YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14825
KARAR NO : 2017/17307
KARAR TARİHİ : 02.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile asgari geçim indirimi, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 25.10.2000 tarihinde işe başlamasına rağmen 06.07.2002 tarihinde sigortalı yapıldığını, bu hususa ilişkin dava hakkını saklı tuttuğunu, son 1 yıldan beri ücret alacağının ve 2009 yılından başlamak üzere asgari geçim indirimi ücretinin ödenmemesi sebebiyle iş akdini haklı olarak 19.11.2012 tarihinde feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı …. Sütlü ve Unlu Tatlı Mamülleri İmalat Ticaret Limited Şirketi’nin 06.06.2005 tarihinde kurulduğunu, davacının 25.10.2000 tarihinden itibaren çalıştığının doğru olmadığını, yine 06.07.2002 tarihinde sigortalı yapıldığı iddiasının da doğru olmadığını, davacının 07.03.2006 tarihli SGK işe giriş bildirgesi ile 08.03.2006 tarihinde işe başladığını, son 1 yıllık ücretinin ve 2009 yılından itibaren asgari geçim indiriminin ödenmemesi sebebiyle 19.11.2012 tarihinde iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürmüş ise de ihtarnamesinde son 1 yıllık ücret alacağından bahsetmediğini, ayrıca davacıya müvekkili şirket tarafından keşide edilen ihtarname ile 24.11.2012-28.11.2012 tarihlerinde yetkililerin izni ve bilgisi dışında mazeret de bildirmeden işyerine gelmediğini, 3 gün içinde mazeret bildirmesi gerektiğini aksi halde iş akdinin feshedileceğinin davacıya bildirildiğini, işe başladığı 08.03.2006 tarihinden iş akdinin şirket yetkilisi tarafından haklı nedenle feshedildiği 30.11.2012 tarihinde bütün aylık ücretleri ve asgari geçim indiriminin kendisine ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş akdinin davacı işçi tarafından ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasanın 225 nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).
Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez
Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ilâ 232).
Yasanın 233 üncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, “Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?” şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır.
Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.
Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
Somut uyuşmazlıkta; davalı şirket vekili cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış ve yargılama sırasında davacının ıslah dilekçesine karşı sunduğu 26.08.2014 havale tarihli beyan dilekçesinde de, “davacıya, 12 aylık maaşlarını almış olması nedeniyle müvekkilim şirketten dava konusu maaşlarını elden alıp almadığı konusunda yemin teklif ediyoruz. Davacıya bu alacağı ile ilgili Sayın Mahkeme huzurunda yemin etmesini teklif ettiğimizden talebimizin kabulü ile davacı asile ve vekiline yemin metni muhtırasının tebliğine karar verilmesini talep ediyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı işveren, yemin deliline dayandığı halde, bu delilin değerlendirilmemesi ve 6100 sayılı HMK’nın 225 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılmayarak eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
3-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hak ettiği kıdem tazminatı alacağının net 7.803,59 TL olarak hesaplanmasına karşın, Mahkemece gerekçesi de açıklanmaksızın net 7.853,09 TL kıdem tazminatına hükmedilmesi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.