YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13705
KARAR NO : 2017/15209
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, manevi tazminatı ile bakiye süre ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı- birleşen dosya davalısı, davalıya ait okulda 07/01/2010 tarihinde öğretmen olarak işe başladığını, son dönem çalışmasının 27.06.2011 tarihli belirli iş sözleşmesi ile 01.09.2011-31.08.2012 tarihleri arasını kapsadığını, davalı kurum tarafından iş sözleşmesinin süresinden önce haksız şekilde fesh edildiğini, ileri sürerek kıdem tazminatı, manevi tazminat ve bakiye süre ücreti alacaklarının tahsilini, istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı-birleşen dosya davacısı, davacının 01.09.2011 tarihli iş sözleşmesinin, 28.03.2012 tarihinde sınav dosyalarını, not çizelgelerini, toplantı tutanakları okul yönetimine ulaştırmaması, okulun verdiği talimatlara aykırı davranışları, milli eğitim müfredatına uymayan eğitim yapması, sınıf velilerine okulun yetersiz olduğu yönündeki yanlış bilgilendirmeleri nedeniyle haklı olarak fesh edildiğini, alacağı olmadığını, savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davası ile asıl dosya davacısı işçinin kendilerini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde fesh edildiği davacı işçinin kıdem tazminatı ile bakiye süre ücretine hak kazandığı ancak manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile asıl dava kısmen kabul edilip birleşen dava ise red edilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davalının adı “… … Mezunları Öretim Eğitim ve … Vakfı” olup karar gerekçesinde “… … Mezunları Öretim Eğitim ve … Vakfı Özel Yeni Nesil 2000 İlköğretim Okulu” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Mahkemece asıl dava davacısının manevi tazminat talebi “şartları oluşmadığı” şeklindeki gerekçeyle red edilmiştir.
Davalı işverence davacının iş sözleşmesi Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız şekilde feshedilmiş ve dosyadaki belge ve belgelerden anlaşıldığı üzere, davacı işçi okulda derste iken öğrencileri huzurunda güvenlik tarafından dersten çıkartılmak suretiyle işyerinden gönderilmiştir. Öğretmen olan davacının ortada haklı bir sebep olmaksızın ders bitimi dahi beklenmeden güvenlik marifeti ile dersten çıkarılması, kişilik haklarını rencide edici niteliktedir. Bu nedenle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece yetersiz gerekçe ile talebin reddi hatalıdır.
3- Taraflar arasındaki hizmet akdinin niteliği ve buna göre davacı işçinin bakiye süre ücretine hak kazanıp kazanmayacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Belirtmek gerekir ki eğitim ve öğretimin süreklilik arzetmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde belirli süreli iş sözleşmesinin gerek ilk kurulmasında ve gerekse yenilenmesinde esaslı unsur aranması karşısında 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na göre çalışan yöneticiler ile öğretmenlerin, kısaca eğitim personelinin sözleşmelerinin belirli veya asgari süreli olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira bir eğitim personeli bu kapsamda eğitim faaliyeti devam ettiği sürece çalıştırılmakta ve emekli olsa da iş sözleşmesi devam etmektedir. Bu … 10 yılı aşan bir süreyi de kapsamaktadır.
Gerçekten eğitim personeli ile ilgili yazılı sözleşme yapılması hükmü değerlendirildiğinde bu sözleşmenin belirli süreli olmaktan çok asgari süreli iş sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun 9. maddesine göre “Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile özel öğretim kurumunu temsil eden kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli (Eğitim ve Öğretim yılı) olmak üzere yönetmelikteki esaslara göre yazılı olarak yapılmalıdır”. Buradaki en az bir takvim yılı ibaresinden açıkça bir asgari süre öngörüldüğü açıktır. Eğitim ve öğretim devam eden bir faaliyet olduğuna göre asgari süre iki yılda, üç yılda olabilir. O halde eğitim personeli ile yapılan sözleşmenin yasadan kaynaklanan asgari süreli iş sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.
5580 sayılı Özel Öğretim Kanunu’ndan önce yürürlükte olan 625 sayılı kanunun 32/son maddesindeki hüküm olan “Süresi öğretim yılı içinde sona, eren sözleşmeler öğretim yılı sonuna kadar kendiliğinden yenilenmiş sayılır” hükmü 5580 sayılı kanununda yer almamıştır. Bu hüküm 5580 sayılı yasa döneminde eğitim elemanı ile yapılacak iş sözleşmesinin asgari süreli olduğunu ve ilk asgari süreli sözleşme düzenlenmesinden sonra, yeniden yapılmasının belirli süreli sayılmasını gerektirmediği gibi tekrar asgari sürenin kabul edilmediğini göstermektedir.
Asgari süreli sözleşmeler, tarafların bildirimli fesih haklarını asgari bir süre için ortadan kaldırdıkları belirsiz süreli sözleşmelerdir. Tarafların öngördükleri asgari sürenin bitimi ile sözleşme kendiliğinden sona ermemekte, sözleşme belirsiz süreli olarak devam etmektedir. Bu özelliği nedeniyle asgari süreli sözleşmeler belirli süreli olarak kabul edilmemektedir. Belirsiz süreli olarak kabul edilmelerinin nedeni tarafların sözleşmenin sona erme zamanını belirlememiş olmalarıdır. Belirsiz süreli kabul edildikleri için asgari süreli sözleşmenin işveren tarafından sona erdirilmesi halinde işçi şartları varsa iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir (…., H; İş Hukuku, 3.Bası, …, 2008, s.318).
Somut uyuşmazlıkta, davacının belirli süreli iş sözleşmeleri ile 07/01/2010- 28/03/2011 tarihleri arasında çalıştığı ve sözleşmenin belirsiz süreli sözleşme haline geldiği dikkate alınarak bakiye süre ücretine yönelik talebin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
4- Birleşen davada maddi ve manevi tazminat olarak 2 ayrı talep vardır. Karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A….T. hükümlerine göre manevi tazminat için ayrı bir vekalet ücreti belirlenmelidir. Öte yandan maddi tazminatta reddedilen miktar dikkate alındığında davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözden kaçırılarak birleşen davada davalı lehine tek ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
5- Hükmedilen alacakların net mi brüt mü olduğunun belirtilmemesinin HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olup, infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi ayrı bir bozma sebebidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.