YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4516
KARAR NO : 2014/8557
KARAR TARİHİ : 17.03.2014
MAHKEMESİ : İZMİR 3. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2011
NUMARASI : 2010/411-2011/612
DAVA :Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile % 40 icra inkar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 24/11/2006-20/08/2009 tarihleri arasında davalı şirkette özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, bu çalışmanın 24/11/2006-30/10/2008 tarihleri arasındaki kısmının B. Uluslararası Oto San. Tic. AŞ. de, 31/10/2008-20/08/2009 tarihleri arasındaki kısmının ise D. Motorlu Araçlar Ltd Şti.de geçtiğini, iş akdinin haksız feshedildiğini, alacaklarının ödenmediğini, alacaklarının tahsili için İzmir 17. İcra Müd.nün 2010/1664 sayılı dosyası ile takip başlattığını, icra takibinde ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti istendiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkette 24/11/2006 tarihinde güvenlik görevlisi olarak işe başladığını, davacının müvekkili şirketteki çalışma süresi içerisinde 30/04/2010 tarihinde kınama, 06/07/2009 tarihinde uyarı, 24/07/2009 tarihinde uyarı, 17/08/2009 tarihinde kınama cezası aldığını, bunlara rağmen disiplinsiz davranış ve çalışmalarından dolayı iş akdinin 20/08/2009 tarihi itibariyle haklı olarak feshedildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.
Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/ 15336 K).
Somut olayda, davacının iş akdinin feshedildiği 20/08/2009 tarihi itibariyle davalı şirkette çalışan tüm işçilerin sayısının tespiti ile davacının iş güvencesi kapsamında olup olmadığı saptanarak, iş güvencesi kapsamında olduğunun tespiti halinde kötüniyet tazminatı talep edemeyeceğinin düşünülmemesi hatalıdır.
3-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 17/03/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.