabul ettiği, … nedeni ile ayrılmak istemesine rağmen şirket tarafından kıdem tazminatının ödenmediği iddiası ile kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının 02.05.2005 tarihinde istifa dilekçesi verdiği, istifası şirketçe uygun görüldüğünden işten ayrıldığını, 4857 Sayılı Kanunun 24. maddesinin 1. bendinin a fıkrası uyarınca iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olursa işçinin istifasının haklı bir nedene dayandığını kabul ederek kıdem tazminatı alabileceğini, davacının … sorunlarından bahsederek istifa ettiğini, … sorununun 24/1-a fıkrasına girmediğinin tartışmasız olduğunu, işin yürütümünün davacının ne sağlığı, ne de yaşayışı için tehlikeli olmadığını, davacının başından beri bunu bildiğini, isteğin yerinde olmadığını savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, keşif için davalı tarafından hazır edilmesi gereken gemi hazır edilemediğinden davacının iddiasının aksi davalı tarafından ispatlanamadığından ve bunda davacının kusuru olmadığından davacının akdin fesihinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Bilindiği üzere; 6100 Sayılı HMK’da (keza 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla … uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, …’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. (… İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. … tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da … tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (… HGK. nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).
Somut olayda Mahkeme kararı, Dairemiz 2011/2356 E. 2011/5968 K sayılı ilamıyla, davacının ileri sürdüğü rahatsızlığa göre ilgili … kuruluşuna sevki ile yaptığı işin niteliği ve mahiyetine göre iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olup olmadığı hususunun tereddüde yer vermeden ortaya konulacak şekilde … raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkeme Dairemiz bozma ilamına uyarak davacıyı rapora sevketmiştir.
… Kurumu kişinin çalıştığı işyerinin tam olarak niteliği, ve mahiyeti belirlenemediğinden işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilemeyeceğini rapor etmekle davacının çalışmış olduğu gemi üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir.
Geminin hazır edilmesi konusunda davalıya süre verilmiştir. Davalı vekili davalı şirketin gemi sahibi olmadığını, kendi personelini çalıştırmadığını, davacının zaten surveyör olarak karada çalıştığı, davacı tarafından birçok gemide çalışılmış olduğundan gemi adı ve imo numarası bildirildiğinde gemi sahibi donatanın gemiyi hazır edebileceği, kendilerinin gemiyi hazır edemeyeceklerini mahkemeye bildirmiştir.
Mahkeme, davalı tarafından geminin hazır edilmemesi nedeniyle davalının kusurundan kaynaklanan sebeple davacının iddiasının aksi ispatlanamadığından davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalı donatan olmadığından geminin hazır edilmesinde kusuru bulunmadığı gibi, sözleşmenin 4857 Sayılı Kanunun 24/1-a maddesi gereği … nedeniyle feshedildiğini ispat yükü, davacı üzerindedir. Davanın davalı tarafından geminin hazır edilmemesi nedeniyle kabulü hatalıdır.
Mahkemece öncelikle yapılacak iş davacının çalıştığını iddia ettiği ve tarafların üzerinde uyuştuğu emsal nitelikteki gemi üzerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzman bilirkişi ve davacının rahatsızlığı konusunda uzman bir doktor da hazır olduğu halde inceleme yapılarak davacının yaptığı işin niteliği ve mahiyeti konusunda rapora almaktır. Daha sonra bu raporla birlikte davacının iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılmasının işin niteliğinden doğan bir sebeple ileri sürdüğü rahatsızlığa göre işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olup olmadığı hususunda rapor için … Kurumuna sevketmek ve alınacak rapor sonucuna göre değerlendirme yapmaktır.
Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.