Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/16756 E. 2014/18390 K. 09.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16756
KARAR NO : 2014/18390
KARAR TARİHİ : 09.06.2014

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davalılara arasında asıl-alt işveren ilişkisi kabul edilerek, davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.05.2013 gün ve 2012/2436 Esas, 2013/14081 Karar sayılı kararı ile “davalı bakanlığın ihale makamı olduğu, diğer davalı ile arasında asıl işveren–alt işveren ilişkisi olmadığından, tüm alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, davalı bakanlığın 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesine göre her hak ediş dönemi son 3 aylık ücret alacağından sorumlu olduğu gözetilmeksizin, taraflar arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi kabul edilerek karar verilmesinin isabetsiz olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “4857 sayılı yasanın 36. maddesi(1475 sayılı yasanın 29. Maddesi ) gereğince davalı Bakanlığın her hak ediş döneminde son 3 aylık ücretten sorumlu olmasına rağmen dava konusu olayda müteahhit firmadan açıkça kıdem tazminatı bordrolarının istendiği defterdarlık muhasebe bölümünce belgelerin incelendiği belirtilerek ödeme talimatı verildiği ve bir kısım işçilerin banka hesabına kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı davacı ve diğer işçilerin ise müracaat etmemeleri nedeniyle kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödenemediğinin yargılama sırasında idare vekili tarafından beyan edildiği, davalı idarenin asıl işveren gibi hareket ettiği, sorumluluğunun üzerinde ödeme yaptığı, bunun davalı idarenin de kabulünde olduğu buna göre eşitlik ilkesi gereğince de davacının işçilik alacaklarından sorumlu olacağı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir. Direnme kararının süresi içinde davalı bakanlık vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dairemizin “davalı bakanlığın ihale makamı olduğu, diğer davalı ile arasında asıl işveren–alt işveren ilişkisi olmadığından, tüm alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, davalı bakanlığın 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesine göre her hak ediş dönemi son 3 aylık ücret alacağından sorumlu olduğu gözetilmeksizin, taraflar arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi kabul edilerek karar verilmesinin isabetsiz olduğu” gerekçesi ile Verilen karara karşı yerel mahkemece “4857 sayılı yasanın 36. maddesi (1475 sayılı yasanın 29. Maddesi ) gereğince davalı Bakanlığın her hak ediş döneminde son 3 aylık ücretten sorumlu olmasına rağmen dava konusu olayda müteahhit firmadan açıkça kıdem tazminatı bordrolarının istendiği defterdarlık muhasebe bölümünce belgelerin incelendiği belirtilerek ödeme talimatı verildiği ve bir kısım işçilerin banka hesabına kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı davacı ve diğer işçilerin ise müracaat etmemeleri nedeniyle kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödenemediğinin yargılama sırasında idare vekili tarafından beyan edildiği, davalı idarenin asıl işveren gibi hareket ettiği, sorumluluğunun üzerinde ödeme yaptığı, bunun davalı idarenin de kabulünde olduğu buna göre eşitlik ilkesi gereğince de davacının işçilik alacaklarından sorumlu olacağı” gerekçesi ile direnilmiş olup, davalı bakanlığın asıl işveren gibi işlemlerde bulunduğu, dava açmayan işçilere ücret alacağı dışında kıdem tazminatlarının ödendiği, bu nedenle direnmenin doğru olduğu, yerel mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, 09.06.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.