YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13189
KARAR NO : 2017/15605
KARAR TARİHİ : 12.10.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 07.02.2007-10.01.2013 tarihleri arasında kesintisiz olarak önce davalı şirket ve daha sonra hizmet sözleşmelerini devralan davalı şahıs bünyesinde hasta kayıt personeli olarak çalıştığını, sigorta bildiriminin işe giriş tarihinden ileri bir tarihinden yapıldığını, sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, gerçek ücretin …’ya bildirilmediğini, hizmet süresi boyunca görevinin ve çalıştığı işyerinin değişmediğini, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek, bakiye kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davacının 22.03.2007 tarihinde davalı şirket bünyesinde telefonlara cevap verme ve hasta randevularını organize eden asistan olarak göreve başladığını, 10.01.2013 tarihinde diğer davalı …’ ün iş yerinden (aynı işyeri) istifa ettiğini, kıdem ve ihbar tazminatı da dahil olmak üzere tüm alacaklarını tam olarak aldığını, iş akdinin sona ermesinden 10 gün sonra yani 21.01.2013 tarihinde herhangi bir itirazı kayıt düşmeden davalıyı ibra ettiğini, ibranameden de anlaşılacağı üzere alacaklarını aldığını kabul ettiğini ve ibranameyi imzaladığını, müvekkiline keşide edilen ihbarnamede ihbar tazminatının ödendiğini ikrar ettiğini ve talepte bulunurken işçilik alacakları arasında ihbar tazminatını saymadığını, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin mesnetsiz olduğunu, istifa ile iş akdi sona ermiş olmasına rağmen davalının iyi niyetli davranarak davacının haklarını ödediğini, bu hususun el yazısı ile yazılan ibraname ile de sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Usul açısından;
a-Mahkemece, karar gerekçesinde davacının son ücretinin aylık net 2.000,00 TL. olarak kabul edildiği açıklanmasına karşın, talep edilen işçilik alacaklarının her birini farklı çıplak brüt ücretler üzerinden hesaplayan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması suretiyle gerekçe-hüküm çelişkisi yaratılması hatalıdır.
b-Mahkemece davacı işçinin 56 günlük kullanılmayan yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmasına karşın, kararın gerekçesinde davacının 42 günlük yıllık izin ücretine hak kazandığından bahsedilmesi de hüküm fıkrası ile gerekçeli karar arasındaki bir başka çelişki olup, bu durum 6100 sayılı HMK’nın 298/2. maddesine aykırıdır.
2-Esas açısından;
a-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
b-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatları ücret bordrolarında tahakkuk ettirilen fesih tarihindeki ücret olan çıplak brüt 2.426,85 TL. (net 1.735,00 TL.) esas alınarak hesaplanmış olup, kararı davacı taraf temyiz etmemiştir. Buna göre, davacının son ücretinin aylık brüt 2.426,85 TL. olarak kabul edilip talep konusu tüm işçilik alacaklarının bu ücret üzerinden hesaplanması gerekirken; gerekçesi de açıklanmaksızın fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının brüt 2.576,46 TL. üzerinden, yıllık izin ücretinin ise brüt 2.611,62 TL. üzerinden hesaplanması hatalıdır.
c-Davacı işçinin fazla … yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla … yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla … alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. İşyerinde … düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta, hükme dayanak bilirkişi raporunda davacı tanık beyanlarına itibarla fazla mesai ücreti hesabı yapılmış ise de, davacı tanıklarının davalı işyerinde çalışmaları bulunmamaktadır. Buna göre, işyerinde … düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan bu tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Davalı tanık beyanlarına göre ise, davacının davalı işyerinde haftanın 5 günü 09:00-19:00 saatleri arasında, 1 saat ara dinlenme ile çalıştığı, dolayısıyla haftalık çalışmasının 45 saati aşmadığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi fazla mesai yaptığını kanıtlayamadığından, bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.