Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2013/6494 E. 2013/23564 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6494
KARAR NO : 2013/23564
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Davacı vekili, davacı işçinin kıdem, ihbar ve manevi tazminat ile yıllık ücretli izin, ücret ve bayram harçlığı alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.01.2013 gün ve 2010/35409 Esas, 2013/600 Karar sayılı kararı ile “Somut olayda işyerinde önemli miktarlarda hammadde kayıplarının olduğu, davacı işçinin savunmasında 19.10.2006 tarihinde irsaliyesiz çıkan hammaddeyi göremediğini o gün izinli olduğunu beyan ettiği, davacının depo sorumlusu olarak çalıştığı, olayın ardından amiri konumundaki …’in kendi isteğiyle işten ayrıldığı ve işverene karşı dava açmadığının anlaşıldığı, hammadde hırsızlığı iddiasına dayalı olarak Jandarma tarafından ifadesi alınan işyerinde forklift görevlisi olarak çalışan … beyanında, …’in olmadığı durumlarda yardımcısı konumunda olan davacının talimatıyla yükleme yaptığını, 2006 yılı Eylül ayı içinde davacının talimatıyla yükleme yaptığını, yükleme aşamasında bir ara hammaddenin saklandığını, davacıya gelen telefon üzerine karşıdaki kişiye “… Bey geldi gitti, taarruz geçti hepimize hayırlı oldun dediğini” beyan ettiği, hammaddelerin izinsiz çıkarılması olayına bağlı olarak bir kısım zanlılar hakkında kamu davası açıldığı, davacının da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında takipsizlik kararı verildiği, davacı hakkında takipsizlik kararı verilmesinin eylemin suç oluşturup oluşturmadığı ile ilgili olup, davranışın doğruluk bağlılığa aykırılık oluşturup oluşturmadığı ile ilgili belirleyici olmayacağı, konunun uzmanı olan bilirkişilerce değerlendirilmesi ve davacı işçinin görev unvanı ile dosyadaki diğer deliller bir değerlendirmeye tabi tutularak, doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranışın olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, yüklemenin o dönemde yönetim kurulu başkanı emriyle emanet olarak yapıldığı şeklinde değerlendirme ile feshin haksız olduğuna dair karar verilmesinin yerinde olmadığı, yine işverence hammadde yönünden düzenli kayıt tutulmamış olması ve açıkta bırakıldığından söz edilerek davacıya sorumluluk yüklenmemiş oluşunun dosya içeriğine göre hatalı olduğu, davacının görevi gereği hammaddenin sevkiyatının nasıl yapılacağını bilmesi ve buna uygun olarak kayıt altına alması gerektiği, ancak işyerinde amir konumunda çalıştığı anlaşılan …’in olayın ardından istifa ederek ayrıldığı tanıklarca ifade edilmiş olup, olayda davacının sorumluluğunun olup olmadığı bu olgular çerçevesinde belirlenmesi ve sonucuna göre davaya konu tazminat istekleriyle ilgili bir karar verilmesi gerektiği, eksik incelemeyle ve emsal dosyada alınan bilirkişi raporuyla yetinilerek karar verilmesi hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, bozmaya karşı direnilmiş ve salt direnme hükmü kurulmuştur.
Direnme kararının süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dairemizin “Somut olayda işyerinde önemli miktarlarda hammadde kayıplarının olduğu, davacı işçinin savunmasında 19.10.2006 tarihinde irsaliyesiz çıkan hammaddeyi göremediğini o gün izinli olduğunu beyan ettiği, davacının depo sorumlusu olarak çalıştığı, olayın ardından amiri konumundaki …’in kendi isteğiyle işten ayrıldığı ve işverene karşı dava açmadığının anlaşıldığı, hammadde hırsızlığı iddiasına dayalı olarak Jandarma tarafından ifadesi alınan işyerinde forklift görevlisi olarak çalışan … beyanında, …’in olmadığı durumlarda yardımcısı konumunda olan davacının talimatıyla yükleme yaptığını, 2006 yılı Eylül ayı içinde davacının talimatıyla yükleme yaptığını, yükleme aşamasında bir ara hammaddenin saklandığını, davacıya gelen telefon üzerine karşıdaki kişiye “… Bey geldi gitti, taarruz geçti hepimize hayırlı oldun dediğini” beyan ettiği, hammaddelerin izinsiz çıkarılması olayına bağlı olarak bir kısım zanlılar hakkında kamu davası açıldığı, davacının da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında takipsizlik kararı verildiği, davacı hakkında takipsizlik kararı verilmesinin eylemin suç oluşturup oluşturmadığı ile ilgili olup, davranışın doğruluk bağlılığa aykırılık oluşturup oluşturmadığı ile ilgili belirleyici olmayacağı, konunun uzmanı olan bilirkişilerce değerlendirilmesi ve davacı işçinin görev unvanı ile dosyadaki diğer deliller bir değerlendirmeye tabi tutularak, doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranışın olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, yüklemenin o dönemde yönetim kurulu başkanı emriyle emanet olarak yapıldığı şeklinde değerlendirme ile feshin haksız olduğuna dair karar verilmesinin yerinde olmadığı, yine işverence hammadde yönünden düzenli kayıt tutulmamış olması ve açıkta bırakıldığından söz edilerek davacıya sorumluluk yüklenmemiş oluşunun dosya içeriğine göre hatalı olduğu, davacının görevi gereği hammaddenin sevkiyatının nasıl yapılacağını bilmesi ve buna uygun olarak kayıt altına alması gerektiği, ancak işyerinde amir konumunda çalıştığı anlaşılan …’in olayın ardından istifa ederek ayrıldığı tanıklarca ifade edilmiş olup, olayda davacının sorumluluğunun olup olmadığı bu olgular çerçevesinde belirlenmesi ve sonucuna göre davaya konu tazminat istekleriyle ilgili bir karar verilmesi gerektiği, eksik incelemeyle ve emsal dosyada alınan bilirkişi raporuyla yetinilerek karar verilmesi hatalı olduğu” gerekçesi ile verilen karara karşı yerel mahkemece direnme kararı verilmiş ise de, salt direnme hükmü kurulduğu, isteklerin tekrar hüküm altına alınmadığı, bozmadan önce davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın bozulmakla ortadan kalktığı, bozma kararından sonrada Mahkemece HMUK.nun 388 vd. HMK.nun 297. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorunluluğu bulunduğu, kararın bu hükümlere aykırı verildiği, ancak bu hususun değerlendirilmesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yetki ve görevi dahilinde olduğu anlaşılmakla, dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 23.09.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.