YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3140
KARAR NO : 2014/36304
KARAR TARİHİ : 01.12.2014
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı İl Özel İdaresine devredilen Köy Hizmetleri bünyesinde 2001 yılına kadar mevsimlik işçi, 2001 yılından itibaren ise kadrolu işçi olarak çalışıp emeklilik sebebiyle akdi feshettiğini iddia ederek, tüm çalışma dönemine ait yıllık izin ücretinin ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … İl Özel İdaresi vekili, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem için yılda 11 ayı geçen çalışmaları yönünden ve kadrolu çalıştığı dönem için ise tüm çalışma süresi yönünden ödenmeyen yıllık izin ücreti alacakları hüküm altına alınmıştır.
D) Temyiz:
Kararı, davalı … İl Özel İdaresi vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı … İl Özel İdaresi’nin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar, davanın veya savunmanın genişletilmesi yasağı sebebiyle yapamadıkları usul işlemlerini, karşı tarafın rızasına gerek duymadan ıslah yoluyla yapabilirler.
Islah, tek taraflı bir usul işlemi olup, karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Ancak HMK.177 uyarınca ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliği gereklidir.
Islah ile; vakıalar, dava konusu ve talep sonucu değiştirilebilir. Islah yoluyla ikinci tanık listesi verilemez.
Davalı, davaya cevap vermemiş ise, sonradan vereceği ıslah dilekçesi ile davaya cevap veremez. Çünkü, ortada daha önce yapılmış bir usul işlemi yoktur. Örneğin, davalı, davaya hiç cevap vermemiş ise, sonradan vereceği ıslah dilekçesi ile zamanaşımı def’inde bulunamaz. Ancak davacı, savunmanın genişletilmesine açıkça muvafakat ederse, bu durumda mahkemece, zamanaşımı savunmasının dikkate alınması gerekir.
Davacı, kısmî dava konusu talebini, daha sonra ıslah yoluyla artırabilir. Bu hâlde, ıslahla artırılan talep harca tâbi ise, davacının bakiye harcı yatırması gerekir, aksi hâlde harç yatmadıkça ıslah yapılmamış sayılır. Davacı, belirsiz alacak davasında, alacak miktarı belirlendiğinde talebini netleştirerek iddiayı genişletme yasağına tâbi olmadan ve ıslaha gerek olmadan asıl talebini artırabilir. Fakat bu durumda dahi bakiye harcı yatırması gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 24. ve 26. maddelerine göre, hâkim, tarafların talebi olmadan bir uyuşmazlığı kendiliğinden inceleyemez ve karara bağlayamaz. Kanunda açıkça belirtilmedikçe hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya icra takibini yapmaya zorlanamaz. Hâkim, bir davada tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Ancak, duruma göre talepten daha azına karar verilebilir. Hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olmadığına dair kanun hükmü veya kamu düzenini ilgilendiren bir durum varsa bu kural uygulanmaz. Örneğin, sosyal güvenlik hakkı, anayasa ile güvence altına alınmış vazgeçilemez temel sosyal haklardandır. Bu sebeple, hizmet tespiti davalarında davadan feragat geçersizdir. Yine bütün davalarda yargılama giderleri, harç ve vekâlet ücreti konusunda tarafların bir talebi olmasa dahi, mahkeme, kamu düzenini ilgilendiren bu konularda re’sen hüküm kurmak zorundadır.
Somut olayda davacı, kısmî dava dilekçesinde, talep ettiği alacağa faiz uygulanmasını istemiş, ancak ıslah dilekçesinde faiz istememiştir.
Mahkemece, ıslah ile artırılan alacak miktarlarına da faiz uygulanarak talebin aşılması, yine hükmedilen alacağın net mi brüt mü olduğunun kararda belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşülmemesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı yasanın geçici 3/1 maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Kararının hüküm kısmının ilk paragrafının çıkartılarak yerine;
“ Davanın kabulü ile; 1.781,00 TL brüt yıllık izin ücretinin 100,00 TL’sinin dava tarihi olan 19.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, bakiyesinin ise faizsiz olarak davalıdan alınıp davacıya verilmesine” paragrafının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden yükletilmesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.