Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/21382 E. 2019/18659 K. 23.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21382
KARAR NO : 2019/18659
KARAR TARİHİ : 23.10.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının uluslararası tır şoforü olarak 22.11.2008 tarihinden iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği 03.11.2010 tarihine kadar asgari ücret ve sefer prim sistemi ile çalıştığını, İtalya-Avrupa arası dorseci olarak çalıştığını, aylık ortalama 3-4 sefer yaptığını, sefer başına 375-400 EURO sefer primi aldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, genel tatil alacağı, yıllık ücretli izin alacağı ve ödenmeyen ücret alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle feshedildiğini, davacının iş avanslarını iade etmediğini, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilmesi sebebiyle davacının kıdem tazminatı talep hakkı bulunmadığını, davalı şirkette dini ve milli bayramlarda çalışılmadığını, resmi tatillerde çalışılmadığını, davacının yurt içi veya yurt dışı görevinden sonra telafi izni kullandığını, davacının 2 yılını doldurmadığını bu nedenle bir yıllık izin hakkı olduğunu ve bunu kullandığını, hangi dönemlere ilişkin asgari ücret alacağının olduğunun belirtilmediğini, davalı şirketin davacıya ücret borcu olmadığını, sefer primi ödenmediğini, harcırah ödemesi yapıldığını ancak bunun yasal olarak ek gelir olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdini eylemli feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ücretinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37’nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı Yasa’nın 32’nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından dosyaya sunulan ücret bordrolarında 2010 Kasım ayı bordrosu hariç davacının imzası bulunmaktadır. Ücretlerin yatırıldığı banka hesabına davalı tarafça davacı adına parça parça ödemelerin yapıldığı ve ödemelerin eksik olduğu anlaşılmış olup davalı taraf ispata yönelik başkaca yazılı delil sunulmamıştır.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir.
Davalı tarafca cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmış, 11.02.2015 tarihli duruşmada davalı vekilince yemin teklif edecekleri kendilerine süre verilmesi talep edilmiş ve mahkemece yemin metnini hazırlayıp sunmaları için süre verilmiştir.
Davalı vekilince dosyaya sunulan 17.02.2015 tarihli yemin metninde davacıya “Davalı müvekkil şirketten almadığı ücret alacağı olduğuna” dair yemin etmesini teklif ettikleri belirtilmiştir.
Mahkemece 15.04.2015 tarihli celse de davacıya yemin teklif edilmiş ve davacı vekilince teklif edilen yemin metni kabul edilmişse de ücret alacağına yönelik olarak yemin teklifinin gereği yerine getirilmemiştir.
Ücretin ödendiğini ispat yükü davalı işverene aittir.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki ilkeler ışığında davalı delil listesinde açıkça yemin deliline dayanıldığından, davalı tarafca sunulan yemin metni doğrultusunda ücret alacağına yönelik yemin teklifinin usulü işlemleri tamamlandıktan sonra sonuca gitmekten ibarettir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilere iadesine, 23/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.