Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2013/6554 E. 2013/23569 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6554
KARAR NO : 2013/23569
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Davacı vekili, davacı işçiden işe girerken teminat senedinin davalı tarafından icraya konulduğunu belirterek, senedin geçersizliğine, borçlu olmadığının tespitine ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, icra inkar tazminatı isteminin reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.09.2012 gün ve 2010/21924 Esas, 2012/30886 Karar sayılı kararı ile “senedin teminat senedi olduğunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı senetteki bedelin müşterilere mal satan davacının aldığı bedelleri devretmeyerek kendi uhdesine geçirdiği miktarların toplamından oluştuğunu savunduğu, buna ilişkin belgeleri sunduğu, davalının savunmaları doğrultusunda davacının gerçekten zimmetine para geçirip geçirmediği hususunda bir hesap bilirkişisinden usulüne uygun şekilde rapor alıp raporu denetledikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, sırf bononun teminat maksadı ile alındığı gerekçesi ile menfi tespit davasının kabulünün hatalı olup, eksik inceleme ile karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “bono niteliğindeki bir belgenin teminat senedi niteliğinde olması halinde belgenin bono vasfını kaybedeceği ve geçerli olmayacağı ticaret kanunundaki yasal düzenlemelerin bir sonucu olduğu, senedin üzerinde veya arkasında savunulduğu gibi müşterilerden aldığı bedelin karşılığının olduğunun yer almadığı, böyle bir mutabakat sözleşmesi bulunmadığı, borç, bono vasfındaki kıymetli evraktan kaynaklanmış ise artık haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme değerlendirmesi yapılmasını mümkün görülmeyeceği” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dairemizin “senedin teminat senedi olduğunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı senetteki bedelin müşterilere mal satan davacının aldığı bedelleri devretmeyerek kendi uhdesine geçirdiği miktarların toplamından oluştuğunu savunduğu, buna ilişkin belgeleri sunduğu, davalının savunmaları doğrultusunda davacının gerçekten zimmetine para geçirip geçirmediği hususunda bir hesap bilirkişisinden usulüne uygun şekilde rapor alıp raporu denetledikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, sırf bononun teminat maksadı ile alındığı gerekçesi ile menfi tespit davasının kabulünün hatalı olup, eksik inceleme ile karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup Dairemizin kararlılık kazanan “İşçiden teminat olarak alınan senet sebebiyle işçinin borcu, işverene verdiği zarar veya yedindeki nakit miktarı ile sınırlıdır. Zararı ve davacı işçiden alacağı olduğunu işveren ispatlamalıdır. Teminat niteliğinde alınan bu senetler işverenin zararını veya alacağını kanıtlamadığı sürece geçersiz sayılmalıdır.” gerekçesi de dikkate alındığında direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 23.09.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.