YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11768
KARAR NO : 2017/13346
KARAR TARİHİ : 14.09.2017
MAHKEMESİ : … İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının iş akdinin feshedilmesi üzerine … 4. İş Mahkemesinin 2011/620 esas sayılı dosyasıyla açtığı işe iade davasının davacının lehine sonuçlandığını ve işe iade edilmesine karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, davacının davalıya 09.01.2013 tarihinde gönderdiği ihtarname ile tekrar işe başlatma başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin davacıyı eski görevinde işe başlatmadığını, son aldığı ücretten daha az ücret verildiğini, 04.02.2013 tarihli ihtarname ile tekrar işe başlatılma şartlarını kabul etmediğini ve haklarının ödenmesini talep ettiğini, davalı şirketin 07.02.2013 tarihli ihtarname ile davacının tekrar işe başlamadığını ve tazminat ödeyemeyeceğini bildirdiğini, bu nedenle…21. İcra Müdürlüğünün 2013/18286 esas sayılı dosyasıyla yapılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, bu nedenle icra takibine yapılmış olan itirazın iptaline ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; davacının taleplerine ilişkin zamanaşımı def’i ileri sürüldüğünü, … 4. İş Mahkemesinin 2011/620 esas sayılı dosyasıyla açtığı işe iade davasının 19.11.2012 tarihinde Yargıtay ilamıyla onandığını, davacının 09.01.2013 tarihinde gönderdiği ihtarname ile tekrar işe başlatma başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 21.01.2013 tarihli ihtarnamesiyle üç gün içinde işe başlamasının bildirildiğini, davacının tekrar işe başlamak üzere iş yerine geldiğini ve çalışma koşullarının kendisine yazılı olarak bildirilmesini istediğini, kendisine 2.650,00 TL net ücret + 260,00 TL yemek yardımı verileceğinin ve eğitim sorumlusu olarak çalışacağının bildirildiğini, davacının yazıyı aldığı ve 28 ve 29 Ocak günü iş yerine geleceğini bildirdiğini, davacının son ücretinin 2.500,00 TL olduğunu ve kendisine %6 zamlı olarak 2.650,00 TL ücret verildiğini, davacının işveren şirkete geri döneceğini bildirmesine rağmen 05.02.2013 tarihinde tekrar işe başlamak üzere iş yerinde bulunmadığını, işçinin işe iade konusundaki başvurusunun samimi olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; işverenin işe iade için üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği ancak davacı işçinin işe başlama talebinde samimi olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta kesinleşen feshin geçersizliği ve işe iade kararı sonrası, kesinleşmiş kararın tebliğinden sonra 10 iş günü içinde işe başvuran ve başvuru tebliğinden sonra, davacının maaşı yönünden yapılan bildirimde, kendisine 2.650,00 TL net ücret + 260,00 TL yemek yardımı verileceğinin ve eğitim sorumlusu olarak çalışacağının belirtildiği ancak fesih öncesi maaşına eklenen sağlık sigortası yardımından davacının fesih sonrası mahrum bırakılması sonucu bu şartları kabul etmeyen davacının, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir. Keza 6100 Sayılı HMK.’un 28/1 maddesine göre “Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar”. Tarafların iyiniyeti veya kötüniyeti(Y. İBK. 14.2.1951 gün ve 17/1), taraflarca ileri sürülmese dahi dosyadan anlaşıldığı takdirde hakim resen dikkate alacaktır(Y. HGK. 21.10.1983 gün ve 1981/1-30 E, 1983/1000 K).
Feshin geçersizliği ve işe iade kararı sonrası, işçinin işe başlatılması için başvurusu ile işverenin işe davetinin de dürüstlük kuralı kapsamında samimiyet noktasında sorgulanması gerekir.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasanın 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/29383 E, 2008/27243 K.).
Aynım şekilde işverenin işe davete dair beyanının da ciddî ve samimi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
Kural olarak işçi, geçersizliği tespit edilen fesih tarihinde çalıştığı işyerinde ve işte işe başlatılmalıdır. İşçiye önceki koşulların tam olarak sağlanması ve aynı parasal hakların ödenmesi gerekir. Hatta, yargılama sürecinde işçinin mahrum kaldığı ancak emsali işçilere sağlanmış olan ücret artışlarından da işçinin yararlandırılması gerekir.
İşçi eski coğrafi işyerine davet edilmelidir. İşe başlamak için işverene başvuran işçinin önceki işe veya işyerine işe iade olanağı kalmadığı için, işveren öncelikle iş şartlarında esaslı değişiklik olanağı yaratmadan iş teklifi yapmalı, bu olanak yoksa o zaman 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca değişiklik teklifinde bulunmalıdır. İşçinin işverenin yeni iş teklifini kabul etmemesi durumunda, eğer iş şartlarında esaslı değişiklik yoksa veya işverenin değişiklik teklifi hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmeyecekse işçinin kural olarak başvurmadığı ve geçersiz sayılan feshin geçerli hale geldiği kabul edilmelidir. İşverenin yeni iş teklifi iş şartlarında esaslı değişiklik yaratıyor ise, bu durumda işveren 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca hareket etmeli ve değişiklik feshine gitmelidir.
Dosya içeriğine göre; işe iade davası lehine sonuçlanan davacı, davalı işverene işe iade için başvurmuş, davalı işveren de bu talebi kabul etmiştir. Davacının fesihten önceki görevi bölge yöneticisi iken fesih sonrası teklif edilen görev, eğitim sorumlusu görevi olup, ilk görev, şubelerin denetim ve teknik kontrolünü içermekte, fesih sonrası verilen eğitim sorumlusu görevi ise, şube personelinin eğitim ihtiyaç ve koşullarının tespitine dair bir görevdir. Ama organizasyon şemasında bu görevler arasında fark olmadığı gibi, görevlerin icra yeri de aynıdır. Yine davacının maaşına ek olarak, yemek bedeli verilmiş ve maaşına % 6 zam uygulanmıştır. Ancak, davacıya verilen imkanlarda; önceki görevinde son 5 ay sağlık sigortası yardımı yapılırken, fesih sonrası sağlık sigortası yardımı yapılmamış ve davalı işveren bu yardımın işe ilk başlayanlara yapılacağını belirterek, davacıyı bu yardımdan mahrum bırakmıştır.
İşe iade müessesesinde, davacının eski görevine aynen ve aynı koşullarla (maaş yönünden emsal işçinin aldığı maaşa uygun bir maaş ile) iadesi gerekir. İşverenin davacıyı yerinde olmayan bir gerekçe ile sağlık sigortası yardımından mahrum bırakması, işverenin işe iade konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve samimi olmadığını göstermektedir. Davacının bu şartlar altında işe başlamaması, davacının işe başlama iradesinde samimi olmadığı şeklinde yorumlanamaz. Bu itibarla, davanın kabulü gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.