Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2013/8990 E. 2013/34211 K. 19.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8990
KARAR NO : 2013/34211
KARAR TARİHİ : 19.12.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 12.11.1996 tarihinden iş akdinin haksız olarak feshedildiği 22.02.2012 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, en son “… Satış Müdürü” görevinde olduğunu, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, eve yemek paketi yaptırıp şirkete fatura ettirdiği, şirkete ait hediyelerin müşterilere gönderilmediği iddialarında bulunulduğunu, oysa müvekkilinin gerekli hediyeleri direktörünün bilgisi dahilinde gerekli yerlere gönderdiğini, fesihte ölçülülük ilkesine uyulmadığını belirterek iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkil şirkette 12.11.1996-22.02.2012 tarihleri arasında çalıştığını, davacının iş akdinin İş Kanunu’nun 25/II bendine göre feshedildiğini, bayileri ağırlamak amacıyla verilen yemeklerde evine götürmek üzere paket yaptırdığı ve şirkete fatura ettirdiği, bazı yemekleri iş dışı arkadaşlar ve yakınları ile yediği, yılbaşı hediyelerini önceden belirlenen müşterilere teslim etmediğinin tespit edildiğini, davacıdan alınan savunmada isnat edilen suçlamaları kabul ettiğini, bu eylemlerin İş Kanunu’nun 25/II-e bendinde belirtilen doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayan eylemler kategorisine girdiğini belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacıya isnat edilen suçları işlediğinin ispat edilemediği, isnat edilen davranışların İş Kanunu’nun 25/II-e bendinde belirtilen davranışlar olarak nitelendirilemeyeceği, sadakat borcuna aykırılığın söz konusu olmadığı, davacının iş sözleşmesinin feshinin feshe son çare ilkesi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun
sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar (Dairemizin 28.04.2008 gün ve 2007/34009 Esas, 2008/10347 Karar sayılı ilamı).
Dosya içeriğine göre, müdür unvanıyla çalışan davacının iş sözleşmesi 22 Şubat 2012 tarihli fesih bildirimine göre bayileri ağırlamak amacıyla verilen yemeklerde evine götürmek üzere yiyecek paketi yaptırdığı ve şirket faturasına eklettiği, iş dışı arkadaş ve yakınlarıyla yemek yediği halde masraf beyanlarında bayilerle yenildiğini belirterek faturasını şirkete yansıttığı, şirket tarafından müşterilere dağıtılmak üzere verilen yılbaşı hediyelerini müşterilere teslim etmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle 4857 Sayılı İş Kanunu m.25/2-e uyarınca feshedilmiştir.
Davacının fesih öncesi fesih bildiriminde belirtilen olaylarla ilgili savunması alınmıştır. Davacı hediyelerin dağıtımı konusunda savunmasında, kendisine verilen listenin 2010 yılı ile aynı olduğunu, dağıtım konusunda plan yaparak bu listenin birebir dağıtılmasında şirket açısından bir fayda görmediğini, bu nedenle şirkete bayilik sözleşmesi ile bağlı olan kişilere hediye vermeyi uygun bulduğunu, hediyeleri kimisine elden kimisine ise kargoyla gönderdiğini, bazı müşterilerin ziyaret anında ofiste olmadığından kendilerine teslim edilmemiş ya da teslim alanlar tarafından kendilerine teslim edilmesi unutulmuş olabileceğini, hatta bir kısım müşterilerin ilk önce almadıklarını söylemelerine rağmen sonradan aldıklarını belirttiklerini beyan etmiştir. Davacı yemek faturaları konusunda zaman zaman yöneticilerle ve şirket çalışanları ile yüksek meblağlı olmamak kaydıyla yemek yenip masraf olarak yazıldığını, eski direktörünün moral olsun diyerek şirket çalışanlarıyla hatta bir keresinde ailesiyle de yemek yiyebileceğini söylemesine rağmen kesinlikle bunun kendisi tarafından değerlendirilmediğini, zaman zaman yemeklerde yemeğin ağır geldiğinden dolayı yiyemediği tatlıyı paket yaptırdığının, ilave tatlı paketletmek istediğinde bunu bahşişle birlikte nakit ödediğinin olduğunu beyan etmiştir.
Davacının iş dışı yakınlarıyla yediği yemekleri müşterilerle yenilmiş gibi şirkete fatura ettirdiği hususunun somut olarak kanıtlanmadığı ancak davacı tanığı …’ın hediyelerin verilmesi gereken müşterilerin hediyelerini almadıkları yönündeki beyanı ve davacının savunması irdelendiğinde davacının davranışlarının işçi işveren arasındaki güven ilişkisini zedelediği, davalı işverenliğin davacıyla çalışma ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceği, eylemin haklı fesih ağırlığında olmamakla birlikte geçerli fesih nedeni oluşturduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (200.00) TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 19.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.