YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15240
KARAR NO : 2017/17061
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kötüniyet tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, işsizlik maaşı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının …A.Ş.’nin acentesi olan diğer davalıda 01.02.2007-25.03.2011 tarihleri arası kargo operatörü olarak çalıştığı, davalılar aleyhine açılan davalarda tanık olarak ifade verdiği için işten çıkartıldığı, …Bölge Müdürlüğü’nün kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacağını hesaplamasından sonra işverenler tarafından kısmi ödeme yapıldığı, fazla mesai ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kötüniyet tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık ücretli izin, işsizlik maaşı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı …Ş. vekili; davacı ile Şirketleri arasında herhangi bir hukuki münasebet bulunmadığını, …A.Ş.’ye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının davalı acente …’ın işçisi olduğu, talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını savunularak davanın reddini talep edilmiştir.
Davalı … vekili; davacının iş sözleşmesinin davacı talebi doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle tasfiye edildiği için kötüniyet tazminatı talep edilemeyeceğini, davacının … 4. İş Mahkemesi’nin 2010/701 E. ve 2010/702 E. sayılı dosyalarında gerçeğe aykırı beyanda bulunarak tanıklık yaptığının Yargıtay kararı ile sabit olduğunu, iş güvencesi kapsamındaki davacının kötüniyet tazminatı talebinde bulunamayacağını, davacının hak edip de ödenmeyen fazla mesai, bayram ve genel tatil ücreti bulunmadığı, işyerinde hafta tatili izinlerinde çalışma yapılmadığı, davacının yıllık izinlerini kullandığı, kullanmadığı kısmın ücretinin ise kendisine ödendiği, işsizlik maaşı talebinin haksız olduğu, talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının davalı …’ın işçisi olduğu, davalılar arasında acentecilik ilişkisinin olduğu, acentenin işveren sıfatı taşıayacağı, davacı ile davalı …Ş. arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenle davalı …Ş.’ne husumet yöneltilemeyeceği, ayrıca davacının iş akdi işverenliğe sunduğu kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek iş akdinin sonlandırılmasına talebini havi 25.03.2011 günlü dilekçe ve aynı tarihli iş akdi tasfiye protokolü ile tazminatları ödenerek sonlandırıldığı, davacı tanıklarının fesih tarihinde işyeri çalışanı olmadıklarından, fesih konusunda görgüye dayalı bir bilgilerinin olmasının mümkün bulunmadığından kötüniyet tazminatının ispatlanamadığı, işsizlik sigortasından işverenin kusuru nedeniyle yararlanılamadığına ilişkin bir tespitin bulunmadığı, davacıya “fazla mesai” veya “Ek kazanç” adı altında tüm hizmet süresini kapsayan bordrolarda bir miktar da olsa fazla mesai tahakkuku yapıldığından fazla mesai alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davalı …Ş. aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalı … aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalılar arasındaki ilişki ve buna bağlı olarak talep konusu işçilik alacaklarından sorumlulukları uyuşmazlık konusudur.
Dosyadaki bilgi, belge ile emsal 9. Hukuk Dairesi’nin 2013/9365, 2016/7400 E. sayılı, 22. Hukuk Dairesi’nin 2014/29608 E. sayılı dava dosyalarından; davacının davalılardan …’ın işyerinde kargo operatörü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalılar arasında acentelik adı altında ilişki varsada, davacının sigorta primleri …’a ait olduğu anlaşılan işveren sicil numarasından ödense dahi, davalı …’ın diğer davalı şirketin şube müdürü olduğu şubenin yönetiminde, davalı …Ş.’nin söz sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Personelin işe kabulü, işten ayrılması davalı şirket genel müdürlüğüne bildirilmekte personelin çalışacağı iş, terfi durumu …A.Ş. tarafından belirlenmektedir.
Davalı …’a ait işyerinin yönetimi, denetimi ve elde edilen gelirlerinin diğer davalı …Ş.’ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Hizmet sözleşmesinin tarafları hizmeti alan ve verendir. Sigorta primlerinin başka sicil numarasında ödenmesi sözleşmesinin taraflarını değiştirmez, bu sebeple tüm hizmet süresi boyunca gerçek işveren olduğu anlaşılan …A.Ş. talep edilen işçilik haklarının tamamından sorumludur. Davalıların birlikte sorumlu olduğu gözetilmeden davalı …Ş. hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi hatalıdır.
3-Dava konusu fazla çalışma ücreti alacaklarının ödenip ödenmediği hususu açıklığa kavuşturulmadır.
Dosyadaki bordrolarda ek kazanç adı altında tahakkuklar bulunduğu ve bu ödemenin neye istinaden yapıldığının belirlenmesi gereklidir. Mahkemece davalı … vekilinin cevabına göre bu ödemelerin fazla çalışma karşılığı olduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin davanın taraflarından sadece birinin beyanlarını sorup, karşı tarafın diyeceklerini sormadan sonuca gitmesi yerinde değildir.
Davacı temyizinde bu ödemenin prime karşılık yapıldığını itiraz olarak ileri sürmüştür.
Bu durumda, yukarıda değinilen bozma kapsamında davalılardan Yurtiçi Şirketi ile davacıdan ek kazanç adı altındaki tahakkuka karşı diyeceklerinin sorulup sonucuna göre gerekli araştırma (örneğin işyerinde prim uygulaması olup olmadığı gibi) yapılarak fazla çalışmanın ödendiğine ilişkin işveren savunması değerlendirilmelidir. Eksik incelemeye sonuca gidilmesi isabetsizdir.
3-Hükmedilen alacak miktarlarının brüt mü yoksa net mi olduğunun kararda gösterilmemesi 6100 sayılı HMK.nun 297/2.maddesine aykırı olup, infazda tereddüde mahal verebileceğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YKU