Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/16791 E. 2017/18985 K. 23.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16791
KARAR NO : 2017/18985
KARAR TARİHİ : 23.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan … avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 04.10.2008 tarihinde … Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. adlı işyerinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığını, işyerinin 02.11.2009 tarihinde tüm hak ve borçları ile davalı … Koruma Savunma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş.’ne devredildiğini, davalı şirketin diğer davalı Üniversitenin güvenlik işlerine ilişkin sözleşmesinin sona ermesi, yeni dönem sözleşmenin başka firma tarafından kazanılması üzerine davalı şirket tarafından iş sözleşmesinin 31.12.2012 tarihinde feshedildiğini ileri sürerek, bakiye kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davacının diğer şirketteki çalışmalarının sona ermesine müteakip son ücreti üzerinden kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, Aralık 2012 ayının da ödendiğini, davacı tarafından ibra edildiğini davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … Koruma Savunma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş. vekili, davacının işçilik alacaklarının ödendiğini, başkaca bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalıların iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili ile davalı … vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı aylık net 814,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalı şirket vekili davacının son aldığı maaşın net 892,25 TL olduğunu ve davacının hesabına yatırıldığını beyan etmiştir.
Dosyada mevcut 29.01.2013 tarihli İş-Kur tutanağında davalı işveren vekilinin imzası bulunmakta olup, davacının fesih tarihinde brüt ücretinin 1.250,23 TL olduğunun tutanak altına alındığı görülmüştür.
Mahkemece yaptırılan emsal ücret araştırmasında;…Sendikası, davacının 2012 yılındaki ücretinin net 1.250 TL olabileceğini bildirirken, … İş Sendikası aynı yıl için ücretin net 1.100 TL olabileceğini bildirmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacının ücret iddiasını kanıtladığı anlaşılmakta olup, aylık ücretin net 814,00 TL olarak kabul edilip işçilik alacaklarının buna göre hüküm altına alınması gerekirken aylık ücretin net 741,74 TL olarak kabulü hatalıdır.
3-Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu da taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Mahkemece hükme dayanak bilirkişi raporunda, dosyada mevcut imzalı aylık vardiya nöbet çizelgelerine göre davacının çalıştığı anlaşılan ulusal bayram ve genel tatil günleri karşılığının ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödendiği tespit edilmiştir. Davacının ödenmemiş ulusal bayram ve genel tatil ücretinin bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece bu alacak talebinin reddi gerekirken, gerekçesi de açıklanmaksızın bu alacağın hüküm altına alınması isabetsizdir.
Kabule göre de; dava dilekçesinde ulusal bayram ve genel tatil ücreti olarak 500,00 TL. istenmiş olup, bu alacak ıslah edilmemiştir. Mahkemece taleple bağlılık kuralı ihlal edilerek 700,93 TL. ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesi HMK’nın 26. maddesine aykırıdır.
4-Dosyaya sunulan imzalı aylık vardiya nöbet çizelgeleri sadece davacının çalıştığı günleri göstermekte olup, davacının çalışma saatlerine ilişkin bilgi ve kayıt içermemektedir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, ücret bordrolarında fazla mesai tahakkuku bulunan aylar bakımından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının yazılı deliller ile kanıtlanamadığı nazara alındığında, fazla mesai tahakkuku bulunan ayların hesaplama sırasında dışlanması yerine yapılan ödemelerin mahsup edilmesi hatalıdır.
5-Davalı Üniversitenin 2547 sayılı Yasanın 56. maddesi delaletiyle Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu düşünülmeden harç masraflarından sorumlu tutulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.