YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13739
KARAR NO : 2017/16708
KARAR TARİHİ : 26.10.2017
MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının Şubat /2008 -Mayıs 2012 tarihleri arasında davalı bankada … Kredi ve … biriminde yönetmen yardımcısı olarak çalıştığını, Mayıs 2012 yılında işten çıkartıldığını ileri sürerek fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 06/02/2008- 11/05/2012 tarihleri arasında bankanın … Kredi ve … biriminde yönetmen yardımcısı olarak çalıştığını, iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini , davacının bu talebinin zaman aşımına uğradığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı davalı işyerinde çalıştığı süre içerisinde fazla mesai yaptığını, karşılıklarının ödenmediğini iddialarına karşı davalı taraf hizmet sözleşmesinin 9. maddesinde işyerinde fazla çalışma yapılması halinde bu çalışmaların kararlaştırılan ücrete dahil olduğunu, sözleşme hükmünün Yargıtay içtihatlarına göre yıllık 270 saate kadar olan kısmının bağlayıcı olduğunu , davacının yıllık 270 saati aşan fazla çalışması bulunmadığını, prim alan davacının fazla mesai talep hakkının bulunmadığını savunduğu ve dosya içerisinde bulunan taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinin 3. maddesinde işyerinde haftalık çalışma süresinin 42,5 saat olduğu, 9. maddesinde ise; normal mesainin dışında fazla çalışma yapılması halinde, bu çalışma ücretinin de sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen ücrete dahil olduğu belirtilmişse de; davacının görev ve sorumluluklarına uygun ücretin üzerinde olduğuna dair dosya kapsamında yazılı bir bilgi ve belgeye rastlanamadığı, duruşmada dinlenen tanıkların davacının fazla mesai yaptığı şeklindeki beyanları ile davacının işe giriş çıkış saatlerini gösteren turnike kayıtları nazara alındığında davacının haftalık 45 saat yasal çalışma süresini aşan çalışmasının bulunduğu sonucuna varılarak, dosya içerisinde bulunan davacıya ait ücret bordrolarında prim açıklamasıyla yapılan ödenmeler ile Yargıtay’ ın bu konuya ilişkin yerleşik içtihatlarını dikkate alarak hesaplama yapan ve mahkememizce benimsenen bilirkişinin 06/05/2014 tarihli raporunda tespit olunan 4.585,53TL fazla mesai ücretinden davalı taraf faizleri ile birlikte sorumlu tutulduğu, tüm dosya kapsamı, İstanbul 4. İş Mahkemesi’ nin 2012/399 Esas sayılı dosyası, tanık anlatımları ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davanın kısmen kabulüne karar verilerek hüküm kurulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve bu fazla çalışma karşılığı ücretin kararlaştırılan ücret içinde olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşyerinde 45 saatin altında haftalık çalışma kararlaştırılmış ise kararlaştırılan saat ile 45 saate kadar ki çalışma fazla sürelerle çalışma, 45 saati aşan kısım ise fazla çalışma kabul edilmelidir.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yıllık 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Bu 270 saat ile sınırlı fazla çalışma, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. Eğer işyerinde 45 saatten az çalışma kabul edilmiş ve sözleşmede fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmanın ücretin içinde olduğu kararlaştırılmış ise o zaman bu sözleşme hükmü aynı zamanda 270 saat dışında fazla sürelerle çalışmayı da kapsar.
Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki iş aktinde haftalık çalışma süresi 42,5 saat olarak kabul edilmiş, normal çalışma saatleri dışında fazla çalışma ve/veya fazla sürelerle çalışma/hafta tatili çalışması yapılabileceği belirtilmiştir.
Fazla çalışma ve/veya fazla sürelerle yapılan çalışmanın ve/veya hafta tatili çalışma ücretinin dahi ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının 45 saate kadar olan fazla sürelerle çalışması karşılğı ücreti ile yıllık iki yüz yetmiş saate kadar fazla çalışmasının ücretine dahil olduğunun düşünülmemesi, bu süreyi aşan çalışma var ise ücretinin hüküm altına alınmaması hatalıdır.
3-Kabule göre, hükme esas bilirkişi raporunda bazı aylarda prim aldığı, prim ödenen aylarda fazla süreli mesaisinin zamsız kısmının ödendiği kabul edilerek anılan aylar için 0,5 oranı üzerinden hesap yapıldığı belirtilmiştir. Prim ödemesi olan aylarda fazla süreli çalışma hesabının 0,5 oranı üzerinden hesaplanması hatalı olup, 0,25 katsayısı ile çarpılarak hesaplama yapılmalıdır.
4-Hükmedilen ücret alacağının net mi yoksa brüt mü olduğunun kararda belirtilmemesinin HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olup, hükmün infazında tereddüt yaratacağının düşünülmemesi de bozma nedenidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.