Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/24328 E. 2014/37152 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24328
KARAR NO : 2014/37152
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ : KOCAELİ 6. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2014
NUMARASI : 2013/277-2014/7

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 26/08/2008 yılında davalıya ait işyerinde işe başladığını, forklift oparetörü olarak çalışmakta iken 20/06/2013 tarihinde davalı tarafça iş akdinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, davalının feshe gerekçe yaptığı olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, olayın gerçekleşmesine neden olan 3.kişi R.. B..’ nun ise zararın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, bu hususun 3.kişi tarafından da olay anında ve sonrasında kabul edildiğini, tüm bu nedenlerle yapılan feshin geçersizliğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davacının kendisine teslim edilen forkliftle kendi kusuru sonucunda kaza yaptığını ve bu kaza dolayısıyla işyerine ait makineye ve 30 günlük ücretini aşacak tutarda zarar verdiğini, forklifti kullanırken dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığını ve gerekli özeni göstermediğini, davacı taraf her ne kadar kusurlu olarak diğer çalışan R.. B..’yu göstermiş ise de, söz konusu bu iddianın gerçek dışı olduğunu, olaydan sonra R.. B..’nun savunmasının alındığını, gerçekte R.. B..’ nun istif yaparken davacının forklifti dikkatsiz ve tedbirsiz kullanarak kendisine çarptığını beyan ettiğini, davacı vekilinin ise bu ifadelerden sadece kendisine yarayan kısmı kullanarak asıl kusurlunun R.. B.. olduğunu iddia ettiğini, Oysaki ifadelerin tamamına bakıldığında asıl kusurlunun davacı olduğunun görülmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerliliğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar.
4857 sayılı İş Kanununun 25 II- ( ı ) bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere 30 günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hususu düzenlenmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması halinde işverenin haklı ve geçerli fesih imkânı olmadığı gibi, işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarı da bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. 30 günlük ücreti tutarında bir zarar yoksa iş sözleşmesinin feshi haklı neden olarak kabul edilmemelidir. Ancak 30 günlük ücretten az bir meydana gelmekle birlikte, işçinin bu davranışı işyerinde olumsuzluklara neden olmuş ve iş ilişkisinin sürdürülmesi işveren açısından önemli ölçüde beklenmez bir hal almış ise feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir.
Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının herhangi farkı bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir(Dairemizin 12.05.2008 gün ve 2007/35921 Esas, 2008/12018 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda davacının iş sözleşmesi kullandığı forkliftle kaza yapıp 30 günlük ücretiyle karşılanamayacak boyutta zarar meydana geldiği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-ı uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde üç tanık dinletmek istediğini belirtmiştir. Mahkemece ön inceleme duruşmasında davalı tanık sayısını sınırlayarak iki tanesinin çağrılması ve bunlar için masraf yatırılması konusunda kesin süre vermiştir. Savunma hakkını kısıtlar şekilde kesin süre verilmesi hatalıdır. Yine aynı duruşmada mahkemece 5 numaralı ara kararla fesih sebebi dosyadaki fesih sebebiyle örtüşmeyecek şekilde rapor hazırlanması için bilirkişi görevlendirilmesine ve bu konuda 600 TL masraf yatırılması için kesin süre verilmişse de, dosyadaki fesih sebebiyle ara karardaki incelenmesi istenen fesih sebebinin uyumlu olmadığı, davalıdan dosya ile ilgisi olmayan bir fesih sebebinin araştırılması konusunda bilirkişi ücretinin yatırmasının beklenemeyeceği, bu nedenle hukuka uygun kesin süreden bahsedilemeyeceği gözetilmeden davalının feshi ispatlayamadığı şeklinde gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı açıklamalara göre deliller toplanıp meydana gelen zararın miktarı ve davacının varsa olaydaki kusur oranı gerekirse keşif yapılıp tespit edilerek davacının 30 günlük ücretiyle ödeyemeyeceği bir zararın olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.