Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/16224 E. 2017/19143 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16224
KARAR NO : 2017/19143
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 27.09.2004-17.09.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını, müvekkilinin ,,, başta olmak üzere Avrupa ülkelerine çalıştığını,,,,’ye sefer başına 650 Euro, diğer Avrupa ülkelerine gittiğinde ise sefer başına 550 Euro aldığını, bunlara ek olarak her ayda 560 TL aldığını, aylık ücretin ayda yaptığı sefer başı ücret + 560 TL olduğunu, müvekkilinin yurtdışında bulunmadığı zamanlarda işyerinde haftanın 6 günü 09.00-18.30 saatleri arasında çalıştığını, ayrıca yük boşaltma ve yük alma işlemleri sırasında da gece 24.00 e kadar çalıştığını, genel tatil günlerinde de çalıştığını, genel tatil ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, SGK primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını, müvekkilinin,,,,’da çalıştığı sırada Gümrük Komisyoncusu ,,, isimli davalı işyeri çalışanının yasa dışı iş önerisi ile karşı karşıya kaldığını, bu öneriyi kabul etmediğini, konuyla ilgili işyerinde soruşturma yapıldığını, yapılan toplantıda müvekkiline ve ,,, isimli çalışana olayın büyütülmemesinin söylendiğini, toplantı çıkışında,,,’in davacıya küfür ederek saldırdığını, davacının sözle cevap verdiğini, bu olaydan 15 gün sonra da davacının iş akdine işverenlikçe işyerinde çalışma düzenini bozduğu gerekçesi ile haksız şekilde son verildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve ücret alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, işyerinde davacı ile dava dışı ,,, hakkında yurtdışına kaçak yolcu taşıtmaya çalıştıklarına dair dedikodular yayıldığını ve bu hususta soruşturma açıldığını, alınan ifadelerde ,,,’in borçlarını kapatmak için 6.000 Euro karşılığında kaçak yolcu ile anlaştığını, bu paranın 1.000 Euro’sunu peşin aldığını, geri kalan 5.000 Euro’dan 4.000 Euro’sunu taşımâ karşılığında davacıya teklif ettiğini, davacının kabul etmemesi halinde bu işi yapacak şoför bulmasını davacıdan talep ettiğini, olayla ilgili olarak ,,, ve davacının ifadelerine başvurulduğunu, bu tespitler sonucu 22.08.2009 tarihinde olayın Merkezi Disiplin Kuruluna sevk edildiğini, bunun üzerine tarafların insan kaynaklarına davet edildiklerini, yüz yüze görüştürülmeye çalışıldıklarını ancak tarafların birbirlerine hakarete varan ifadelerine istinaden görüşmenin sonlandırıldığını, daha sonra davacı ve,,,’in insan kaynaklarından çıkarken karşılaştıklarını ve karşılıklı küfür ederek yumruklaştıklarını, bu olaylar üzerine davacının ve ,,,’in iş akitlerinin disiplin kurulu tarafından İş K. 25-II/d bendi uyarınca feshedilmesine karar verildiğini, davacının tebliğden imtina etmesi nedeniyle alınan kararın noter aracılığıyla davacıya tebliğ edildiğini, işyerinde prim sisteminin bulunmadığını, çalışanların maaş sistemi ile çalıştıklarını, davacının da asgari ücretle çalıştığını, davacıya gidilen ülkelere göre değişen miktarlarda harcırahın yol masrafları için verildiğini, bu ödemelerin süreklilik arz etmediklerini, imzalı yıllık izin kayıtlarının mevcut olduğunu, yurt içinde işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, yurtdışında da fazla çalışma yapmanın mümkün olmadığını, genel tatil günlerinde çalışılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Uyuşmazlık; davacı işçinin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, şayet haklı nedene dayanmakta ise 6 iş günlük hak düşürücü süre içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktalarında toplanmaktadır.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26 ncı maddesinde, fesih nedeninin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
4857 sayılı İş Kanununda, işçinin maddî çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddî bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkânı vardır.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
Haklı fesih nedeninin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez (Yargıtay 9.HD. 15.2.2010 gün, 2008/16869 E, 2010/3345 K). Örneğin, ücreti ödenmeyen işçi ödeme yapılmadığı sürece her zaman haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir. Bu örnekte işçi açısından haklı fesih nedeni her an devam etmektedir. Ancak işçinin daimî olarak bir başka göreve atanması veya iş şartlarının esaslı şekilde ağırlaştırılması halinde, bu değişikliğin sonuçları sürekli gibi görünse de işlem anlıktır. Buna göre sözleşmesini feshetmeyi düşünen işçinin bunu altı işgünü içinde işverene bildirmesi gerekir. Yine işyerinde işi yavaşlatma ve üretimi düşürme eyleminin süreklilik göstermesi durumunda, altı iş günlük süre eylemin bittiği tarihten başlar.
İşçinin ücretinin ödenmemesi temadi eden bir durum olmakla birlikte fesih hakkı ödemenin yapıldığı ana kadar kullanılabilir. Aksi halde Yasanın 24/III-e maddesinde öngörülen neden ortadan kalkmış olur. Fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup, bu süre içinde tebligatın muhatabına ulaşmış olması şart değildir
4857 sayılı Yasanın 26 ncı maddesinde öngörülen altı işgünlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.
Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.
Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez. Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması bu yönde olup, geçerli nedene dayanılarak yapılan fesihlerde belirtilen hak düşürücü sürelerin yerine “makul süre” içinde sözleşmenin feshedilebileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD. 2.2.2009 gün 2008/9790 E. 2009/1003 K.).
Dosya içeriğine göre; davacının iş sözleşmesi davacı gibi işyeri çalışanı olan ,,, ile işyerinde karşılıklı olarak küfürleşmesi ve kavga etmesi eylemlerine dayalı olarak 16.09.2009 tarihli yazılı fesih bildirimiyle feshedilmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge, tanık beyanları ve özellikle olay günü alınan görgü tanıklarının beyanlarından, karşılıklı küfürleşme ve kavga eylemlerinin sabit olduğu anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işverence feshe dayanak yapılan eyleminin 26.08.2009 tarihinde meydana geldiği, aynı gün görgü tanıklarının beyanlarının alındığı, disiplin kurulunun 05.09.2009 tarihinde toplandığı, 14.09.2009 tarihinde ise davacının iş akdinin İş Kanunu’nun 25/2 maddesi gereğince feshine karar verildiği anlaşılmakla, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesindeki 6 iş günü olan hak düşürücü sürenin geçmediği, bu nedenle haklı feshin süresinde yapıldığının kabulü ile davacının işyerinde ,,, isimli işçi ile küfürleşmesi ve kavga etmesi neticesinde iş akdinin haklı olarak feshedildiği anlaşılmakla, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de, kıdem tazminatı iş akdinin feshi halinde muaccel olur, bu nedenle kıdem tazminatının tamamına talep edilmek koşuluyla fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken kıdem tazminatı faizinin dava ve ıslah ayrımı yapılarak yürütülmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.